Reklam
Reklam
Şeytanı Anlamak!
Dilek Demir

Dilek Demir

Şeytanı Anlamak!

02 Ocak 2021 - 11:52

En eski tecrübedir insan şeytan tecrübesi, insanlık şeytanla başlamıştır beşeri tecrübelerine ve şeytan insanla başlamıştır kötü telkinlerine. Şeytan melek miydi cin miydi başka bir tartışma konusu olarak kenarda dursun da ben şeytanın telkinleriyle bize ne anlatmaya çalışıyor naçizane bunu anlamaya çalışacağım.
Adam olmak için Hz. Adem’i anlama çabasındayız hep, Hz. Adem’i anlayınca adam olmak kolay olacak diye inanırız. Ama kanaatimce şeytanı da anlamak gerek adam olmak için. Çünkü her insan üzerinde birçok tecrübe edinmiştir şeytan. Bize ilk defa verdiği telkinleri kim bilir daha önceden nice insanlara defalarca telkin etmiştir. Her insan başka bir tavır almıştır şeytana karşı, kimileri yüksek başarı gösterirken kimileri zaaflarıyla şeytanın telkinlerine yenik düşmüştür. Her yeni bir insan için şeytan yeni bir düşman iken, şeytan için her doğan yeni bir insan yeni bir düşman değildir çünkü birçok telkini bugüne kadar ki birçok insanda yer bulmuştur. Fakat her yeni insan şeytanın telkinlerine karşı sağlam bir iradeyle sağlam bir tavır sergiledikçe şeytan işte orada afallıyor anlaşılan. Şeytan alışılmış telkinler verse de insan alışılmış tavır takınmayıp bu vesveselere karşı güçlü bir irade ile karşı koyabilirse işte o zaman insan şeytan dan daha üstün olduğu özelliği açığa çıkıyor.
Şeytanı ilk telkinleriyle tanımamız doğru olacaktır. Hz  Adem' e secde etmeme sebebini çok açık ve net olarak ayetlerde; insanın topraktan kendisinin ise ateşten yaratıldığını ifade ediyor.( Araf süresi.11…18. ayetler)
 Anlaşılan o ki ırkçılığın, alt sınıf üst sınıf diye insanları gruplandırmanın, Allah ın emirlerine karşı hikmeti görmeden salt akılcılıkla sorgulamanın, aslında şeytansı bir düşünce barındırdığı ortaya çıkıyor.
Hz Adem,  Allah ın ona öğrettiği isimleri saymasına rağmen şeytan ın Hz.Adem'i  kabullenememesinin ardında yine görüyoruz ki, şeytan bilginin karşıtıdır. Meselelere akılcılıkla yaklaşıp ilahi bilgiden uzak duruyor. Tam da çağımızın hastalığı bu değil mi. İlahi bilgi ile süslenmemiş her meseleye salt akılla çözüm bulmaya çalışmak bilinmeli ki şeytanın muradıdır.
Ardından şeytan itaatsizliğinden dolayı lanetlendiği halde siratıl müstakimden insanları alıkoymak için Allahtan izin istiyor. Aslında bir yanlıştan sonra oturup düşünmekten se daha büyük bir yanlışa başvurarak insanoğluna karşı içindeki öfkesini başka bir yolla çıkarmaya çalışıyor. Şeytanı iyi anlamalıyız dostlar zira her olayda bizden istediği tavır ve davranışlar aslında kendi yaptıklarıdır. Değil mi ki insan öfkeli iken daha büyük yanlış kararlar alır. Bu şeytanın fiilidir. Ayrıca birilerine zarar vererek rahatlamak hastalığı da çağımızda psikolojik sorun olarak mevcut değil mi? 
Görüyoruz ki şeytan sadece başkalarına davranışlarımız için bize telkinlerde bulunmuyor. Bizim kendi kişiliğimize kendi öz fıtratımıza  kendi ellerimizle zarar vermemizi istiyor.
 Ama alemlerin Rabbi olan Allah şeytana mühlet verirken ve şeytanın tüm takipçilerine de kıyamete kadar mühlet vermiştir. Fakat Allah ali İmran 175. Ayette bizlere, ‘’işte o şeytan ancak kendi dostlarını korkutur. Şu halde eğer iman etmişseniz kimseler iseniz ondan korkmayın, benden korkun.’’ diye buyurur. Yine Nahl süresi 99.ve 100. Ayetlerde  Rabbimiz şeytanın hakimiyetinin ancak kendi dostları üzerinde olduğunu bizlere apaçık şekilde bildirmiştir. Gerçekten de kötüyle kötü olunmuyor mu dostlar, son zamanlarda o kadar çok değişen insan gördük ki, toplum olarak şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz. Şeytan istiyor ki ya onunla ya da kendimizle yalnız kalalım, Müslüman kardeşlerimizden uzak duralım, nasihat edenimiz olmasın, eleştiri almayalım salt onu dinleyelim ve sonucu düşünmeden hareket edelim. Ama uyanık olmalıyız, şeytanın vesveselerinin ne anlama geldiğini bilerek ona karşı harekete geçmeliyiz.
Birde bakıyoruz ki şeytan cennette Hz  Adem ile Hz Havva nın yanında bitiveriyor telkinleriyle, kendine verdiği zararlar yetmiyor birde başkalarıyla uğraşmaya başlıyor, bu karakterden ne çok var yeryüzünde değil mi? bütün cennet nimetleri kendilerine sunulmuşken bir ağacı yasaklayarak dünya hayatında imtihanın şeklini öğretiyor Allah ilk insanlara, fakat şeytan o ağaca doğru vesvese veriyor ve bunun ölümsüzlük ağacı olduğunun telkininde bulunuyor. Ölmemek hissi, ebediyet hırsı, her şeyi elde etme gibi bütün duyguların altını şeytanın doldurduğunu görüyoruz bu ağaç örneğiyle. Hepimize bu telkinlerle gelmiştir şeytan, sınırsızlık hastalığı çağımızın insanlarını halden hale koyarken aslında yasak ağaca doğru yol aldığımızı gösteriyor bize. Her şey sınırsız olsun istiyor sınırlı insan.
Birde gözden kaçırmamak gerekir ki şeytan kendi halinde elindekilerle mutlu olan aile ortamına da mutlaka el atıyor, Hz. adem ile Hz. Havva var olan nimetler içerisinde iken şeytan onlara yasak olanı elde etmeleri için telkinlerde bulunuyor. Aile olmaya tahammül edemiyor şeytan. Çağımızda aile kavramının ne hallerde olduğu gözle görülüyor dostlar. Karı koca arasına ilk günden  beri girmeye çalışan şeytan muhabbeti, sevgiyi, saygıyı yerle bir ediyor ailelerde. Hele de şimdilerde kadın kocasını yasak ağaçlara yönlendiriyor, kocalarda eşlerini yasak ağaca yönlendiriyor maalesef. Şeytanı iyi anlamalıyız dostlar, yokluk içinde ev araba istiyor ve faize sürüklüyorsa veya helali harama eklemek istiyorsa müsaade etmemeliyiz. Hele de modern çağa hayranlık hissi uyandırıyorsa kendi halinde olan kadınları, erkekleri aman ha dikkat edelim de aile içine dikilmiş bu ve benzeri yasak ağaçlara yaklaşmayalım inşallah.
Birde, Allah’ın onu kendi katından kovmasından sonra şeytanın pişmanlık yerine pişkinlikle başkalarına vesveseler vererek kendine benzetme çabası, maalesef ki günümüz insanında da almış başını gidiyor. Yalan söyleyen yalanı yayıyor, faiz yapan faizi yayıyor, gayrı meşru ilişkiler herkeste normale dönüşmüş, sahi bunları yayanlar ayaklı şeytan olmuyor mu? Bir hatadan sonra pişmanlık yerine pişkinlik elde edip daha fazla hata işlemek şeytanın insanlardan istediği tavır ve tutumlardır.
İlk insanlara verdiği telkinler aslında bütün insanlığa verdiği telkinler gibi ucu açık hatalara sebep oluyor. Demek ki sadece bu olaylardan ders çıkarsak bile şeytandan uzak durmamız için yeterli bir sebeptir. Ama gelin Habil ve kabil olayında da şeytanın birkaç rolüne değinelim.
Şeytan gençleri de boş bırakmamış anlaşılan. Gençlik için vazgeçmek gerçekten büyük bir mesele, gençlik  takıntılı olur. Elindekilerden hele de düşüncelerinden, zevklerinden, yanlışlarından çabuk çabuk vaz geçmez bildiğiniz gibi. Körü körüne bağlanır. Allah Habil  ve Kabil den kurban sunmalarını ister, vaz geçme dersi almaları için. Görüyoruz ki iyinin temsilcisi en iyi vazgeçişi sergilerken, kötünün temsilcisi kötü bir vazgeçiş sergiliyor.
Fakat şeytan vazgeçmiyor bizi de ve vazgeçirmiyor elimizdekilerden.
Sonra kardeş katili oluyor kabil. Sahi şeytan kardeşliğe daha ne kadar sekte koyacak şu yeryüzünde, her türlü kardeşliğe karşıdır şeytan,  gerek aile içi gerek dava kardeşliği, iş arkadaşlığı, komşuluk ilişkileri vs. vs. hepsine el atıyor şeytan, asıl mesele birlik beraberlik olmaması içindir yeryüzünde. Yeryüzünün en büyük hastalıklarından biri de bu kardeş kavgaları değimidir. Yüz yıllarca savaşlar, ölümler, toprak kavgaları hep şeytanın telkinleri değil mi?
İlk insanların tecrübeleri bütün yeryüzüne yetecek iken hepimiz tekrar tekrar şeytana kulak veriyoruz ve şeytan daha çok tecrübe ediniyor insana dair.
 Oysa bizler ilahi bilgi ekseninde şeytanı tanıyıp yine aynı eksende ondan uzak durmalıyız.
 Kuranı kerimde daha nice kıssalarda şeytanın rolü ve muhlis kulların davranışları apaçık şekilde beyan edilmiştir. Naçizane meselenin ucuna değinmek istedim. Zira neticeye baktığımızda şeytan; ben sizden uzağım ve Allahtan korkarım diyor. Haşir 16 / ve enfal 48. Ayetlerde. 
O bizden uzak durmadan biz ondan uzak duralım biiznillah. Yoksa ziyana uğrayanlardan oluruz Allah muhafaza.
Şeytandan salt euzu besmele çekerek uzaklaşmış olmuyoruz dostlar, şeytanı anlamak bizden ne istediğini kavramak ona kulak verir isek neler kaybedeceğimizi iyi bilmemiz gerekiyor, bizlere her vesvese verdiğinde bu vesveseleri bilinçli bir şekilde karşılamak gerekiyor. Aksi takdirde şeytana kulak verirsek ve onu takip edersek,  Araf 18. Ve nisa 121. Ayetlerde şeytan ve ona uyanlarla beraber cehennemi dolduracağını buyuruyor Allah (cc).
Bol bol  zikirle meşgul olmak, bol bol şeytandan Allah’a sığınmak, Müslüman kardeşlerimizle hemhal olmak, nasihatlere kulak vermek, hem kendi yaşadıklarımızdan hem de başkalarının hayatından dersler çıkarmak. Ayetler ışığında bir hayat, bir yuva, bir iş ve dostluklar kurmak bol bol okumak, hele de İslami ilimleri okumak şeytandan uzak durmak için yeterli olmasa da telkinlerine karşı doğru tavrı sergilememiz için bizlere kolaylık sağlayacak etkenlerdir.
Bu konuda söylenecek nice güzel sözcüklerin yanında benim yazdıklarım eksik olsada, naçizane bir şeyler karaladım. Araştırma ve tartışma konularınıda içinde barındıran şeytan kavramından ziyade bizi ziyana uğratan şeytansı telkinlerdir asıl mesele benim için.
Adam olmaya aday olanların adem olma çabası takdire şayandır. Yeter ki Adem’i anlamaya çalışırken şeytanı görmezden gelmeyelim.
Muhlis olmak, muhlislere dost olmak ve muhlislerin duasında olmak ümidiyle.
                                                                                     secdekar

YORUMLAR

  • 4 Yorum
  • Telli dişlik
    2 ay önce
    Allah razı olsun bacım yüreğine ve eline sağlık Rabbim uyanmayı ve uyandırmaya tüm müslüman lara nasip etsin inşallah
  • ayşe dag .
    2 ay önce
    çok doğru çok güzel özetlemişsiniz allah razı olsun sizin gibi değerli allah dostlarının sayılarını artırsın inşallah.
  • Ayfer Güzel
    2 ay önce
    Allah razı olsun bacim yüreğine ve kalemine sağlık.
  • Dilek Demir
    2 ay önce
    Ömürleri den bir pay ayırarak okuyan herkese teşekkürü bir borç bilirim.