Reklam
Reklam
Açın Kapıları Osman Geliyor (2)
Mehmet Yalçın

Mehmet Yalçın

Açın Kapıları Osman Geliyor (2)

12 Kasım 2020 - 12:10

 -Dünden devam- 

 Nüktedan bir yapıya sahip olan Osman Yüksel’in hiciv ve mizahları meşhurdur. Anıtkabir yapımında gençler çalışırken Osman Yüksel'e sorarlar, "Sen genç değil misin? Niye Anıtkabir'de çalışmıyorsun?" Serdengeçti, fikirlerinden dolayı kendisini hapishanelerde süründüren ve sevmediğini her zaman açıkça söylediği İsmet İnönü'yü kastederek cevap verir; "Vallahi hapishanelerden bana zaman kalmıyor. İnşallah ikinci anıtkabirde canla başla çalışırım."  
Yavuz Bülent Bakiler, KKTC meselesinin zirvede olduğu 60'ların sonu, 70'lerin başlarında, büyük bir coşku içinde KKTC'deki kardeşlerimize bir şiir yazar. Şiir her dizede, kafiyeyi sağlayan "daş" sesleri ile bitmektedir. Gönüldaş, karındaş, ülküdaş, arkadaş, yoldaş, sırdaş vs. Yavuz Bülent Bakiler şiirini Osman Yüksel Serdengeçti'ye okutur önce. Merhum şöyle bir inceler şiiri ve Yavuz Bülent Bakiler'e tebessüm ederek, "Çok güzel, çok beğendim ama şiirde o kadar çok "daş" var ki, bu daşları Akdeniz'e döksek, Kıbrıs'a kadar yürürüz alimallah." 
Serdengeçti'ye takılmaktan zevk alan bir arkadaşı ona der ki; "Sen sağ mısın, sol musun?" Üstat cevap verir, "Yaşadığıma göre sağım." 
İnönü'nün bir yurt dışı seyahatinde uçakta Osman Yüksel de bulunmaktadır. Bunu öğrenen İnönü, ona takılmak için torununu çağırıp Serdengeçti'yi tarif ederek, aşağıya biraz para atıp birkaç fakiri sevindirmesini istediğini söyler torununa. Sonra da, "Git Osman amcana aynen söyle bunu." der. Çocuk Osman Yüksel'e gider ve dedesi İnönü'nün dediklerini söyler. Osman Yüksel muzipçe gülerek cevabı yapıştırır, "Evladım, ben aşağıya biraz para atsam birkaç fakir sevinir ama senin dedeni aşağı atarsak bütün fakirler sevinir." Bunu duyan İnönü gülme krizine girer.  
Üstadın "boş işler" dediği bir meclis oturumunda gübre meselesi konuşuluyormuş. Demirel meselenin çözümünü milletvekillerine sormuş. Herkes bir şeyler söylemiş. En son Serdengeçti söz isteyince herkes hayret ve ilgiyle ona doğru dönmüş. İşte Serdengeçti'nin çözümü; 
“Sayın Demirel. Bu işin çözümü çok kolay. Şu ön sıralarda oturan, yiyip de çıkarmayan mebusları tarlalarda şöyle bir dolandırıp def-i hacet yaptırın. Gübre meselesi hallolur.” 
Merhum Osman Yüksel Serdengeçti milletvekili olduğu dönemde radyoda yaptığı konuşma esnasında "Allah'ın, vatanın ve milletin yolundayız." dediği için tutuklanır. Hakim sorar, "Hakkında böyle bir suçlama var. Ne diyorsun?" Serdengeçti'nin cevabı müthiştir; 
“Vallahi hakim bey, günlük konuşmalarımızda Allah kelimesini kullanmak o kadar normal bir şeydir ki. "Allah yolunu açık etsin" deriz, "Allahaısmarladık" deriz, "Allah'a emanet ol" deriz. Allah kelimesini kullanmak bu kadar normal bir şey iken, benim Allah demem suç sayılıyorsa, benim buna karşı söyleyeceğim söz sadece şudur: Allah Allah!” 
 Arkadaşlarıyla bir gün sohbet halinde iken sorar; “ Tuhafıma gitti. Gazetelerimizin çoğunun isminin sonu "et"li. Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Medeniyet, Hizmet, Hakimiyet, Memleket vs. Bu et düşkünlüğü de nereden çıkıyor? Acaba gazetecilerin her yere, her şeye burnunu soktuklarından, etliye sütlüye karıştıklarından mı? 
Birtakım gazetecilerin, "Osman Bey, komünistlerle aranızda ne fark var?" ithamına karşı şu cevabı verir; "Aramızda Allah var." 
Necip Fazıl, Osman Yüksel ve Nazım Hikmet aynı koğuştadır. Necip Fazıl dertlidir; bir oraya, bir buraya volta atar; sigara üstüne sigara yakar. Serdengeçti gayet neşelidir. Nazım ise her rast geldiğine komünizmi anlatır, durur. Bir gün yine Nazım karşısındakine komünizmi anlatırken Serdengeçti yanına yaklaşıp der ki, "Üstat, bu komünizm nedir?" Nazım kendinden gayet emin bir şekilde "Elini sol cebime at." der. Serdengeçti hemen atar. Nazım der ki "Ne buldun?" "İki tane yirmi beş kuruş." der serdengeçti. Nazım "Birini al." der. Serdengeçti alır. Nazım gururla "İşte komünizm bu." cevabını verir. 
Bir gün Nazım'a elli lira gelir; Serdengeçti sormadan hemen elini Nazım'ın cebine atar ve yarısını almak ister. Nazım hemen müdahale eder, "Hop, hop. Ne oluyor?" der. Serdengeçti, "Üstat, yarısı benim değil miydi?" deyince Nazım, "O kadar da uzun boylu değil." karşılığını verince Serdengeçti taşı gediğine koyar, "İşte, komünizm dedikleri yirmi beş kuruşluk bir şeymiş." 
Merhum anlatıyor; 
Mustafa Kemal son günlerindedir. Ziyaretine zamanın menfaatçi, yağdanlık tipli, üstadın tabiri ile hokkabaz mizaçlı birkaç mebus, bürokrat vs. gelir ve Mustafa Kemal'in başucuna otururlar. Mustafa Kemal zorlana zorlana başını çevirir ve bunları görür görmez, "Siz mi geldiniz .....ler?" der. Bizim yağdanlıklar sevinç içinde birbirlerine dönerler, "Tanıdı bizi, tanıdı bizi.” 
Tavizsiz bir dava adamı olan Osman Yüksel, “Serdengeçti” isimli bir dergi çıkarır. Bu dergi yasaklamalar ve kapanmalar sonucu 40 yılda sadece 33 sayı çıkar. Her sayısının ardından dava açılır mahkumiyet, hapis artık rutin hale gelir. Bu nedenle yazdığı her yazıda “nasıl olsa içeri gireceğim” diye yazılarının sonuna “açın kapıları Osman geliyor” cümlesini ilave eder. 
İslam’ın kara sevdalısı, mücadeleci bir ruha sahip olan Osman Yüksel fikir ve düşünce adamı olduğu kadar aynı zamanda şairdir. Şiirlerinde vatan, millet, din, ahlak, tarih ve tabiat temalarını işlemiştir. Meramını açıkça ifade edemediği zamanlarda ise espri ve mizah yeteneğini kullanır. Şiirlerinde hiciv sanatına oldukça geniş yer verir.  
Hakkında 100 den fazla dava açılmış, sekiz defa mahpus bir defa mebus olan Osman Yüksel’in sade, arı ve duru şiirlerinde bazen Karacaoğlan, bazen Köroğlu, bazen Yunus Emre, bazen Mevlana olduğunu görürüz. Kendini tanıtırken; Akif’in gür sesinden, Yunusun nefesinden, Gökalp’in hevesinden birşeyler var içimde” der. 
Yaşamı boyunca Peygamber Efendimizin “Ey insan nerede bir kötülük görürsen onu elinle, elinle önleyemezsen onu dilinle önleyeceksin, dilinle de önleyemezsen onu kalbinle takbih edeceksin” hadisini rehber edinerek haksızlığın, hukuksuzluğun, adaletsizliğin karşısında dimdik durdu. Firavunlar gibi saltanat sürenlerle yılmadan mücadele etti. 
 Mabetsiz Şehir, Bir Nesli Nasıl Mahvettiler, Bu Millet Neden Ağlar, Gülünç Hakikatler, Ayasofya Davası, Türklüğün Perişan Hali, Mevlana ve Mehmet Akif, Kara Kitap, Radyo Konuşmaları, Müslüman Çocuğun şiir kitabı, eserlerinden bazılarıdır. 
Rahmetle anıyoruz. Ruhu şad olsun. 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum