Mü'minlerin Bazı Özellikleri


 Kur'an'ı Kerimde ve Sünneti Seniyyede Mü'minlere ait bir çok özellik serdedilmiştir. Yaşanması ve düşünceye sirayet etmesi açısından bugün bu özelliklerden sadece birkaç tanesini dile getirmekle iktifa edeceğim.
 Mü'minler; söyledikleriyle, yaptıklarıyla ve yazdıklarıyla Müslümanları sevindiren; kafirleri ve özellikle de münafıkları kızdıran, hatta çileden çıkaran kişilerdir. Şayet kafirler ve münafıklar Mü'minlerin eylemlerinden ve söylemlerinden kırmızı görmüş birer boğaya dönmüyorlarsa imanlarını tekrar gözden geçirmelidirler. Çünkü Mü'min, Kur'an'a göre kendisine yol çizen, yap dediklerini yapan, yasaklarından kaçınan ve bu minvalde kendisine bir istikamet belirleyen kişidir. 
 Mü'minlerin en önemli özelliklerinden biri: "Muhammed, Allah’ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler..." (Fetih/29) ayetiyle vurgulanmaktadır. Bu ayetin iki önemli emri vardır. Birincisi Mü'minlerin kendi aralarında merhamet çizgisine riayet etmeleri, diğeri de kafirlere karşı tavizsiz bir tutuma sahip olmalarıdır. 
 Ancak günümüzde kimi Müslüman bu ayeti ya hiç duymamış ya da hiç anlamamışlar. Hatta kimi Müslüman bu ayetin tam tersi bir manası varmış gibi bir anlayışa sahip. Uygulamalarında ve anlayışında bu durum ortaya çıkıyor. 
 Kimi Müslüman'ın yazdıklarına baktığımızda her kelimesi Mü'minlerin kalbine isabet eden sivri bir ok gibi keskin. Davranışlarına dikkat ettiğimizde de kafirlerin davranışlarından farksız. Hatta Müslümanlar arasında savaş çıkaracak cesareti kafirlere karşı sergilemekten de aciz.
 Bir Müslüman'ın söylediklerinden, yaptıklarından ve yazdıklarından Mü'minler hüzünleniyor ve üzülüyorlar da kafirler ve münafıklar alkış tutmak için sıra bekliyorlarsa büyük bir sorunun varlığına işarettir. Bu durumda ya kafirler imana gelmiştir ya da ismi Müslüman olan bu kesimin kafirlerden bir farkı kalmamıştır. Belki de söylemlerine, fiillerine ve kavillerine yön veren ve istikamet çizen din, İslam dini değildir. Belki de Allah muhafaza, Yüce İslam dinini kendisine göre revize etmiştir. 
 Hz. Muhammed ( s.a.v.)'in her sözü ve her eylemi Mü'minlerden yanaydı. Hatta kafirleri ve münafıkları kinlerinden ve kıskançlıklarından gebertecek durumdaydı. Bir ayeti kerimede Yüce Allah: "... De ki: “Öfkenizden ölün!” (Al-i İmran/119) ayeti bu durumun en bariz göstergesidir. 
 Mü'min bilinçli bir insandır. Neyi niçin yaptığını çok iyi bilir. Yaptıklarının neye matuf olduğunu bildiği gibi kimin yararına veya zararına olacağına da vakıftır. O yüzden Mü'minler; söylediği her kelimenin, sergilediği her davranışın, takındığı her edanın kimin faydasına olacağını en ince noktasına kadar hesabını yapar. 
 Mü'minlerin ulu orta sergilediği, Müslümanları kızdıran sıradan bir davranışı olmaz/olamaz. Hele kafir ve Münafıkları sevindirecek bir oluşumun içinde asla yer almaz/alamaz. Dünya menfaati karşısında boyun bükerek kafirlerin safında durmaz/duramaz. Bu durum sadece bir davranış meselesi değil aynı zamanda bir karakter, bir inanç, bir ahlak meselesidir. 
 Mü'minlere; kafirlere benzemek, onlar gibi yaşamak, onlar gibi konuşmak ve onlar gibi boş fikirlerin peşinden savrulmak yakışmaz. İstese de bu gibi durumlara tevessül etmez. Çünkü Müslümandır, Yüce Allah'a teslim olmuştur. İnandığı bir değeri, inandığı bir dini vardır. O halde dinin gereklerini de yerine getirmelidir. 
 Bu dünyada lafla peynir gemisinin yürüyemeyeceğine inananlar; söz ile Müslüman olduğunu söylen kişilerin cennete gitmeyeceklerine de inanırlar. Çünkü Yüce Allah: "İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler." (Ankebut/2) buyurmaktadır.