Reklam
Reklam
Faruk Habiboğlu

Faruk Habiboğlu

Ahkam Kesmek

13 Mart 2020 - 07:44

Bir konuyu doğru öğrenmek ve anlamak pek kolay bir iş değil. Hele ki tarih, din gibi netameli konuları. Bizim millet genellikle daha en baştan siyasal ve dinsel aidiyetine göre mevzuya önkabulleriyle yaklaşır. Mesela muhafazakarsa, ona göre Lozan hezimettir, cumhuriyeti kuran kadro dinsizdir, Türkçe ibadet kafirliktir, Padişah Abdülhamid evliyadır; eğer laik anlayışta ise din gericiliktir, Lozan muhteşemdir, Abdülhamid haindir falan gibi daha bir sürü şablon kabuller.
Bu sadece halka özgü değil aydın vasfedilenlerde de sıkça rastlanılan bir durum.

Oysa bir mevzuyu doğru öğrenmek ve anlamak için çapraz araştırmalar, okumalar yapıp sonuçta bir kanıya varmak en doğru yöntem olsa gerek. Ne yazık ki bahis konusu mevzularla alakalı yazılan kitapların, yapılan literatür çalışmalarının geneli de bilimsel ve kişisel tarafsızlıktan uzak olduğu için bu yönde yapılacak okuma ve araştırmalarda zıt bilgi ve görüşlerle karşılaşmaya da şaşmamak gerek. Evet ne yazık ki fikir ve bilim namusu bir çok mahfilde istismar edilmiştir ve edilmektedir.

Öyleyse bize düşen, çapraz okuma ve incelemelerde elde ettiğimiz bilgileri kendi akıl ve izan süzgecimizden geçirip kişisel kanaatimizi elde etmek. Ama burada da işin hassas noktası, tarafsız bakmaktır.

Bunu başarabildiğimizde göreceğiz ki doğru sandığımız bir çok şey yanlış ve yanlış sandığımız bir çok şey de doğruymuş aslında. Yahut her mesele, akla kara değil kimileri de gri renkliymiş.

Mesela öğrenip anlayacağız ki Lozan ne hezimet ne de büyük zafer, dönemin koşulları ve yeni devletin ancak gücü oranında elde edebildiği bir sonuç; cumhuriyeti kuranlar Osmanlı aydın ve paşaları olup yaşadıkları dönemin bir çok olumsuz dinsel uygulamalarından etkilendikleri için kendileri ne dindar ne de dinsiz, genel olarak laik fikirli; aynı şekilde bugünde bir kesin hükme varılamamış Türkçe ibadet konusunda dönemin bir kısım din ulemasindan görüş de alarak düzenleme yapmışlar; yine Abdülhamid ne kızıl sultan ne de ulu hakan, sadece zor zamanlarda bir Osmanlı Padişahı; öte yandan Osmanlı bir emperyal devlet yani imparatorluk olduğu için çok dinli, çok uluslu bir toplum yapısı gereği bir din şeriat devleti değil, bir ırk devleti de değil. Hele son üç yüz yılında tamamen batılılaşma dolayısıyla seküler olma gayreti içinde, bu yüzden son dönem yetişen kadroları batılılaşma ve laiklik eksenli ki bu eleştirilecek yahut takdir edilecek bir husus da değil. Dönemin şartları ve dünya milletlerinin ortak anlayışı öyle.

Hasılı oturup ahkam kesmeden önce bilgilerimizi yeniden çek etmekte fayda var.

YORUMLAR

  • 3 Yorum