Reklam
Reklam
Yaşanmamış Saygısızlık
Dilek Demir

Dilek Demir

Yaşanmamış Saygısızlık

01 Eylül 2021 - 21:52

İnsanlık olarak temel kavramlarımızdan biridir saygı, saygının olmadığı her ilişkide çok büyük eksiler meydana gelir.

 Saygı insanlık tarihi boyunca insanın insana göstermesi gerektiği en büyük duyarlılıktır. İki farklı insanı birbirinden ayıran bütün özellikler ancak saygı kavramı sayesinde karşılıklı kabul görür.

 Zevkler ve renkler tartışılmaz dememişler boşuna.

Saygı konusu çok geniş içeriği olan evrensel ve ucu açık bir konudur. Tartışılamayacak boyutları olduğu gibi tartışılabilecek boyutları da vardır. İnanç, kültür, bilgi, eğitim, vs. konuşulan meselelerde saygı çok daha geniş anlamlarda ele alınır. 

Ama burada naçizane yaşanmamış saygısızlıklardan bahs etmek istiyorum. 

 Toplum olarak hepimizin karşılaştığı belki dillendirdiğimiz belki de dillendiremediğimiz saygısızlıklar içerisindeyiz. Büyüklere saygı, öğretmene saygı, annelere saygı babalara saygı, patrona saygı, vs. derken alışılagelmiş saygıdan bahs ediyoruz. Ya da taşıdığımız fikirlere ve hayat şekline saygı duyulmasını istiyoruz toplum olarak. Hele de bir şeyleri emek le kazanarak elde etmişsek emeğe saygı diye tutarız bir ipin ucundan. 

Bunların hepsi ayrı ayrı başlıklar ve üzerine çok konuşulması gereken meseleler.

Saygısızlık toplum olarak asla kabul edebileceğimiz bir durum değildir. Hele de doğu da büyük ailelerde yaşayan bizler için biraz daha önemli ( ve abartılmış)  bir kavramdır. Aile büyüğüne, ata dedeye, evin erkeğine, emektar anneye, okumuş evlada, babamızın arkadaşına, annemizin ahretlik komşusuna vs. hepsine saygılı olmalıyız. Saygısızlık hiç hoş görülmemekle beraber saygısızlık gösteren kişiyi de saygı duyulmayacak seviyeye getirir. Bu kısmı da doğu kültürü ile beraber ele alınıp geniş geniş üzerinde konuşulacak, yazılacak meselelerdir.

Zaten saygı konusu salt bir başlıkta ele alınması mümkün değildir. Saygı kavramına da saygı duymalı ve her konuda ayrı ayrı gündem etmeliyiz. 

Bireyler olarak hepimiz birbirimize farklı mizaçlarda insanlar olduğumuz için saygı duymak zorunda olduğumuzu, ayrıca kendimize gösterilmesini istediğimiz saygıyı muhatabımıza göstermeme gibi bir lüksümüzün olmadığını da unutmamamız gerekir elbet.

Asıl değinmek istediğim  şu ki; yaşamadığımız, tecrübe edinmemiş olduğumuz, hakkında bilgi sahibi olmadığımız bir çok konuda ortaya koyduğumuz saygısızlıktır. Aslında sorarsak hepimiz çok saygılı insanlarız fakat saygılıların saygısızlığı daha ağır oluyor zaten. 

Şöyle ki; malumunuzdur insan olarak hepimiz farklı farklı imtihanlar, farklı süreçler, farklı olaylar yaşıyor, farklı farklı ortamlarda, ailelerde, okullarda, şehirlerde, iş yerlerinde hayatı devam ediyor, farklı hobiler ve fobilere sahibiz. Bu anlamda örnekleri çoğaltabiliriz.

Sadece unutmamamız gereken şu olmalı ki bu farklılıklar birbirimizi anlamamak, yargılamak, suçlamak, kınamak için değildir. Yaşadığımız hayat farklılığına gösterilmeyen saygı, saygı kavramına temelde saygısızlıktır.

Mesela, eşi ölmüş ve buz gibi bir mezar taşında ağlayan birine; hayat devam ediyor, ölenle ölünmez demeden önce acısına saygı duymalıyız. Çünkü bizleri evde bekleyen bir eşimiz varken bu acıyı yaşamadan o acıya saygısızlık yapma hakkımız yoktur.

Yada iş yeri bazı sebeplerden dolayı iflas etmiş birine ama senin de suçun var işini bilmiyorsun demeden önce yaşadığı ruhsal çöküntüye saygı duymalıyız. Hele de gidecek bir işimiz varken bu acıyı yaşamadan o acıya saygısızlık yapma hakkımız yoktur.

Evladı madde kullanan ve evde şiddet gösterip problem çıkaran bir evladı olan anne babaya kim bilir ne günah ettiniz de bu çocuk böyle oldu demeden önce bu acıya saygı duymalıyız. Hele de bir dediğimizi iki etmeyen evlatlarımız varsa. Yaşamadığımız bir duyguya saygısızlık yapma hakkımız yoktur.

Evinde huzuru olmayan (kadın veya erkek fark etmez)  birine sende tercihini yaparken şu şu başlıklara dikkat etseydin demeden önce o huzursuzluğu yaşayan muhatabımızın duygularına saygı duymalıyız. Hele de evde ailecek çay içip muhabbet edeceğimiz yuvalarımız var ise.

Evinde pahalı eşyası olmayan, altında lüks bir arabası olmayan, cebinde tomar tomar parası olmayana saygılı olmalıyız. 

Sadece sahip olunmayanlara değil sahip olunanlara da saygılı olmalıyız. 

Mesela; aile huzuru olan, eşi, çocuğu, maddi durumu iyi olan birilerine, yaa bende senin gibi bollukta olsaydım mutlu olurdum demeden önce o huzura saygı duymalıyız. Hele de elimiz de olanların kıymetini bilmiyor isek. Yaşamadığımız bir duyguya göstermediğimiz bir emeğe saygısızlık yapma hakkımız yoktur. 

Eğitimli, görgülü, kariyer sahibi evladı olanlara da saygısızlık yapma hakkımız yoktur. Hele de çocuklarımızla vakit geçirmiyor ve eğitimleri ile ilgilenmiyor  isek.

Sabahları erkenden uyanıp eşimizin veya annemizin hayır duasını alıp küçük te olsa dükkanımızı açmaya üşeniyor ve tembellik gösteriyor isek, ( helal yollarla, yolsuzluk yapmadan)  büyük şirketlere sahip olanlara saygı duymalıyız.

İlim sahibine saygı duymalı ve ilim ehlinin konuştuğu yerde susmayı bilmeliyiz. Hele de elde edilen ilimle ilgili hiçbir bilgimiz yokken.

Bir gazete küpürü, bir fıkra kitabı bile elimize almamış isek, eğitime gönül vermiş ve bu uğurda bütün fırsatları okumaya, araştırmaya çeviren insanlara benimde sizin gibi boş vaktim olsa okurdum diyememeliyiz.

Sahi bu ne yaşanmamış saygısızlıktır toplumda diz boyu!

En çok ta aramızda kültür farkı olan insanları yadırgamadan, suçlamadan, ayıplamadan önce her insanın yaşadığı coğrafyanın izlerini üzerinde taşıyor olmasına saygı duymalıyız. Yiyemeyeceği, giyemeyeceği vs. farklılıklar olacaktır aramızda elbet. Hele de bizim vaz geçemediğimiz örf ve ananelerimiz varsa.

 Örnekler çoğaltılabilir tabii, ama hepimiz anlamadığımız yaşamadığımız birçok duyguya karşı belki farkındalıkla belki de farkında olmadan saygısızlık yapıyoruz. 

Kimse kimseye karışmasın, yardımcı olmasın, teselli etmesin, akıl vermesin demiyorum. Sadece şu düşünceyi diri tutmalı ve bilinmeli ki; konuşmadan, eleştirmeden, yargılamadan, övmeden, alkışlamadan vs. önce muhatabımızın yaşadığı fakat bizim yaşamadığımız bazı duygular var. Bunları yaşayanlara saygı duymalıyız. Tabi ki toplum olarak aynı dünyayı paylaştığımız için gerek tecrübe, gerek eğitim ve gerek kültürel farklılıklarımızla birbirimize destek ve yardımcı olmalıyız.

Empati kurmaya çalışmalı ve insanları anlamaya çalışmalıyız elbet.

Fakat  empati kurmaya çalışarak bile hissedemeyeceğimiz duygular var dostlar.

 İnsanların acılarına, sevinçlerine kaybettiklerine, elde ettiklerine, yalnızlıklarına, okuduklarına,  vakıf olamayabiliriz ama saygılı olabiliriz.

Hayat yolunda aynı dünyayı paylaşırken aynı hayatları yaşamadığımızı unutmamalıyız. Aynı dünyada, aynı coğrafyada, aynı şehirde, aynı okulda veya iş yerinde hatta aynı ailede olsak bile aynı hikayelere sahip değiliz değerli dostlar.

Aynı duygularda olmasak bile hiç değil se yaşanmamışlıklara saygılı olalım. Kimsenin kimseye anlatmak istemediği duyguları olabilir. 

Her insanın kendine ait sırları vardır.

Dillendirilmemiş acıların tesellisini veremeyiz.

Suskun insanları konuşarak anlayamayız.

Hepsinden önce insan olduğu için insana saygılı olmalıyız. Arkasından hayata ve insana dair çok şey gelir zaten. 


( Hucurat süresi 11. Ayette uyarılıyoruz.)

‘’ Ey iman edenler!  Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler.

Kadınlar da diğer kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler.

Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İnandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötüdür. 

Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.’’


Saygıyla kalalım inşallah.

secekar

YORUMLAR

  • 8 Yorum
  • Rahime aksu
    3 hafta önce
    Ablam cok guzel yazmissin gercekten rabbim boyle dusunmeyi boyle saygiyi en ince detayina saygili olmayi bize nasip etsin insaallah
  • Telli dişlik
    3 hafta önce
    Eline yüreğine sağlık dilek bacım uyandıran yazıların için Allah razı olsun günümüzde çok yaygın davranışlar Rabbim uyandırmayı nasip etsin inşallah
  • zeliha beyaz
    3 hafta önce
    yüreğine sağlık allah razı olsun az öz yazmışsınız.
  • Aynur
    3 hafta önce
    Yüreyine kalemine sağlık,zaten bunu kavrasak bu dünyayı cennet olarak yaşarız.
  • Emine keskinler
    3 hafta önce
    Ne kadarda doğru ve yine çok güzel bir yazı iyiki varsınız ve yazıyorsunuz elinize kaleminize herşeyden önce o güzel yureğinize sağlık
  • Ayfer Güzel
    3 hafta önce
    Yüreğine sağlık canım bacım
  • Handan
    3 hafta önce
    Maşallah yüreğinize sağlık... maalesef ki günümüzde çok yaygın bir davranış inşallah bu yazı uyandırır insanoğlunu....
  • Dilek Demir
    3 hafta önce
    Ömürlerinden bir pay ayırarak okuyan herkese teşekkürü bir borç bilirim.