Hekimoğlu: Kitaplarımı tarihe not düşmek ve toplumsal bir görevin ifası adına yazıyorum

17 Kasım 2021 - 15:36

Eğitimci ve yazar Şükran H. Taşdelen, yazın dünyasına iki kitapla katkıda bulundu. Yağmurdan izler adlı kitabı ve örtüyü kuşanmak adlı deneme öykü kitabı okurlarından büyük ilgi gördü. Şuan üçüncü kitabı (roman)nın son hazırlıklarını yapmaktadır. Şubat aylarında yeni romanı kitapçıların raflarında yerlerini alacak. Şanlıurfa'da düzenlenen kitap fuarında değerli yazarımızla kitapları, düşünce dünyası ve hayatına dair bilgiler içeren röportaj gerçekleştirdik.

 Sümeyra Karatekin Tosun :  Öncelikle yeni kitabınız hayırlı olsun. Şükran hocamızı tanıyabilir miyiz,  kendinizden bahseder misiniz?

Şükran TAŞDELEN: Diyarbakır- Silvan doğumluyum. İlk, orta, lise ve üniversiteyi memleketim Diyarbakır’da okudum. Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Fakültesi Tarih bölümünden mezunum. Meslek hayatıma ilkokul öğretmeni olarak başladım. Son on yıldır alanıma döndüm ve halen bir lisede tarih öğretmeni olarak çalışıyorum. ‘28 yıldan beri Şanlıurfa’da yaşıyorum. Evliyim ve biri kız, dört çocuğum var.

 Sümeyra Karatekin:  Kitapları yazma gayeniz  ve okurlarınıza ulaştırmak istediğiniz ana mesaj nedir?

Şükran TAŞDELEN: Kitaplarımı tarihe not düşmek ve toplumsal bir görevin ifası adına yazıyorum. Bir eğitimci olarak sorumluluğum budur. Yaşanan hakikatler bunlardan habersiz nesillere aktarılmalı diye düşünüyorum. Toplumsal travmalardan geçen bir neslin insanıyım ve halen hak adına mücadelem devam ediyor. Ancak genç neslin hiçbir şeyden haberi yok.

Ana mesajım ise bu hayata boş yere gönderilmediğimiz, bir kulluk görevimizin olduğu... Gençlerin hayatın anlamını bulabilmeleri için akıllarını kullanarak, sorgulayarak tahkiki bir imanın imkanlarını bulsunlar isterim. Taklitten vazgeçerek, farkındalık oluşturarak hayatlarını kendi kararlarına göre yaşamaları. Nitekim bu hayatın hesabını da kendileri verecektir.

Sümeyra Karatekin: Yazı yazmaya ve kitap çıkarmaya ne zaman karar verdiniz? Bu kararınızda etken sebep neydi?

Şükran TAŞDELEN: Aslında ortaokul, lise zamanlarından beri yazmaktaydım. Yazdıklarımı edebiyat öğretmenlerime okutur onların görüşlerini alırdım. Çok beğenirlerdi yazdıklarımı ve bir gün muhakkak kitap olarak yayımlamamı tavsiye ediyorlardı. İçimde hep bu hayali taşıdım. Ancak üniversite hayatı, sonra evlilik, çocuklar ve meslek hayatındaki zorluk ve baskılardan dolayı uzun bir süre yazamadım. Fakat hep zihnimde yazılıyordu romanlarım, hikâye ve denemelerim.

"28 Şubat darbesinde başörtüsü yasağı yüzünden meslek hayatımdan ihraç edildim!"

Sonra 28 Şubat darbesinde başörtüsü yasağı yüzünden meslek hayatımdan ihraç edilince, atılan arkadaşlarımla beraber Şanlıurfa’da 7 yıl boyunca yayın hayatına devam eden bir dergi, çıkardık. Meslekten atılmıştık fakat biz toplumsal vazifelerimizi başka bir vesile ile sürdürüyorduk. Fikir, düşünce ve araştırmalarımızla başta kadın ve çocuklarımızın sonra da tüm toplumumuza bir değer katmaya devam ediyorduk. Yazma faaliyetim,  önce “Tefekkür” sonra “Genç Tefekkür Dergisi’nde” artarak devam etti. Dergimiz, benim yazma faaliyetimi çeşitlendirdi ve yeniden hayallerimi gerçekleştirme imkânı sundu. Dergi bünyesinde iki tane kitap basmıştık. Bu kitaplar “Hikayelerle Tefekkür” ve “Surelerle Tefekkür” adını taşıyordu. Bu kitaplarda kısa hikayelerim öykülerim yayımlandı. Yazılarımı ulusal gazetelere ve sitelere de gönderdim. Yayınlandı hepsi. Hatta kendi arşivimi bile oluşturdum hamdolsun.

Dergi çıkmaya devam ederken arkadaşlarım, biriken öykü, hikâye ve denemelerimi “Neden kitap yapmıyorum” diye sormaya başladılar. Bu deneme ve öykülerden birçok kişinin özellikle genç neslin faydalanmasını, kendilerine göre dersler çıkarmalarını ben de çok istiyordum. Gençlere nasihatlerimi, öykü ve hikayelerle yapmak istedim.     

 

Sümeyra Tosun: Hangi kesimin kitaplarınızı daha çok okumasını isterdiniz?  Kitabınız daha çok kimlere hitap ediyor?

"hedef kitlem gençler"

Şükran TAŞDELEN: Elbette ki genç kesimin… Ancak yazdıklarımı her kesimden insanın okumasını da arzuluyorum. Onların da öykülerimde kendilerinden bir parça bulmalarını istiyorum. Ama hedef kitlem gençler. Hani Jack Mo bir konuşmasında diyor ya; “30-40 yaşa kadar kendin bir şeyler yap;

40- 50 yaşlarda iyi olduğun işler yap;

50- 60 yaşlarında gençleri desteklemeye harca ve ;

60 yaş ve üzerinde torunlarınla zaman geçir.

Ben de bunu yapmaya çalışıyorum galiba. Ellili yaşlardayım ve gençler için üretmek istiyorum. Kitaplar bu amacımın aracıdır. Umuyorum ki faydalı eserlere imza atmayı Rabbim bana nasip eder. 

Sümeyra Tosun: Okurlarınıza ve özellikle de gençlere okuma alışkanlığı kazandırmak için tavsiyeleriniz neler?

Şükran TAŞDELEN: Gençler; Okumayı bir ödül olarak görsünler. Bir yük ya da can sıkıcı bir zorunluluk olarak değil. Çünkü her etkili okumanın mutlaka hayırlı ve güzel sonuçları olacaktır. En başta da düşünmeyi, üretmeyi ve hayata değer katmayı öğreneceklerdir.  Bunun için de biraz azim göstersinler. Bir kitabı okumaya başlar başlamaz anlamıyorum deyip bir kenara atmasınlar. Cümlelerde yazılanları fark etsinler. Anlayarak okusunlar. Hatta annelerine veya kendilerini dinleyen birilerine sesli okuyup paylaşsınlar. Varsın başlangıçta bir kitabı bir ayda bitirsinler. Bu önemli değildir. Sonrasında okuma hızları şaşırtıcı bir şekilde artınca hafta da bir hatta üç günde bir kitap bitireceklerdir. Üniversitede ben günde bir kitap okuyabiliyordum. Hafta da yedi kitap demektir bu bazen de sekiz... Ee tabii o zamanlar annem babam var, ekmek elden su gölden. Çoluk, çocuk yok. Gençler sabretsinler ve imkanlarını zorlasınlar; sabrın sonu her zaman kurtuluş ve selamettir.

Ben çocuklarıma okuma alışkanlığını elimden kitapları düşürmediğim ve akşamları onlara sesli hikâye ve masalları okuyarak verdim. Her zaman “Kitap okuyarak kendimi ödüllendiriyorum ve kendime aferin diyorum” derdim. Bu da benim lüksümdü. Gerçekten de öyleydi. Kitap okumak kendimi şımartmak ve ödüllendirmekti. Ah! Tabii ki faydalarını da her zaman gördüm.

Sümeyra Tosun: Son soru sizin okuduğunuz ilk kitap hangisi?  Ve örnek aldığınız sizi etkileyen yazar kim ya da kimler?

Şükran TAŞDELEN: İlkokul birinci sınıftan beri harçlıklarımı kitaba harcayıp çok kitap okuduğum için biraz düşüneyim. Klasik çocuk kitaplarını çıkarırsak beni etkili ve sorgulayıcı okumaya yönelten ilk kitaplardan biri Necip Fazıl’ın “Çöle İnen Nur” adlı kitabıydı. Sonrasında üniversitede dünya klasiklerinin hemen hepsi… Fakat bende ufuk açıcı en etkileyici kitap daha üniversitede okuduğum ve halen ders kitabı yaptığım Metin Önal Mengüşoğlu’nun “Düşünmek Farzdır.” Kitabı. Ali Şeraiti beni en çok etkileyen alim- yazardır. Hele “Dine Karşı Din”, “İki Sure İki Yorum” Medeniyet ve Modernizm” kitapları beni mest etmişti. Bir de Mehmet Alagaş’ın kitap serisinin tümünü okumuştum. Öyle ki dergi yazılarımda onun üslubunu bulan arkadaşlarım vardı. Bana onun gibi yazıyorsun demişlerdi. Çok güzel bir iltifattı bu. Tolstoy’un “İnsan Ne ile Yaşar?” Knut Hamsun’un “Açlık” ve niceleri… Düşünce ve fikir dünyamı zenginleştiren nice değerli alimin, yazarın kitaplarını okumak nasip oldu hamdolsun. Okuduklarımın tümünü şuan sıralayamam belki  ama okuduğum tüm kitapların listesini yaptım. İsteyenlerle bu listeyi paylaşıyorum. Halen de okuduğum kitapları ekliyorum listeme. Okuma yelpazem oldukça geniştir. Bu yüzden olur ki listeme ulaşan olursa şaşırmasın diye uyarayım.

İyi ki Rabbimin “OKU” çağrısına uymuşum ve iyi ki kitaplar var.  Çünkü Rabbimin Kelam-ı Kadim’ini mealinden okumaya başladıktan sonra bende bilinçlenme ve farkındalık oluştu. Bunun da Rabbimin bana büyük lütfu olduğunu diye düşünüyorum.  Hayata anlam katan en güzel nimet en önce Rabbimin son mesajı Kur’an-ı Kerim sonra kitaplar. Gençler kendilerini mahrum etmesinler, azimle ve devamlı okusunlar. Kazananlardan olduklarını göreceklerdir.

Sümeyra Karatekin: çok güzel ve etkileyici bir sohbet oldu hocam çok teşekkür ederim.

Şükran H. Taşdelen:  Roportaj için ben teşekkür ederim

Röportaj/fotoğraf: Sümeyra Karatekin Tosun

 

urfaradikal.com