Reklam
Baş Belası İmam
Mehmet Yalçın

Mehmet Yalçın

Baş Belası İmam

20 Ekim 2020 - 09:42

 1980 li yıllarda Diyanet dergisinde okumuştum. Hadise kısaca şöyle;  
“17 yaşında İmam-Hatip Lisesi mezunu olan bir genç, mahkeme kararıyla (kazay-ı rüşd'ünü ispat ederek) Batı Karadeniz illerinden birinde bulunan bir dağ köyüne imam olarak atanır.  
Köy ağırlıklı olarak kendilerini  “Alevi” diye tanımlayan vatandaşlardan oluşmaktadır...  
Köyde müstakil bir cami yoktur. Sadece cami olarak yapılmış yığma kütükten mamul bir bina vardır. O da harabe haldedir. 
Genç imam hemen işe koyulur,  Camiyi bir güzel temizler ve 5 vakit ezan okumaya başlar. Ancak camiye halktan gelen giden yoktur.  Genç imam bu duruma çok üzülür ve bir çare düşünür. Muhtarla görüşür köylü ile bir toplantı yapmak ister. 
Muhtar pek razı olmaz. “Yav hoca köylü ile ne işin var? Sen ezanını oku yeter” der  
İmam ısrarlıdır. Neticede bir şekilde köy halkını toplar.  
Önce kendini tanıttırdıktan sonra; “ben köyünüze imam olarak tayin edildim. Geleli 15 gün oldu. Yarın şehire inip müftülüğe gideceğim. Bana köyünüz hakkında sorular sorulacak. Ben de gördüklerimi anlatacağım haliyle. Ama sizlere sormadan gitmeyeyim istedim” der. Ordan biri söz alarak sorar;  
“Hoca ne diyeceksin köyümüz hakkında?”  
Genç imam;  
“Sizlere birkaç soru sormama izin verir misiniz?” der  
“Sor bakalım” derler. 
-Siz Allah’a inanıyor ve O’nu seviyor musunuz?  
-O da ne demek? Tabii ki.  
-Ben de Allah’a inanıyorum ve O’nu seviyorum. Siz Hz. Muhammed (S.A.S) seviyor musunuz?  
-Elbette severiz...  
-Peki siz Hz. Ali’yi de seviyor musunuz?  
-Elbette seviyoruz.  
-Peki… Vallahi ben de Allah’ı, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’yi çok seviyorum. Yani sizinle benim aramda bir fark yok... 
Muhtar söze karışır:  
-Hoca sen ne demek istiyorsun?  Bu sözlerinin anlamı nedir?  
Genç imam:  
-Ben yarın müftülüğe gidince diyecektim ki: “Ben filan köyün imamıyım. İmam ise Müslüman köyüne verilir. Siz beni yanlış yere göndermişsiniz.” Ama şimdi gördüm ki sizler de çok şükür Müslümansınız. Buna çok sevindim.  
Genç imam cemaatin dikkatini çekmeyi başarmış ve mesajını onlara vermişti…  
Daha sonra:  
-Sizlerden bir ricam olacak der.  
-Söyle hoca, bakalım ne istiyorsun?  
-Bu köye minareli bir cami lazım. Hemen bir arsa tespit edip cami yapılmasını istiyorum der.   
Sabahleyin köylüler büyük bir heyecanla toplanırlar, bir arsa tespit edilir ve hiç vakit kaybetmeden inşaata başlanır.  
6 Ay Sonra Diyanet İşleri Başkanlığı, o dönemlerde atıl olan, cemaatsiz camilerin kadrosunu alıp daha verimli yerlere kaydırıyordu. Bu manada o köydeki durumu da yerinde tespit etmek üzere bir müfettiş görevlendirilir. Müfettiş köye gider. 
Fakat müfettiş köye girince şaşkınlık içinde kalır, yanlış köye geldiğini düşünür. Çünkü köyün ortasında kocaman bir minare vardır. Halbuki “Burada cami yoktur, cemaat hiç yoktur. Kadro atıl durumda” diye rapor edilmiştir.  
O arada yaşlı bir amca görür, önündeki iki ineği otlatmaktadır. Müfettiş yaşlı amcaya selam verir, köyün adını sorar. Ad doğrudur.  
“Amca, der, ben Diyanet müfettişiyim. Burada cami yoktur, cemaat de yoktur, kadro atıldır, denildi. Ama cami varmış.” Yaşlı adam cevap verir;  
“Müfettiş bey, bu köy o köydür. 6 ay öncesine kadar da söylediklerinin tamamı doğruydu… Ancak bize imam diye BAŞ BELASI bir çocuğu gönderdiler. O da bize altı ayda bu camiyi yaptırdı. Şimdi de herkese Kur’an öğretmeye başladı!”  
Evet. 
Yıllar öncesi baş belası bir imamın yaptıkları, yaşanmış gerçek hikaye bu. 
Ya günümüzde? 
Kur’anı, camiyi sevdiren böylesi idealist genç imamları aramak şöyle dursun. Başımızdaki Diyanet İşleri Başkanlığının verdiği fetvalara bakalım. 
“Buluğ çağının alt sınırı erkekler için 12, kızlar için 9 yaştır.” 
Erken yaşta evliliğe destek vererek resmen çocuk istismarına davetiye çıkarmakta.  
Bir başka fetva;   
“Sigara kesin ve kati haramdır”  
İyi güzel. Çok doğru. Zaten sigara hem sağlığımıza hem de cebimize zarardır. Ancak kutsal kitaba bir bakalım;  kul hakkı yenmesi, beytülmale el uzatılması, kamu mallarının çar çur edilmesi, adam kayırmacılık, yalan ve dolanlarla halkın aldatılması da haram değil mi? Sigaradan daha öncelikli haramlardan neden hiç bahsedilmez? Faiz bile işinize geldiğinde helal, işinize gelmediğinde haram öyle mi?  Bu zihniyetle korkarım ki yarın bir partiyi kastederek “bu partiden başka bir partiye oy verirseniz haramdır” diye fetva da verirsiniz.  
Resmi bir devlet kuruluşu olarak alenen yapılan din ticaretine, İslamiyet adına sergilenen binbir türlü iğrenç rezaletlere ses çıkarılmadığı içindir ki halk gittikçe dinden soğumakta, cami cemaati azalmakta, Müslümanlık adeta yerlerde sürünmekte.  
BAŞ BELASI İMAM’ların çoğalması dileğiyle kalın sağlıcakla… 

YORUMLAR

  • 2 Yorum