Reklam
Reklam
Ahir zamanda aile olmak
Dilek Demir

Dilek Demir

Ahir zamanda aile olmak

04 Mart 2021 - 22:08

Ben olarak yaşadığımız fıtratımızın biz olduğu yuvadır aile, eşimiz, kızımız, oğlumuz, anne babamız kardeşlerimiz ile ben’liğimizin  biz’leştiği kurumdur aile.  Ailenin olduğu yerde, huzur, güven, sadakat ve vefa  vardır. Fakat bütün insanlık  ahir zaman gerçeğinden etkilendiği gibi aile kurumu da etkilendi. Modern dünya olma  yolunda birçok değerlerimize gerek gizliden gizliye, gerekse apaçık bir şekilde saldırıldığı bu çağda maalesef ki ailelerimizde bu saldırılardan nasiplendi. 
Ama tüm saldırılara rağmen ahir zaman şuuru içerisinde bilinçli olmamız gereken yegâne konudur aile, zira ailenin olmadığı yerde, paramparça bir gençlik, merhamet ve sevgiden mahrum bireyler, ömür verip maddi manevi bedel ödedikleri halde huzur evlerinde son bulan ebeveynlikler, karanlık gecelerden daha kararmış benlikler, birbirine huzur veren bireyler değil ömür yiyen bireyler kurumuna dönüşür bütün yuvalar.
Kimsenin özel hayatına dâhil olmak niyetinde değilim, aile danışmanı da değilim, uzman bir pedagog da değilim. Ama aziz dinim bana her konuda uyanık ve bilinçli olmayı emrediyor. Ve helal yollarla aile olma şerefine ermiş bireylerin bu şerefe sahip çıkması gerektiğini söylüyor.  

‘’sudan bir insan yaratıp onu nesep ve sıhriyet ( kan ve evlilik bağından doğan ) yakınlığa dönüştüren O’dur. Rabbinin her şeye gücü yeter. ( Furkan süresi 54.)

Yine ‘’ oysa o ( dünyada )  ailesi arasında sevinç içindeydi. (inşikak süresi 13.) 

 Ayetleri bizlere aile bağlarının öneminden bahs etmektedir. 
Fakat ahir zamanda olmak birçok acı gerçekle bizleri karşı karşıya getiriyor. Bu gerçekler le yüzleştikçe imtihan olunduğumuzu ve ahir zaman Müslümanlarından olduğumuzu unutmamalıyız. Kimliğimiz, kişiliğimiz, geleneklerimiz, bilgi birikimlerimiz, fikirlerimiz hatta duygularımızın bile kimi zaman olumsuz etkilendiği bir hakikat duruyor karşımızda bunu görmezden gelemeyiz. Eğer bu hakikat çerçevesinden hayata bakabilir isek inşallah yolumuz bize kolay olacak kendimizi ve ailemizi koruma altına almış olacağız inşallah. Ahir zamanda insan olmak, Müslüman olmak, kadın olmak, erkek olmak yaşlı olmak, genç olmak ve de çocuk olmak çok kolay işler değil dostlar. Nasıl ki bilinçli bireyler olarak modern dünyada yaşamanın zorluklarını dillendirip kendimizi bir takım şeylerden soyutlayıp coşkun akan nehirlere tersten yüzerek benliklerimizi korumaya çalışıyor isek ailemizden de mesulüz. 
Aile olmak derken mutlak manada anne baba ve çocuklardan bahs etmiyorum. Kimi zaman anne ve çocuklar, kimi zaman baba ve çocuklar olabiliyor. Bazen anne ve baba olmuyor ama babaanne ve dedeler oluyor, bazen çocuklar olmuyor sadece eşler oluyor bir çatının altında. Aile dediğimiz kavram içerik olarak salt bireylerin sayısından oluşmuyor. Aile dediğimiz kavram aynı çatı altında ki bireylerin birliğinden oluşuyor. Hatta öyle ki bazı iş, okul vs. gibi sebeplerden dolayı aileden uzak kalınsa bile bu birlik bozulmuyor. Birlikten muradımız da aynı düşünce ve fikirler değil aynı huzurun tadına varmak, anlaşmak, beraber gülebilmek, saygı ve sevgi çerçevesinde oturulan sofralarımızda yemeğin lezzetinden önce aile olmanın lezzetine varmak gerek, hamd ile şükür ile.
Birçok yönden ahir zamanın etkilerini hissettiğimiz hayatımızda, aile ilişkilerimizin de ahir zaman dan etkilendiğini görmezden gelmeyelim.  
Şöyle ki;  bunca alışveriş çılgınlığı içerisinde, şaşalı bir hayatın sunumunun her gün TV ve sosyal medya da yapıldığı bir dünyada, süsün ev eşyalarının tamamen kadın fıtratına hitap ettiği büyük büyük avım lerin her semtte bulunduğu bir dünyada, kadın olmak çok mu kolay acaba?  Diye düşünmeliyiz.   Dünyevileşmenin her türlüsünü nefis arzular dostlar ama eğer bunca reklam ve dayatılan dünyevileşme çılgınlığına rağmen kadınlarımız sadelikten yana ise, eşinin helal parasını helal yollarda harcıyor ev eşyaları değiştirerek eve huzur getirmeye çalışmıyor ise, çocuklarını ihmal etmeden ekmek soğan dahi olsa sofrasına hamd ve şükür ile başlıyorsa bu kadın ahir zaman mücahidesidir, ailenin şerefli ferdidir.

Yada bir erkek bunca haramın dolaştığı bir ortamda gözünü haramdan sakınıyor ise, helal kazanç elde etmek için en zor yollara göğüs gerip haram olan kolay yollardan kaçınıyor ise,  çocukları ve eşinin temel ihtiyaçlarını sevgi ve saygı çerçevesinde sağlıyor ise, bağırıp çağırıp güç gösterisi ile değil de  Kavvam olmanın verdiği otorite ile evine huzuru sağlayabiliyor ve ailesini kimseye muhtaç etmeden koruyabiliyor  ise bu erkek ahir zaman mücahididir. Ailesinin komutanıdır.
Hele de gençler, ah gençler en zoru onların imtihanı bence, zira son zamanlarda pandemi sebebiyle evde kalan gençlerden ve çocuklardan dolayı anne babalar pek te şikayetlendiler. Evet haklı oldukları noktalarda var ama bu çağda genç olmak bu çağda çocuk olmak çok mu kolay? Dostlar.
Sosyal medya başka bir şey diyor anne baba başka bir şey,
Okul başka bir şey diyor abi abla başka bir şey, gelenek kültür başka bir şey diyor modern dünya başka bir şey.
Çocuklar bizden uzaklaşmadan yenidünyaya adapte olmaya çalışıyorlar. Okudukları kitaplar bile artık içeriğine hâkim olamadığımız kitaplar. Arkadaş ortamlarını kontrol etmek nerdeyse imkânsız hale gelmiş. Herkesin sosyal medyadan tanımadığı yüzlerce arkadaşı var. Geçenlerde ergenlik çağındaki iki gencin sohbetine tanık oldum. Birisi diğerine dedi ki 
_ Benim Almanya’daki arkadaşım la şöyle şöyle konuştuk.
İnanın hayretler  yaşadım. On üç on dört yaşındaki çocuğun Almanya’dan nasıl arkadaşı olur hele de görmediği akraba ve aileden biri olmadan. Bende nerden tanıştınız bakalım ta Almanya’dan diye sordum, adını şuan telaffuz edemediğim bir oyundan bahs etti. Hayretim ikiye katlandı dostlar. Çocuklara sunulan hayata bakar mısınız? 
Hatırlarsınız aklıma bizim zamanımızdan bir örmek geldi. Muhtemelen hepinizin duyduğu bir hakikattir. Bizim zamanımızda anne babalarımızın bize söylediği en tehlikeli insan tipi yabancı kişiydi. İşte aman yavrum yabancı biri sana şeker verirse sakın alma, yabancı biri seni çağırırsa sakın gitme derdi anne babalarımız. Şimdilere bakıyorum da aile içi yabancılaşmış herkes birbirine. Kimin kaç tane arkadaşı var hangisi gerçek arkadaş hangisi sanal arkadaş ayrımını kim yapabiliyor. 
Öte taraftan gençlik demek özgürlük demek diye boy boy reklamların yapıldığı, çılgınca giyim kuşam ve boyalarla kişilik sentezi yaşanan bir zamanda, hatta cinsiyetlerinin bile kendilerine ait olmamasının dayatıldığı dehşet verici grupların yaygın olduğu bu çağda, emek vermenin ne olduğunun bilinmeyip baba parası yemenin üst sınıf olduğu şu dünyada genç olmak çok mu kolay acaba dostlar?
Eğer gençlerimiz şu ahir zamanda yaşamalarına rağmen babanın sözünden çıkmıyor, gizli işler yapmıyor, ailesine arkadaşlarından bahs ediyor hatta tanıştırıyor ise, her gün sofralarımızda bizimle beraber oturup aile muhabbetine (saçma da olsa :) ergenlerin şakaları )  şakalarıyla da olsa eşlik ediyorlar ise, anne babaya saygısızlık yapmayıp aile içi mesellerle ilgileniyorlar ise, hele de kıble ehli olup namaz ve Kur’an dan az da olsa nasiplenebiliyorlar ise, bence bu çağın en temiz en şerefli gençliğidir,  çocuklarıdır evimizdekiler.

Psikolojik savaşlar içerisinde bütün insanlık.
 Herkes etkileniyor bu savaşlardan. Aile kurumu da maalesef ki etkileniyor. Aile de huzuru sağlamak toplumda huzuru sağlamak demektir. Aile demek birçok farklılığa rağmen bir arada olmak demek. Tabi ki Müslümanlar olarak temel gayemiz aile içerisinde Allah’ın hükümlerinin geçtiği bir yuva kurmak. Rabbim bu hassasiyetleri taşıyan her kardeşimin evini Salihlerin yuvalarından bir yuva eylesin. Aile demek güven huzur ve sükûnet yeri olamıyorsa dayatılan dini vecibelerin de maalesef ki aileye pek faydası olmuyor.
Eşlerimizle ve çocuklarımızla bir arada olup cehennem hayatı yaşamak ve yaşatmak aile olmak değildir. Zehir zehirdir, sofraya ne kadar süslü tabaklarda getirilse de zehir olma özelliğinden hiçbir şey kaybetmez. Aile ilişkilerimiz zehirli hal almış. İdare etmek tahammül etmek sabır etmek gibi kavramların yerini, ben sana muhtaç değilim, ben özgürüm, ben özgüveni olan biriyim gibi tamamen aile kurumunu ortadan kaldıran kavramlar almış. Oysa aile olarak hepimiz birbirimize muhtacız, birbirimizle mutlu olmak birbirimizde sükûnet bulmaktır aile olmak. Birbirimizin bağrında birbirimize her halimizle yerimiz yoksa bir arada olsak ta aile olamıyoruz demektir dostlar. Her akşam aynı sofrada oturup ruhları ayrı kulvarlarda gezenler aile olamaz. Babanın karşısında konuşamayanların dışarda ne naralar attığını hesaplayamıyoruz bile. Sadakatin olmadığı bir ortamda sevgiden nasıl söz edebiliriz. Eşler arası uçurumların bulunduğu bir ortamda içilen çayın nasıl bir lezzeti olabilir ki dostlar. Rabbimiz bize dua etmeyi öğretirken ‘’bize dünya da da iyilik ver ahirette de iyilik ver’’ diye kendisine dua etmemizi istiyor. Zira dünya nimetlerine sahip olmak ta şükreden bir kul için en büyük güzelliklerden birisidir. Huzura ve sükûnete dayalı bir aile ortamı dünyadaki iyiliklerin en başında gelir. Aile ortamında sağlıklı yetişen bireyler topluma karışınca iyi bir patron, iyi bir işçi iyi bir eş, iyi bir gelin iyi bir damat, iyi bir öğrenci vs. insanlardan olarak evdeki huzur ve sükûneti kendisiyle her yere taşırlar.
Yani dostlar demem o ki; herkes kendi imtihanını veriyor. Ortada çağın ve modern dünyanın dayattığı bir takım sorunlardan sadece kendimizin zorlandığını düşünmeyelim. Her yaştan her insan kendi çağının sorumlu bireyidir. Ve her sorumlu birey sorun yaşamaktadır.

 Benliklerinin oluşmasında gençlere destek olmak onları disiplin, sevgi ve merhametle büyütmek ebeveynler olarak boynumuzun borcudur. Bir kadının ruhunu okşamak ona çağın dayattığı şaşalı bir hayatı elinin tersiyle ittiği için en güzel iltifatlar ve en güzel övgülerde bulunmak erkeklerin boynunun borcudur. Çünkü Kadın sevgisiz ve ilgisiz kalınca ölür. Bir erkeğe saygı duymak onu onaylamak ve çocuklarına da evin babasına nasıl davranılacağının eğitimini vermek, helal kazancı helal yollarda harcamak ve evin reisinin Kavvam olmasına gönülden razı olmak ta kadının boynunun borcudur. 
Ailedeki bütün bireyler olarak bu döngüde yerimizi almalıyız. Herkesin egosunu ön plana çıkardığı bir ortam da aile olmak olacak şey değil dostlar.
Aile olmanın güzelliklerinden ve zorluklarından bahs ederken Rasullullah’ın  (as)  huzur, sükûnet ve mutluluklarımız için bizlere söylediği nasihatlerden bahs ederek konuyu bitirmek isterim.
‘’ sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Bende aileme karşı en hayırlı olanınızım. ( tirmizi)
Ailesine karşı hayırlı olmak aile içindeki her birey için geçerlidir.
‘’  Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi kişiye günah olarak yeter.’’ ( Ebu Davud)
Aile içindeki bireylerin ihtiyacı sadece maddi anlamda karşılanmamalı, manevi olarak da birbirimizi ihmal etmemeliyiz.

‘’ Bir kişi, sevabını Allah tan umarak ailesine harcama yaptığında, bu harcama onun için sadaka olur’’. ( Buhari. Müslim)
Birlik beraberlik içinde huzurlu aile ortamlarımız olsun. Huzuru, sükûneti, mutluluğu sahip olduğumuz ailemizin içinde bulmak ve bu ailemizi çağın kirlerinden kendi ellerimizle korumak dileğiyle.

Secde kar

YORUMLAR

  • 9 Yorum
  • E. Tezcanlar
    1 ay önce
    Yüreğine sağlık Dilek...
  • Meryem karaaslan
    1 ay önce
    Rabbim kalemine güç kuvvet versin çok güzel bir yazı gerçekten günümüze parmak basıyor
  • Erkân FURKAN
    1 ay önce
    Her ailenin feraset sükûnet ve ibretle dersler çıkararak okuması gereken bir yazı olmuş,Hz.Allah gayretlerinizi arttirsin...Tebrik ederim ailem ve insanlık ailesi adına...
  • Zeliha Beyaz
    1 ay önce
    ağzına ve yüreğine sağlık çok güzel anlatmışsın .allah razı olsun dua et
  • Zeliha Beyaz
    1 ay önce
    ağzına ve yüreğine sağlık çok güzel anlatmışsın .allah razı olsun dua et
  • Zeliha Beyaz
    1 ay önce
    ağzına ve yüreğine sağlık çok güzel anlatmışsın .allah razı olsun dua et
  • Zeliha Beyaz
    1 ay önce
    ağzına ve yüreğine sağlık çok güzel anlatmışsın .allah razı olsun dua et
  • Dilek Demir
    1 ay önce
    Ömürlerinden bir pay ayırarak okuyan herkese teşekkürü bir borç bilirim.
  • özlem
    1 ay önce
    bence ancak böyle anlatilirdi yüreğine sağlık