Reklam
Kadın mı Sorun, Zihniyet mi?
Aysel Kelekçi

Aysel Kelekçi

Kadın mı Sorun, Zihniyet mi?

24 Ağustos 2019 - 23:40


          Kadın sorunu diye bir şey yok. Kadın sorun değil çünkü. Kadına sorunmuş gibi bakan bir zihniyet sorunu var. Toplumun baskısı... Gelenekler, dinsel inanışlar, bunların biçim verdiği toplum, çevresel koşullar, değer yargıları... Özellikle de erkeklerin egemen olduğu toplumlarda yanlışlar hep kadın hanesine yazılır. Erkek hep masum, kadın ise hep suçludur... Töre, gelenek, toplumun ahlakı, kültürel doku hep kadını ikinci plana iter ve dahası suçlar... Erkeği yaptıklarından ötürü över veya görmezden gelir kadını ise yerer, kötüler...

         Kadın ve erkekten oluşan toplum, örfi veya dinsel saiklerle yahut hukuki yaptırımlardan ötürü faturayı kadına keser. Kadının içine düşürüldüğü durumu görenler oradan çıkabilmesi için topu yine kadına atarlar. Haklılık payları olmasına rağmen çözüm olarak yeterli değildir. Bilge erkeklerin etkisi de yetersiz kalmaktadır bu duruma.

          Aslında kadının sorunlaştırılmasını parça olarak ele almak yanlış. Sorun egemen güçlerin insanı toplu olarak manipüle etmesinden kaynaklanıyor. Bu yapı içerisinde insan bir koyun misali etinden, sütünden, yününden, derisinden faydalanılan bir sömürü metasına dönüştürülmüş. Böylesi konjonktürde de en çok kadın nasibini almış.

         Mesele insanlık meselesi. Mesele topluca sömürülme, iradesizleştirilme, köleleştirilme, istismar edilme meselesi. Durum böyleyken genel sorunun yerine kadın sorununu koymak farkında olmadan gündem yozlaşmasına sebep oluyor. Kadın sorunu meselenin en önemli ve can alıcı kısmını teşkil etse de bütünü gözden kaçırmaya sebep olmamalı.

          Bu nedenlerle yeni bir paradigmaya ihtiyaç var. Daha da önemlisi o yeni paradigmayı temsil edebilecek bir topluluğa ihtiyaç var. Bu topluluk öyle bir toplumsal bilince sahip olmalı ki; her şeyden önce insana insan olarak bakmalı ve hiçbir surette ötekileştirmemeli.

          Farklılık bir hayat gerçeğiyken ve gelişim aslında farklılığa bağlıyken, farklılıkları çatışmaya dönüştüren odakları görmeli, resmi/gayri resmi otoritelerin halkları/toplumları kontrol altında tutma araçlarından olan ayrıştırma ve bu ayrıştırma üzerinden kontrol etme oyunlarına bir şekilde dur diyebilmeliyiz. Böyle bir topluluk gasp edilmiş haklarını gücüne bağlı olarak süreç içerisinde teker teker de olsa alacaktır. Kadın da hak ettiği yerde kendini bulacaktır.

          Bilinçli halkların karşısında hiçbir şey duramaz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum