Reklam
Reklam
Faruk Habiboğlu

Faruk Habiboğlu

Tel Kamyon

18 Ekim 2019 - 14:33

Biz çocuktuk dünya kirlenmemişti henüz.  Kendi oyuncağımızı kendimiz yapardık telden, tahtadan, taştan, çamurdan. Bir tel arabam vardı, dört tekerli bir kamyon. Günlerce uğraşmıştım en güzeli olsun diye. Nasıl da süslemiştim boncuklarla, renkli ipliklerle. Pek havalıydım canım sokağımızda sürerken. Sanki ağır vasıta şoförü fiyakası!
 
Ekmek almaya onunla giderdim mahalle fırınına her akşam. O ne ciddiyet, o ne vakar? Arada bir “daaat, daaat” havalı korna.  İç geçirerek bakardı komşu çocukları ekmeği almış eve dönerken. Ekmek ki karoserinde kamyonumun, adeta mühim bir yük taşıyorum.
 
Bazen de bakkaldan öteberi almaya giderdim. Annemin verdiği sipariş; yarım kilo toz şeker, bir paket makarna. Bu defa yük ağır ya, aheste ve dikkatli sürmek lazım.
 
Küçük kardeşim pek heves ederdi, “abi biraz da ben süreyim”. “Sen daha küçüksün, gel muavinim ol” derdim, ağır abi edası. Nasıl da sevinirdi kerata. Bazen de “hadi geç direksiyona, park et” deyince, gözleri ışıldardı.
 
Biz çocuktuk dünya kirlenmemişti henüz. Sokaklarımız, caddelerimiz toz toprak içinde olsa da, gökyüzümüz pırıl pırıldı, kalplerimiz pırıl pırıl. Telden yaptığım bir kamyonum vardı, en sevdiğim oyuncağım. Gözümden bile sakındığım.
 
Bir akşamüstü yine fırına ekmek almaya giderken, tam köşe başında büyük tekerlerinin altında kaldı anarya gelen bir kamyonun!..
 
 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Nihat GÜÇ
    1 yıl önce
    Geçmis olsun. O haleti ruhiyeyi iyi biliyor ve iyi anlıyorum. Çunku aynısı bende de vardı.