Reklam
Reklam
İlahi Fısıltı
Dilek Demir

Dilek Demir

İlahi Fısıltı

29 Kasım 2022 - 18:04

Duyduklarımız ve gördüklerimiz üzerinden anlamaya çalışırız birçok şeyi,
 Kesinlik ifade eden bilgiler daha çok tatmin eder bizi, 
İnsanız, acizdir bir tarafımız, fehm ve basiretimiz yetersiz kalıyor bazen ilahi mesajlar karşısında. Daha derin bakabilmek, en ufak bir detayı en ufak bir mesajı yakalayabilmek adına kadim bir çaba içinde olmalıyız oysa…
 Zira hayata anlam bulmak ancak ilahi mesajları anlamak ile olur.
Hayatı anlamak ve hayatı yaşamak isteyen herkes için ayrı ayrı mesajlarla doludur hayat, okumayı ve görmeyi bilene…
Muhkem, muteşabih ayetler, kıssalar, nüzul sebepleri, ayetlerin siyak ve sibakı derken genel bir bakış ile yetiniyoruz kutsal kitaba yaklaşımımızda. 
Ayetlere top yekûn iman etmeyi şart biliriz elbet. Kuranı kerim dediğimizde iki kapak arsında ilahi sözler olduğunu bilir, kutsal davranışlar sergileyip evimizin en başköşesine asmayı uygun buluruz toplum olarak. Burası tartışılır veya tartışılmaz bu ayrı konu ama Kuran’ın derinliklerindeki mesajları görebilmek için bol bol okumalar yapıp, okumayla yetinmeyip, hayat içerisinde yaşanan her olaya göründüğünden daha çok anlam yüklemeliyiz dostlar.
İlahi mesajlar bazen gelir evimize misafir olur, bazen bir mesajla bizi bulur, bazen okuduğumuz kitapta, bazen tabiatla, bazen gördüklerimiz ve bazen de hissettiklerimizle gelip durur karşımızda. Eğer bu sessiz mesajları alıp hayatımızda bir yön, bir yol olmasını sağlar isek biz kazançlı çıkarız dostlar. Aksi takdirde mesajlar yerini bulmamış olur...

Şöyle bir örnek üzerinden ilahi fısıltılardan birine anlam bulma çabamı sizlerle paylaşmak isterim.
Ebeveyn çocuk ilişkisi hepimizin birebir yaşadığı veya şahit olduğu bir konudur. Ya ebeveynizdir ya da çocuk fakat hiç birimiz yabancısı değiliz bu gerçeğin.
Gerek eğitim ve gerekse ahlaki değerleri kazanma açısından ebeveynler olarak kurallar koyar, şartlar koşarız çocuklarımıza. 
Örneğin; Şunu şöyle yaparsan sana şunu alırım, hedefi tutturursan istediğin şeyi elde edersin, bir şartla istediğini sana veririm vs. hele de eğitim konusunda çocuklara daha fazla şartlar koşuluyor. Başarı oranına göre şartlar değişiyor sürekli.
Çocuk birçoğuna anlam yüklemeyip zor şartlar olduğunu düşünse de uygulamaya geçince ebeveynlerinin haklı olduğunu zamanla anlıyor. Ve hayat içerisinde gerek eğitim ve gerekse ahlaki açıdan kazanımlar sağlıyor. Bu kazanımlar gerek bireysel ve gerek toplumsal anlamda bireyin güçlü bir karakter olmasını sağlıyor. Hatta bir zaman sonra birey kendi kendine şartlar belirleyip, kurallar koyarak hayat serüvenine disiplinli bir şekilde devam ediyor. 
Bu örneklerden kastettiğim şu ki; ahlaki ve eğitim açısından ilahi şartlar ve kurallar bize zor gelse de aslında Allah’ın bizlere öğretmek istediği başka bir şeyler vardır. İlahi sırlar ancak emir ve yasaklarını yerine getirdiğimizde hikmeti ortaya çıkan hakikatlerdir.
 İlahi emir ve yasakları uygulayan, ilahi mesajları gözden kaçırmayan her birey, bir zaman sonra o mesajları hayatına yerleştirdiği için elde ettiği dünyevi ve psikolojik kazanımları görünce, artık kendisi bu yasalar çerçevesinde ve güvenilir bir çemberin içerisine girerek hayatını düzene koyuyor. Başta zor olan artık meleke haline geliyor. 

Hayat içerisinde yaşanan bütün olaylarda olduğu gibi ebeveyn çocuk ilişkilerine de bakarak Allah, kul ilişkilerindeki gizli mesajları bir nebze de olsa okuyabilmek gerek.
Bireylerin bazısı bu seviyeyi yakalayıp hayatta karşılarına çıkan şartlar ve kuralları değerlendirip kendilerine bir yol çizip hem dünya hem ahiret hayatı için kazanımlar elde ederken, maalesef ki bazı bireyler de bu seviyeye gelemeyip hayat içerisindeki şartlar ve kuralları çiğneyerek öz benliklerini de çiğneyip dünya ve ahirette kayıplara vesile oluyorlar.
Gerek ebeveynler ve gerek çocuklar olarak gözle görünen şartlar ve kuralları uygulamada her ne kadar zorlansak ta, bir durum daha söz konusudur ki, ortaya atılan bazı kurallar içinde bulunduğu zamanı değil gelecek ile ilgili şartlar ve kuralları kapsamaktadır. 
Şöyle ki; hayat devam ederken zorlu süreçlerde oluyor elbet, zor zamanlardan sonra elbet ferahlık vardır, hepimiz bu konuda hem fikiriz, fakat zor zamanlarda ileriye yönelik fısıltıları duymakta hepimiz zorlanıyoruz. Mesela çocuğun istemediği bir durum söz konusu olunca ya da bireyin zorlandığı bazı durumlar söz konusu olduğunda birileri onlara şu durumu bir atlat daha sonrasında şöyle, şöyle güzellikler olacak deseler de bireyin içinde olduğu ruh halinden çıkması pek kolay olmuyor. Ebeveynler genelde çocuklara sıkıntılı ve stresli durumlarda şöyle fısıldarlar  ‘’ eğer şöyle, şöyle yaparsan bende sana yarın için şu sözü veriyorum ‘’ derler.
 Çocuk için pekte kolay olmuyor tabi yarını beklemek, fakat şunu da çok iyi biliyor ki gerektiği gibi bir davranışta bulunmaz ise ebeveynin verdiği söz yerine getirilmeyecektir. Ama eğer gerektiği gibi bir davranış sergiler se verilen söz tutulacaktır. 
( ebeveynler çok iyi bilir ki genelde misafir varken veya misafirlikteyken çocuklara bazı şartlar koşulur ve kulaklarına fısıldayarak, eğer o şartlar yerine getirilir ve gerektiği gibi davranışlar sergiler ise sonrasından çocuğun sevdiği bazı ödüller verileceği çok net belirtilir. Çocuk ta ebeveynine olan güvenle eve gidene kadar ortamı ve durumu evdeki mükafatın güzelliğinden dolayı idare eder. İşte dünya hayatı da bir misafirlik durumu gibidir. Eğer İlahi fısıltıları duyup gerektiği gibi davranış sergiler isek daha sonra ahirette bizlere bir çok mükafat verilecektir…  )
Ya da birey olarak yaşadığımız sıkıntılarda süreci yönetmek pekte kolay olmuyor. Bazen içinde bulunduğumuz zorlukları aşmaya çalışırken hiç bitmeyecek gibi düşünüyoruz. Oysa her zorlukla beraber bir kolaylık olduğunu, zamanın her derde deva olduğunu hepimiz birbirimizin kulağına fısıldarız. Ama eğer fısıltıları duymazdan gelirsek ileriye yönelik çözümler bulamayız dostlar.
Hayat serüvenimiz devam ederken ilahi fısıltıları duymazdan gelmemek gerek. Dünya hayatının zorluklarına ve imtihanlarına karşı gereği gibi davranmamızı isteyen ‘’Alemlerin Rabbi’’ bizlere eğer onun emir ve yasaklarını yerine getirir isek ahirette daha büyük mükafatlar olacağını çok net bir şekilde belirtiyor Kitabullah’ ta… 
‘’ Hiç şüphesiz en büyük mükafat Allah yanındadır’’.    (tevbe süresi)
‘’ Onlara şöyle denir: bütün bunlar sizin için hazırlanmış bir mükâfattır. Dünyadaki amel ve gayretleriniz böylelikle kabule şayan olmuştur’’.   (insan süresi)
‘’Büyük mükafatın yalnız Allah’ın yanında olduğunu unutmayın’’.   ( enfal süresi)
‘’ De ki: Bu mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va’dedilen ebedi cennet mi? Ki onlar için bir mükâfat ve son duraktır’’.     ( Furkan süresi)
Dünya hayatında gereği gibi davranıp kuralları ve şartları çiğnemez isek, Allah CC ın ahirette vereceği mükafatları ilahi fısıltı olarak düşünebiliriz dostlar.
Ebeveynlerin mükafatı bireyi mutlu edecek seviyede ise ilahi mükafatı düşünmek bile insana çok daha büyük huzur veriyor. Yeter ki gördüklerimiz ve hissettiklerimiz karşısında verilen mesajı görmezden gelmeyelim. 
Hayat imtihanını verirken ilahi fısıltıları ne kadar çok duyarsak o kadar çok mutluluğa yaklaşırız dostlar…
Olur ki dünya ağır gelir, olur ki hayat serüveni zorlaşır, olur ki yalnız kalır insan koca kalabalıklarda, olur ki anlaşılmadığını düşünür insan, olur ki insan kendine yük olur, olur ki ağır basar düşünceler eylemlere, çaresiz kalır insan bazen ve daha nice nice durumlarda İlahi fısıltılar umut olsun bize…
Ve yine olur ki coşkusuyla yaşarız hayatı, mutluluk dilimizden dökülür, gözlerimiz ışıl, ışıl kalplerimiz heyecanlanır, ne yapacağımızı bilemeyiz, sevinçle baş başa kalırız verilen İlahi nimetler karşısında ve daha nice nice mutluluklarda İlahi fısıltılar şükür sebebi olsun bize…

Hayat içerisinde karşılaştığımız gerek insan ilişkileri, gerek tabiat olayları, gerek acılar ve gerekse sevinçlerle, gerek zahir ve gerek batın olaylarda ve daha nice nice konularda gizlenmiş olan ilahi fısıltıları duymak, bu fısıltılarla Rabbimiz ile aramızda özel bağların kurulduğuna inanmak, kurulan bu bağların vesilesiyle dünya ve ahirete dayalı kazanımlar elde etmek, bireysel varlığımızın tek muhatabı olan Rabbimizin bizlere verdiği dünya nimetlerinin yanı sıra emir ve yasaklarını yerine getirdiğimiz için bizlere ahirette ekstra mükafatlar vermek istediğini, ikramının sınırsız olduğunu, o severse tabiat olaylarını kişinin lehine değiştirebileceğini, kulunu severse iyi kullara sevdireceğini, Rabbiyle muhabbeti iyi olana huzur ve sükûnet vereceğini, bizleri işittiğini ve her daim gördüğünü, cennet nimetlerini ancak teslimiyeti güzel olanlara vereceğini, kendisini dünyada unutanları ahirette unutacağını hiç unutmamamız gerekiyor dostlar…

Eğer kulak verirsek, birçok ilahi fısıltı ile şu ahir zaman ve kirli çağın insanları olmanın verdiği imtihanlarımızı bir nebze de olsa kolaylaştırırız inşallah.

Fısıltılar kolaylıkla duyulmaz gönül kulağıyla dinlemeli ve gönül gözüyle görmeyi gerektirir. 

Rabbimiz fehm ve ferasetimizi arttırsın.
İlahi mesajların her türlüsüne basiretimizi açık kılsın.
Onunla muhabbetimiz müebbet olsun.
Onu anlamak ve kavramak için çabalamayı bizlere kolaylaştırsın,
Onunla yol alıp şu hayat serüvenini temiz bir şekilde tamamlamayı hepimize nasip etsin inşallah…

secdekar

YORUMLAR

  • 14 Yorum