Reklam
Reklam
Duyguların Hakimiyeti
Dilek Demir

Dilek Demir

Duyguların Hakimiyeti

25 Nisan 2020 - 21:28

Hâkimiyet Allah’ındır.


Hepimizin sıkça karşılaştığı bir hakikat söylemidir bu. 
Hatta slogan halini almıştır artık, mahiyetine ne kadar vakıf olduğumuz tartışılır olsa da… 
Tağutun karşısında, emperyalizm güçlerinin karşısında, zulmün karşısında kısaca Allah’ın emirlerinin geçerli olduğu yerlerde başka hiçbir hükmün geçerli olmadığını bildirir bize bu söylem.
Tabi söylem ve eylem kargaşası her yerde olduğu gibi bu hakikat karşısında da karşımıza çıkıyor. 
Zira küfre ve tağuta karşı geçerli olan Allah’ın hâkimiyeti öncelik olarak duygularımız üzerinde nasıl bir etkisi vardır. Biz kendi benliğimizde ne kadar iman etmişiz bu hakikate, bizim duygularımız üzerinde geçerliliği hangi seviyede acaba? 
Zira peygamber a.s cihad dan eve dönen sahabelerine asıl büyük cihadın şimdi başladığını söylediğinde sahabe sorar hangi cihad daha büyük diye. Allah’ın resulünün cevabı açıktır “benlikle olan cihad daha büyüktür”. 
Buda bize gösteriyor ki Allah’ın hâkimiyetinin benliğimiz üzerindeki geçerliliği küfürle cihad dan daha evladır. Zira benliğine Allah’ın hâkimiyetini kuramamış ve benliğine anlam kazandırmamış bir inanç başkalarının benliklerine bir anlam kazandıramaz, hatta zarar verir. 
Kur’an bize Allah’ın hükümlerinin yeryüzündeki hâkimiyetinden bahs ettiği gibi duygularımız üzerinde ki hâkimiyeti de öğretiyor aslında, toplumsal anlamda hâkimiyetin öneminden bahs ederken bireysel anlamda benliğimiz üzerindeki hâkimiyeti unutmamalıyız. Yukarıdaki örnekte de görüyoruz ki peygamber a.s da bu anlamda bireysel eğitiminde ihmal olmaması gerektiğini vurguluyor. 
Peki, duyguların hâkimiyetinden neyi anlayabiliriz naçizane derim ki “duygudaşlık yaparak” işe başlayalım. 
Mesela Hz. Nuh la ilgili bir duygu eğitimine kulak verelim. Bildiğiniz üzere hak batıl ayrılmış gemi yapılmış ve artık iman edenlerin gemiye binmesi söz konusudur. Ve Hz. Nuh oğlu Kenan’ın da gemiye binmesini istiyor, fıtratı gereği babalık hisleri onu öyle bir istekle karşı karşıya getiriyor ve Kenan a gemiye bin diyor Kenan iman ehli olmadığı için yüksek bir yere çıkarak kurtulacağını düşünüyor, Hz Nuh’un bu isteği karşısında Allah’ın Hz Nuh’a dediği ise şudur. 
“ O SENİN AİLENDEN DEĞİL” (Hud Suresi) 
Allah’ın Hz Nuh a oğlu ile ilgili söylediği sözden sonra Hz. Nuh tan hiçbir isyan sesi ve hiçbir itiraz sesi duyulmuyor. Hz. Nuh fıtratı gereği üzülüyor bu duruma, ama inancı ve teslimiyeti gereği Allah’ın hâkimiyetini duygularında geçerli kılıyor ve tamam Allah’ım deyip yoluna devam ediyor. Tabii ki beşer olarak canı yanıyor evladını arkasında bırakmak hem de azap içinde olduğunu bilerek. Bir baba için bu çok ağır bir imtihan olsa da Hz Nuh babalık duygusunun üzerinde hâkimiyeti sağlıyor çünkü biliyor “HÂKİMİYET ALLAHINDIR “ duygularının değil, yüz yıllar öncesinden Rabbimizin bizden istediği bireysel eğitime ne güzel bir örnek. 
Ya da Hz. Meryem olayı üzerinde duygudaşlık kurmaya çalışalım. Rabbi ona bir çocuk müjdesi veriyor müjde ama eline erkek eli değmemiş, iffetin annesine veriliyor bu müjde!
Meryem; ama bana hiçbir insan eli dokunmamışken benim nasıl çocuğum olabilir diyor. 
“Rabbi buyurdu, Allah dilediğini yaratır. O bir şeye karar verince yalnızca OL der ve OLUR.”
( Ali İmran 47.) 
Bu olayla ilgili nasıl bir duygudaşlık kurabiliriz bilemiyorum iffet diye bir kavramın içinin tamamen boşaltıldığı yerine salt özgürlük adi altında fıtratından uzaklaştırılmış bunca kadın yığınının içinde MERYEM in yaşadıklarıyla nasıl duygudaşlık kurulabilir belki tartışılır ama biz Hz. Nuh’ta olduğu gibi 
Hz. Meryem de de aynı teslimiyeti görüyoruz. Ne itiraz ne de isyan sesi duymuyoruz. Beşeri anlamda çok ağır bir imtihan tabii ki bir genç bayan için ama Hz. Meryem de “Hâkimiyetin duygularının değil, Allah’ ın olduğunu” biliyor ve teslim oluyor. 
Çağlar öncesinden bizlere sunulan iffeti gibi berrak bir teslimiyet. Bireysel eğitimde ne güzel örnek. 
Peki ya Hz Eyüp, hayatı boyunca bütün hastalık ve sıkıntılara rağmen duygularını hiçe sayarak “HÂKİMİYET ALLAHINDIR “ diyerek sabrın temel taşı oluyor. İsyan yok, itiraz yok, bütün yaşadıklarına rağmen. 
Hz Yusuf’u anlamaya çalışalım başına gelen her musibette bir kez daha HÂKİMİYETİN ALLAHIN olduğunun bilinciyle sultanlık sürdürüyor yeryüzünde.

Yâda Hz yunus un yaşadıkları ile duygudaşlık kuralım. 
Veya Hz İbrahim’le duygudaşlık kuralım ateşe atılırken itiraz ve isyan duyulmuyor benliğinde veya İsmail'i kurban etmesi gerektiğinde kendisine sunulacak olan koçtan habersiz teslimiyeti çağlara ışık tutuyor adeta, yâda Hz Musa'yı görüyoruz tarih sahnelerinde ve daha nice örneklerle bireysel anlamda duygularının üzerinde, benliklerinde HÂKİMİYET ALLAHINDIR düsturuna nasıl teslim olduklarını bizlere gösteriyor Rabbimiz, kısaca hepsinde görülen temel özellik tabii ki insan olarak beşeri yönleri var ve duygusal olarak mutlaka bazı zor süreçler yaşıyorlar fakat HÂKİMİYET ALLAHINDIR ayetini benliklerinde öylesine güzel yaşıyorlar ki duyguların hâkim olmasına müsaade etmiyorlar. İtiraz yok isyan yok TESLİMİYET var. Hiçbir psikiyatri destek almadan, ilaçlarla sarhoş olup sorunu unutmadan, sadece Rableri ile iletişimin verdiği sağlamlığın ortaya koyduğu bu teslimiyetler bizlere ışık tutmalıdır. 
Rabbi sevme diyorsa sevmeyen, Rabbi vaz geç diyorsa vazgeçen, Rabbi kabul et diyorsa kabul eden, Rabbi sabret diyorsa sabreden ve daha sayamadığım ne güzel şahsiyetler var HAKİMİYET ALLAHINDIR buyruğunu duygularında, benliklerinde hakim kılan ve bireysel eğitimde bizlere örnek olan. 
Fakat ahir zaman hastalığı olsa gerek büyük cihadı unuttuk, toplumsal anlamda Allah’ın hâkimiyetini gündem edenler duyguların hâkimiyeti altında ezilip kaldılar ne acı. 
Yüreğimizde, benliğimizde, nefsimizde gözyaşımızda, aşklarımızda, nefretlerimizde, dostluklarımızda, düşmanlıklarımızda HAKIMİYET ALLAHINDIR hükmü geçerli değilse, duygularımızın hâkimiyeti geçerli ise eyvahlar bize. 
Şu ayet çınlıyor kulağımda, 
“Onlara deki; Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihad dan daha sevimli ise artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez.” ( tevbe süresi 24. Ayet)
Dehşet verici bir hakikatle karşı karşıyayız bu ayetle, zira toplumsal bir hastalık olarak benliğimize, duygularımıza, nefsimize söz geçiremiyoruz. Modanın, teknolojini, paranın, özgürlüğün hâkimiyeti altında bir hayatın içinde debelenip duruyoruz. Her konuda haklı olmaya çalışıyor ve aslında kimselere söyleme sekte içimizden geçen her şeyi canımızın istediği her şeyi yapmak istiyoruz, hâkimiyetin kimde olduğunu unutarak. 
Evet, nefsi isteklerimiz olacak, duygusal süreçlerimiz olacak hayatı yaşamaya dair acısıyla tatlısıyla birçok duygu yaşayacağız ve Rabbimiz tüm bunlardan haberdardır. Zaten fıtratın dışına çıkamayız üzülmek, ağlamak, sevmek, öfke duymak, bağlanmak fıtratımızda var. Sadece bilmemiz gereken HÂKİMİYET mefhumunu kime ve neye verdiğimizdir. 
Zira büyük cihad içindeyiz her an, “HEKES BÜYÜK SAVAŞINI ZAFERLE KAZANMA ÇABASINDA OLMALI” hem de bu mübarek günlerde tamda buna ihtiyacımız varken bu fırsatı veren Rabbe hamdler ederek, ALLAHIN HÂKİMİYETİNİN öncelikle duygularımız üzerindeki geçerliliğini tefekkür edelim.

Büyük cihad da Rabbimiz yardımcımız olsun. Beşeri yönlerimizle beraber itiraz etmeden teslim olmayı nasip etsin bize, HÜKÜM VE HİKMETİN RABBİ…
                            Secde’kâr

YORUMLAR

  • 7 Yorum
  • SECDEKAR
    4 gün önce
    Onlara deki; Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, kabileniz, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız evler ve meskenler, size Allah ve Resulünden ve Allah yolunda cihad dan daha sevimli ise artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah böyle fasıklar topluluğuna hidayet nasip etmez.” ( tevbe süresi 24. Ayet)
  • Dilek Demir
    10 ay önce
    ömürlerin den bir pay ayırıp, okuyan kardeşlerime teşekkürü borç bilirim.
  • R. kayali
    10 ay önce
    Rabbimizin bizden istedigine her zorlandığımız yerde nefsi zaaf gösterecek her zor kabullerimizde tek boyun büküşümuz ona olsun inşallah .Bizler peygamber ve sahabenin imtihanlarindaki zorluklarda asıl elde ettikleri kazanclarini anlamaliyiz evvela. selamlar kardesim
  • Şüheda
    10 ay önce
    Çok güzel bir yazı kaleme almışsın öncelikle kendimize hükmeliyiz derin manalı olmuş düşüne ne tabi ki
  • Mustafa pakır
    10 ay önce
    Tebrik ediyorum güzel özetletmiş
  • Rahime yıldırım
    10 ay önce
    Ağzına yüreğine sağlık çok güzel özetlemişsin rabbim ilmini artırsın inşallah
  • A Tuncay
    10 ay önce
    Yüreğine sağlık canım hocam o güzel kalem tutan elerin dert görmesin