Susma...


Sevdiklerimin esbabı mucibesi, kaderimin en nazenin cilvesi… Başımı yasladığımda yorgun dizlerine, bir kuşun konunca ağaca irkilen yaprağı gibi titrer yüreğim. Talihim, kaderim sevincim, kederim. Hıncımız bir hıçkırığımız aynı bizim. Birlikte gözyaşı döktüğüm birlikte yaşlandığım, söyle bana nasıl severim artık 10 Kasımı?   
            Susma! suskunluğun felaketimin tellalcısı, nedendir isyanıma gebedir intiharıma. Sözün elfazın en güzeli. Tüm manalı cümlelerimi bir lafzına kurban ederim. En içten en mükerrer niyazım; her akşam terennümün ile uyuyayım, her gün ağardığında sesinle/seninle uyanayım…
            Noksanım, kusurdan azade gözlerin bakmasın gözlerime, hayrete daldırma her gece beni, akmasın gözümde yıllanmış yaşlar, zemheriye çevirme mabeynimizdeki baharı…
          Yokuşta tırmanırken tutmasam elini, bedenimden ayrılsın o elim… Matlubum, gittiğin yere bırakmak değil ki seni… Lütufların en güzeli, şahsımdan önce dar-ı bekaya gidip maziye gark etme beni, beceremem sana dair anılarla yaşamayı. İzdivaçtaki yemine gerek var mı! beraber yola çıktık beraber ıslandık beraber gideceğiz kabristana…