Reklam
Hayata Sanal Bulaştı
Dilek Demir

Dilek Demir

Hayata Sanal Bulaştı

07 Eylül 2020 - 20:37

Aslında hayat gerçeklerden ibarettir ama yine de kendimizi kandırdığımız sanal gerçekler girdi hayatımıza.
Elle tutulur gözle görünür bütün güzelliklerimizi elimizin tersiyle itip sanal güzelliklere hayran kalır olduk. Oysa ellerimizin dokunduğudur asıl ve gerçek olan ve bir de kimsenin dokunmasına izin vermediğimiz alabildiğince ufka doğru uzayan temiz hayallerimiz. 
Fakat gerçeklerimize yalan hayaller bulaştı.
Aşklarımız vardı mesela; buram buram acısa da sol yanımız, kavuşmasak ta vuslata, hasret yaksa da yüreğimizi en derinden, hissettiğimiz sevgilerimiz hiç kirlenmeden kirletilmeden, yüreğimizin en temiz yerinde beslediğimiz bir ömür bağrımızda taşıdığımız ölsek bile bitiremediğimiz ahirette beraber olmayı düşündüğümüz aşklarımız vardı.
Ama gerçek olan aşklara sanal bulaştı!
İşlerimiz vardı mesela, her sabah şevkle isteyerek gittiğimiz, helal lokma kazanma derdinde olduğumuz, akşam eve çoluk çocuğa sıcak ekmek getirdiğimiz, harama faize bulaşmadan; temiz olan, elimizin bileğimizin gücü ile kazandığımız, hiç kimsenin malında gözümüz olmadan, rızık Allah’tandır diyerek her sabah bismillah diyerek gittiğimiz işlerimiz vardı. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmayı bilerek, ne fazla isterdik ne de ötesini, tek derdimiz helal lokmaydı. Gerçek emeğimize, işimize sanal bulaştı!
Aşlarımız vardı mesela annelerimizden öğrendiğimiz kültürümüzü yansıtan sofralarımız vardı, gözümüz sofradakiyle doyardı, tek derdimiz birilerine göstermek değildi tabaklarımızı, komşumuz aç iken tok yatmak bize yakışmazdı; teşhir etmek değildi derdimiz sofralarımızı, tanrı misafiri beklerdik her akşam. Misafirin duası makbul olur yediği sofrada bereket olurdu. Sunum yapma gibi derdimiz yoktu zaten büyükler sofrada diye en özentili şekilde kurulurdu sofralar, bahane aranmazdı çünkü sofradaki her şey nimetti sofrada oturanlar da en büyük nimetlerden.
Ama gerçek sofralarımıza aşlarımıza sanal bulaştı.
İbadetlerimiz vardı mesela; aklı namazda olanın kulağı ezandaydı, namaz vakitlerine göre ayarlanırdı hayat, şevkle namaz kılar huşuyu elde etmek için çabalardık. Oruca düşkündük,  sadaka vermeyi önemserdik, sağ elin verdiğini sol el bilmezdi ve iştiyakla ibadet etmeyi severdik. Salih amele dönüşecek her hareket önemliydi bizim için, gösterişten uzak sayılara takılmadan en temel kaynaklardan öğrenirdik salih amel olacak bilgileri.
Ama gerçek ibadetlerimize sanal bulaştı.
Kanaat ederdik elimizde olan her şeye, yokluk cümlesi yok olan eşyalar için kullanılmazdı, elimizdekilerin şükretmeyi bilirdik kimsenin evinde olana göz dikmezdik herkes kendi elinde olana rıza gösterirdi.
Ama gerçek Kanaat e sanal bulaştı!

Dostluklar daim ve kadimdi biz dostlarımızla tanınırdık, her gün yeni birileriyle gezmez her gün başkasına güvenip dert anlatmazdık. Dost dediğimiz arkadaş dediğimiz ölene kadar beraberliğimiz demek ti. Arkadaşımızın annesine ana, babasına baba derdik; eksik kusur her ne ise başa kalkmaz dertlerimize bile saygı duyardık
 Ama dostluğa da sanal bulaştı.
Kitaplara dokunurduk her sayfayı çevirdiğimizde kitap kokusunu çekerdik taa içimize, sayfalara dokunmak sayfaları çevirmek bilgi ile hemhal olmak bulunmaz bir saadetti bizim için, kitap almak altın almakla eş değerdi;  define bulacakmış gibi bir heyecanla yeni bir kitaba başlardık ama kitap aşkımıza da sana bulaştı.
Gerçekliği olmayan şeylerle avunuyoruz dostlar. Hayatımız sanaldan ibaret olmuşsa gerçeğe bir an önce dönmek zorundayız, ulaşamadığımız hayat bizim hayatımız değil, dokunabildiğimiz hayat “bizim” hayatımızdır. Sahip olduklarımız evimiz, eşyalarımız, çevremiz, dostlarımız, kitaplarımız dokunabildiğimiz yürekler hayatın gerçeğidir. Oysa gerçek hayatı elimizin tersiyle arkaya itip sanal âleme koşuyoruz, uçsuz bucaksız bir boşluğa yani. Elde edemeyeceğimiz bir seraptır bazen, hatta içinde bulunduğumuz hayatı şartları bize unutturuyor bu sanal âlem.

Toparlanmak gerek; her daim gerçeklerle yüzleşmek, gerçekleri kabul etmek, gerçeklere kanaat etmek, gerçekleri rıza göstermek ve gerçeklere sahip çıkmak.
Ve gerçek olan şu ki gerçeklerimize sanal bulaşmış.
Teknoloji düşmanı değilim, buda hayatın bir gerçeği ve gereği, ben sadece yerine göre kullanılması gerektiği taraftarıyım. Fakat görüyorum ki sahip olduğumuz bütün değerleri, helalleri, emek verdiklerimizi, ömür adadıklarımızı, büyüklerimizi ve küçüklerimizi arkaya atıp sanal olanlarla meşgul oluyoruz öyleki evini terk eden babalar, çocuklarını terk eden anneler, işlerini terk eden emektarlar, ailelerinin yüzlerini karartıcı davranışlarda bulunan gençler türedi hayatımızda. Sanki bu dünyada yaşamıyoruz da sanal dünya herkesi elde etmiş, asıl kimliğini ve kişiliğini kullanmadan sahte kimlik ve kişiliklere bir yerlere efendi olmaya çalışanlar türedi. Geleneğimiz kültürümüz inancımız bizi değiştirecek tek şeydi ama şimdi sanal âlemde bunların hiçbiri göz önüne alınmadan yeni bir hayat sunuluyor bizlere.
Dokunamadığımız hayatları yaşıyor olmuşuz. Öyle ki düşüncelerimize bile sanal bulaşmış.
Bütün kirlerden arınmaya çalıştığımız gibi sanal kirlerden de arındırmalıyız gerçeklerimizi, görünen ve görünmeyen bütün kirlerden arınmalıyız.
Öylece ancak sahip olabiliriz gerçek olan gerçeklere. Gerçeklikle.
Gerçek olmayan hayatlar bizi ancak gerçek olmayan umutların peşinden sürükler ve gerçek olmayan bir yerde son bulur hayatımız ama gerçek olan hayatlar, gerçek olan umutlar ve ardından ölüm gerçeğiyle, gerçek olan ahiretle son bulur hayat.
Gerçek olan hayatı sanal olarak değil, gerçek bir şekilde yaşamak dileğiyle.
Zira unutmayalım oturduğumuz yerden tek tuşla bütün dünyayı turlasak ta, asıl gerçek olan etrafımızda dokunabildiğimiz ve hissedebildiğimiz hakikattir gerçek hayat.
 Gerçekçi olmanın zamanı gelmiştir belki de. İçinde bulunduğumuz hayatı sanal olarak değil gerçek olarak yaşamak zorundayız,
Ve gerçek hayatta gerçekler acıdır..Bazı gerçekler bize acı versede gerçek olması hasebiyle ciddiye almalıyız gerçek hayatı...

                                   Secde’kar

YORUMLAR

  • 5 Yorum
  • Leyla Öğretmen:)
    2 ay önce
    Emeklerine sağlık Dilek Ablacım:))
  • Hekimoğlu
    2 ay önce
    Kimileri bir simülasyonu yaşadıklarına inanmaya basladıklari icin hakikati tamamen gözardı ediyor. Halbuki sanal hayata inandırmaya çalışan teknoloji sihirbazları insanlarımız hakikatlerini çalıyor. Hayatlarını boş yere heba ediyor. Sanala iman edenler hakikate imanı terk ediyor. Rabbim ise bu hayatın tüm hakikatini son mesajında tüm açıklığıyla bildirmiştir. Hakikat yolcuları kutsal kitaplarına yöneldiler anda sanal alemin tüm albenisi ve sihri yıkılacaksın. Tıpkı çürük örümcek ağı gibi. Yüreğine kalemine sağlık kardeşim.
  • esma
    2 ay önce
    Kalemine yüreğine sağlık canım arkadaşım. Yine çok çok anlamlı bir yazı olmuş. Selametle:)
  • Sevim kaya
    2 ay önce
    yine yurekten yazılmiş bır yazı eline emeğine saglik
  • Dilek Demir
    2 ay önce
    Ömürlerinden bir pay ayırıp okuyan herkese teşekkürü bir borç bilirim.