Şanlıurfa Hemofili Derneği'nden Sağlık Bakanlığı'na Çağrı: "Yerli Plazma Projesi Neden Durduruldu?"
Şanlıurfa Hemofili Derneği Başkanı, Türkiye'de bir dönem hayata geçirilen yerli plazma kaynaklı kan ürünü üretim projesine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Dernek Başkanı, projenin neden sonlandırıldığına dair kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini belirterek yetkililere çağrıda bulundu.
Silivri’de Başlayan Milli Proje Akamete Uğradı
Açıklamada, Türkiye’nin milli ilaç vizyonu kapsamında, plazma kaynaklı kan ürünü üretimi amacıyla Silivri’de 300 dönümlük arazi tahsis edildiği, yerli üretim hedefiyle ilaç fabrikasının planlandığı ve plazma kaynaklı Haemoctin markalı ürünlerin kamu hastanelerine stok olarak dağıtıldığı hatırlatıldı.
Bu süreçte hemofili hastalarının reçeteleri düzenlendikten hemen sonra ilaçlarına hastane eczanelerinden kolaylıkla ulaşabildiği vurgulandı. Ancak projenin iki kez akamete uğradığı ve tamamen durdurulduğu ifade edildi.
Dernek Başkanı şu soruları gündeme taşıdı:
Bu proje neden durdurulmuştur?
Kimler bu sürecin önünde durmuştur?
Neden kapsamlı bir inceleme yapılmamıştır?
İddialara göre, rekombinant ürün üreten firmalarla yürütülen ilişkiler ve bazı yapıların etkisiyle yerli plazma projesinin rafa kaldırıldığı ileri sürülüyor. Eğer böyle bir durum söz konusuysa, bunun şeffaf biçimde araştırılması ve hukuki gereğinin yapılması gerektiği belirtildi.
Hemofili Hastalarının Yaşadığı Sorunlar
Dernek Başkanı, hemofili hastalarının zaten yaşam boyu süren ağır bir hastalıkla mücadele ettiğini hatırlatarak, şu sorunlara dikkat çekti:
1 yıllık rapor hakkı varken 3 aylık rapor uygulamasına zorlanmaları
Belirli rekombinant ürünlerin dayatıldığı yönündeki iddialar
Kamu ve üniversite hastanelerinde bazı çevrelerin yönlendirme yaptığına dair endişeler
Firma–dernek–uzman ilişkileri üzerinden menfaat çatışması şüpheleri
“Hiçbir hemofili hastası tedavi tercihi konusunda baskı altında bırakılamaz” denilen açıklamada, tedavi seçiminin ticari yönlendirmelerle değil, hastanın klinik durumu ve hekim–hasta ortak kararıyla belirlenmesi gerektiği vurgulandı.
Bilimsel literatürde inhibitör gelişiminin hayati önem taşıdığı, bazı çalışmalarda rekombinant faktör ürünlerinde inhibitör gelişim oranlarının daha yüksek olabildiği; plazma kaynaklı ürünlerde ise bazı hasta gruplarında daha düşük oranlar bildirildiği ifade edildi. Ancak bu oranların hasta grubuna ve çalışmalara göre değişebileceği de not edildi.
“Sağlık Ticari Değil, Hayati Bir Meseledir”
Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere ilgili tüm kurumlara çağrıda bulunan Dernek Başkanı, devletin sorumluluklarını şu şekilde sıraladı:
Şeffaflık sağlamak
Olası çıkar ilişkilerini araştırmak
Hastaların tedaviye erişimini kolaylaştırmak
Yerli üretim projelerini desteklemek
Uzun süreli rapor süreçlerini hastayı yormayacak şekilde düzenlemek
Açıklamada, “Hemofili hastaları pazarlama stratejilerinin konusu olamaz. Sağlık ticari değil, hayati bir meseledir” ifadelerine yer verildi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü bir devlet olduğuna vurgu yapan Dernek Başkanı, iddiaların ciddiyetle ele alınacağına ve gerekli incelemelerin yapılacağına inanmak istediklerini belirterek sözlerini şu cümleyle tamamladı:
“Hemofili hastaları yalnız değildir.”