Ateşin Düştüğü Yer Yanar


 Yaklaşık altı yıl önce PKK terör örgütü militanlarınca kaçırılan 13 masum vatandaşımız dün başlarına kurşun sıkılarak şehit edildi. En kanlı savaşlarda bile rehineler öldürülmediği halde PKK bu alçaklığı da yaptı. 
13 baba ocağına ateş düştü 
13 ananın yüreği yandı 
13 sevgilinin boynu büküldü 
13 babanın çocukları yetim kaldı 
Kuşkusuz 13 şehidimizin ayrı ayrı hikayesi vardır. Yerimizin darlığından ötürü Gazeteci sayın Yeliz Koray gibi ben de sadece bir şehidimizi konu edeceğim. 
Malatya’lı Semih Özbey. Jandarma Astsubay olarak Rize’de görev yaparken kanser hastası olan annesini ziyaret edip helalleşmek için 17 Eylül 2015 günü memleketi Malatya’ya gelmek üzere yola koyulur.  
Kader bu ya!  Tunceli Pülümür yolunda PKK lılar aracı durdurur. Aracı ateşe verip Semih’i eli bağlı şekilde ormanlık alanda bilinmeyen bir yere götürürler. 
Semih’in babası oğlu ve diğer kaçırılan 12 can için müteaddit defalar yetkili mercilere başvurur. Çalmadık kapı gitmedik yer bırakmaz. Başta Cumhurbaşkanlığı olmak üzere Başbakan, Meclis Başkanı, Bakanlar, TSK ve Emniyet yetkililerinin kapısını çalar. Her seferinde eli boş döner. 
Daha sonra 13 aile bir araya gelerek TBMM ne gider. Herkese yalvarırlar ama yine bir netice alamazlar. 
TV kanalları da Semih ve 12 arkadaşına ekranı kapatır. Yazılı basın ise hiç oralı bile olmaz. Acun’dan boşanan Şeyma’nın, sevgilisinden şiddet gören Sıla’nın, yedinci evliliği yapan şarkıcı yosmasının haberi daha önemlidir onlar için. 
Aradan birkaç ay geçer. Bu kez Semih’in kız kardeşi Beyza, Malatya’ya gelen Recep Tayyip Erdoğan’la görüşme imkanı bulur. Durumu izah eder; “kardeşimi ve kaçırılan diğer askerleri kurtarın” der. 
“Yapabileceğim bir şey yok” cevabını alır. 
Oysa yapılacak çok şey vardır. 
Her seferinde Osmanlı torunu olmakla övünürüz. Ama icraata gelince ortaya bir şey koymayız. Bilindiği üzere bir dönem Fransa’da kadınlı erkekli birbirine sarılarak ayakta dans yapma akımı baş göstermişti. Bu dansın kendi ülkesine sirayet edebileceği endişesini taşıyan zamanın Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman Fransa kralı Fransuva’ya şöyle bir mektup yazar; 
“Ben ki krallar kralı Sultan Süleyman Han’ım. Sefirimden aldığım habere göre memleketinizde dans adı altında Kadın-erkek birbirine sarılmak suretiyle alemele-innas (herkesin gözü önünde) icra yapılmaktadır. İş bu rezaletin memleketime sirayeti ihtimali muvacehesinde name-i hümayunum elinize ulaşmasından itibaren derhal son verilsin. Aksi takdirde orduyu toplayıp sefere çıkarıyorum.” 
Bu mektup üzerine Fransa’da tam 100 yıl dans yapılmadı. 
İşte kararlılık budur. Demek ki istenirse yapılacak iş varmış.  
Tam altı yıldır 13 ailede “anneler günü” “babalar günü” kutlanmadı. Bundan sonra da kutlanmayacağı gibi yürekler hep buruk kalacak. 
Ama biliyoruz ki sizler için hiç önemi yok. Ateşin düştüğü yer yanar. Hem onlar kim ki? Hatırlanmaya bile değmez.  
Önemli olan parti kongrelerinizdir. Üç oy fazla almanın yollarıdır. İktidar koltuğudur. 
Şehitlerimize Allah’tan rahmet kederli ailelerine başsağlığı dilerim.