Reklam
Reklam
Bir Fincan Kahvenin Kırk Yıl Sosyolojisi Yapılır
Mehmet Şahin

Mehmet Şahin

Bir Fincan Kahvenin Kırk Yıl Sosyolojisi Yapılır

09 Nisan 2021 - 20:10

Kahvenin Sosyolojisi... Gündelik yaşamımız içerisinde en önemli rutinlerimizden biri olan kahve içmek, sadece kahve içmekten ibaret bir eylem değildir. Buna sosyolojik bir bakış açısıyla baktığımızda rahatlıkla görebilmekteyiz. Nitekim ünlü sosyolog Giddens’ın da dediği gibi “Tüm toplumlarda yeme-içme aslında, toplumsal etkileşim ve törenlerin gerçekleştirilmesi için ortamlar yaratmaktadır; bunlar da sosyolojik inceleme için zengin bir konu ortaya çıkarmaktadır.” Kahve de sosyolojik bir inceleme için zengin bir üründür. Kahve, yalnızca bir içecek değil aynı zaman simgesel bir değeri de ifade etmektedir. (zaten sosyolojide hiçbir şey hiçbir şey değildir.) İnsanlar günlük yaşamlarında rutinlerin merkezine aldığı kahveye anlamlar yüklerler- “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.” Kahve insanları bir araya getirip, toplumsal bir etkileşim görevi de üstlenmektedir. “Kahve içmeden kendime gelemem” gibi söylemler kahvenin toplum içerisindeki önemini de göstermektle sınırlı kalmayıp kahve üzerine de oturup konuşuruz; kahve nasıl olmalı, kahve nasıl içilmeli, kahvenin pişirilme teknikleri, köpüğü, ateşi, kıvamı, tadı, kokusu… Kahveyi sade içenler, şekerli içtiği için hor görünenler…  Kahvenin toplum içerisindeki konumunu bize açık bir şekilde göstermektedir.

Kahve, hazırlanırken ve tüketilme anındaki toplumsal etkileşimleri dışında tüketildikten sonra da toplumsal etkileşim sağlamaktadır. Bunu da fala bakmak gibi aktiviteler ile gerçekleştirmektedir. “Fala inanma, falsız da kalma” atasözünde olduğu gibi, insanlar falın inanılacak bir şey olmadığını bilir ama onunla oyalanmak, eğlenmek yalan da olsa gelecek ile ilgili bir şeyler dinlemek hoşlarına gider. Aynı zamanda fal, insanların diğer insanlara içlerini açmak ve dertleşmek için bir fırsat yaratır. İnsanları bir birine yakınlaştırarak, içlerini dökerek bir rahatlama imkanı sunar.

Bir de kahvelerin tüketildiği yerler olan, kahvehaneler de toplum içerisinde önemli bir konumda yer almaktadır. Kahvehaneler “isyan hazırlık merkezi” olarak da görülmektedirler. Hatta tarihsel rüreç içerisinde din ve sağlık açısından olmsuz olduğuna dair gerekçeler sunularak kapatılmaya çalışılmıştı. Fransız Devrimi’nin kıvılcımları da “Cafe Foy”da atılmıştır. Yani bir nevi devrim fiilen kahvehanede başlamıştır diyebiliriz.     
 
Biyolojik olarak da kahvenin uyarıcı ve keyif verici bir etkisi vardır. İnsanlar yoğun geçen gündelik yaşamında kendilerini dinç tutabilmek için kahve tüketme ihtiyacı duyarlar. (Sabaha kadar sınavlara çalışan öğrencilerin vazgeçilmezidir kahve.) Kahvenin içerisindeki kafein, keyif verici ve bağımlılık etkisi de yaratmaktadır. (Giddens’ten alıntılayarak) Kokain de bağımlılık ve zevk veren bir ürün olmasına karşın toplum içerisinde kahve gibi kabul görmemektedir. Yani kahve, bağımlılık ve keyif verici bir madde (kafein) bulundurmasına rağmen toplum içerisinde kabul görmüş ve önemli bir konuma yerleşmeyi başarabilmiş bir üründür.

Kahve aynı zamanda bir sömürge mirasıdır. Kahvenin kökeni Ortadoğu olsa da bugün içtiğimiz kahvenin neredeyse tamamı Avrupalılar tarafından sömürgeleştirilmiş bölgelerden (Güney Amerika, Afrika) gelmektedir. (Avrupa’da 19. Yüzyıldan sonra yerleşmiş ve markalaşmıştır. Ekvatoral bölgede yetişen ürün “İtalyan Kahvesi” haline gelmiştir.) Toplumsal ve ekonomik ilişkiler içerisinde önemli bir rol oynamaktadır. Petrolden sonra uluslararası ticarette en önemli üründür. Dünyanın en yoksul bölgesindeki insanları ile en yoksul bölgedeki insanları birbirine bağlar. Hem yoksul hem zengin ülkelerde tüketilen ortak bir içecektir.
 
Kahvenin küreselleşmesi sonucunda, 3ü1 arada hazır paketler haline gelen kahve, günümüzde Batı’nın Starbucks gibi şirketleşmiş kahve zincirleri ile dünyaya yayılmakta ve markalaşmaktadır. Hangisini içeceğimizi tercih etmek bizim toplumsal sınıfımıza dair bilgiler de verir hale gelmiştir.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum