Reklam
Reklam
Teknolojik gelişmelerin çevre ve toplumsal çevre üzerindeki...
Mehmet Şahin

Mehmet Şahin

Teknolojik gelişmelerin çevre ve toplumsal çevre üzerindeki etkileri ve Ludditler

09 Temmuz 2021 - 12:09

 Ludditler, İngiltere’de 1811 ve 1813 yılları arasında yayılan iyi örgütlenmiş, bir makine kırıcı hareketidir. Luddite sözcüğü, İngilizce dilinde yeni teknolojilere karşı çıkmak gibi terimlere karşılık olarak gelse de aslında Ludditler teknolojinin kendisine karşı olmayıp, teknolojinin toplumsal egemenlik aracı olarak kullanılmasına karşı çıkmışlardır. Zaten Ludditlerin birçoğu dokuma tezgahlarında çalışmışlardır. Onların karşı çıktıkları şey genel olarak kamuya zararlı makinelerdir. Ayrıca onların makinelere karşı kızgınlıkları hiçbir şekilde körü körüne bir öfke değildi. Onlar, geleneksel çalışma ve istihdam tarzlarını tehdit eden/edebilecek teknolojiye karşı çıkmışlarıdır.   Aynı zaman da aile, toplum ve pazar yeri ile bağlarını koparacağını düşündükleri teknolojiye karşı şiddet göstermişlerdir. Ludditler yalnızca işçilerin ücretlerini indirenlerin dokuma makinelerini kırdılar. Ücretleri azaltmayan makinelere saldırmadılar. Bu da onların salt körü körüne teknoloji karşıtı olmadıklarını göstermektedir. Hatta Ludditler, bir atölyede gecenin birinde altı makinenin dördünü kırıp diğer ikisini de bırakmışlardır. Bunun da nedeni diğer iki makinenin ücretleri indirmeyen ustalara ait olmasıydı. Ludditler kendilerini sömüren gücün makineler oluğunu düşünüyorlardı. Onlara göre fabrikalar, kiralanan işçilerin katı düzen ve disipline tabi olduğu “sömürü merkezleri, korkunç hapishaneler” şeklinde tanımlamaktadırlar. Fakat hiçbir zaman salt makine/teknoloji karşıtı ya da makine/teknoloji düşmanlığı faaliyetler gütmemektedirler. Onların amaçları daha çok makinelerin topluma karşı (özellikle işçilere ve zanaatlara) oluşturduğu tehlikelere bir karşı direniş göstermektir. Bunu da makinelere karşı şiddet eylemleri ile göstermektedirler.  Ned Ludd tarafından imzalanan bir mektupta da yazıldığı üzere; “avam kamarası, (İngiltere’de halk tarafından seçilen milletvekillerinin oluşturduğu yasama meclisi) sıradan insanlara zararlı tüm makineleri durduracak bir yasa çıkarılana ve tezgah kırıcıların (Ludditler’in) asılması yasasını iptal edene kadar asla silah bırakmayacağız.” Sözleri de Ludditler’in amaçlarını açıkça belirtmektedir.

 

Sanayi devriminden beri insanoğlu ile bilim ve teknoloji arasında sıkı ilişkiler kurulmaya başlanmıştır. Özellikle geride bırakılan son 10-20 yılda teknolojik gelişmeler çok hızlı bir şekilde hayatımıza girmiştir. Teknolojinin hızla gelişmesi toplumsal değişimleri de hızlandırmıştır. Günümüzde yaşanan bu teknolojik gelişmeler, olumlu değişimler yaratıp, bir çeşit sorunlar çözerken aynı zamanda da beraberinde yeni sorunlar doğurmaktadır. Techologial fix (teknolojik düzeltme) kavramında da belirtildiği gibi “her teknoloji kendinden önceki teknolojinin yarattığı sorunları çözümler” (Özkalp, 1992). Hiroşima’ya ve Nagazaki’ye atılan Atom bombasına kadar insanoğlu, teknolojiyi olumlu ve faydalı görmekteydi. Daha sonraları modern teknolojinin tehlikeleri ve zararları üzerine düşünülmeye başlanmıştır. Aslında özü itibariyle teknolojinin kendisi tarafsızdır, ona şekil veren, nasıl kullanılmasına karar veren insandır/insanlardır (Özkalp, 1992). Fakat modern teknoloji sorunsaldır, çünkü toplumsal değişmede çok önemli bir rol üstlenmektedir. Teknoloji aynı zamanda toplumsal değişimin en etkili itici gücüdür. Teknolojinin gelişmesiyle toplumda ortaya çıkan en yaygın ve en ciddi sorunlardan biri hiç şüphesiz ekonomik sorunlardır. Teknolojinin gelişmesiyle yeni teknikler, eski üretim biçimlerinin yerini almakta ve onları ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle insan gücüne ihtiyaç azalmakta ve işsizlik artmaktadır. Otomasyon teknolojisi ve robotların son yıllarda ortaya çıkması buna çok güzel örnek olmaktadır. Ayrıca bilgisayar teknolojisinin gelişmesiyle, bilgisayar suçları da ortaya çıkmıştır. Bu gelişmelere toplumsal yasalara da yansımış ve bilgisayar suçları için yasalar revize edilmek zorunda kalınmıştır. Artan bu teknoloji denetim ve gözetimi de arttırmıştır, gizlilik esnek bir hal almıştır. Yapay zeka teknolojilerin gelişmesiyle, insanların düşünme becerileri zayıflamıştır. Bilgisayar ortamında insan düşüncesini en aza indirecek bir biçimde öğrenme ortamı sağlanmıştır. Bunun sonuncunda da toplumsallaşma terse dönmüştür, geleneksel toplumda bilgi yaşlı bireyden genç bireylere doğru aktarılırken, modern teknolojilere ulaşması daha olan genç bireyler bilgiye daha kolay ulaşmaktadırlar ve bu sayede bilgi gençlerden yaşlılara doğru ters bir aktarım içerisine girmiştir.

 

Kitle iletişim araçlarının ve genetik mühendisliğinin gelişmesiyle toplumsal yaşam riskli bir hale dönüşmüştür. Örneğin; Twitter’da mülteciler hakkında yazılan bir yanlış haber dakikalar içerisinde milyonlarca insana ulaşabilmektedir. Bu da toplum içerisinde mülteci nefreti ve birçok başka sorunlar doğurabilmektedir. Aynı şekilde genetik mühendisleri tarafından zararlı bitki ve böcekleri öldürmek için geliştirilen bazı maddeler, insanların aşırı ve bilinçsiz kullanımıyla dünyayı tehdit etmektedir. Modern tıp alanındaki gelişmeler de başta ailevi, yasal ve ahlaki sorunlar olmak üzere birçok toplumsal olguyu kaşımaktadır. Bunlardan en yaygını, hamilelik konusudur. Başkalarının yumurta hücresiyle çocuk doğuran kişiye ne diyeceğiz. Çocuğun gerçek annesi o mu? Çocuk kim oğlu? Miras ve evlilik gibi birçok yasal ahlaki ve dini konuların yeniden ele alınmasına yol açmaktadır.   

 

Kaynakça

Özkalp, E. (1992). Teknoloji ve Çevre. Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi , 381-417.

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum