Reklam
Reklam
Bir Kitap Bin Nasihat (AFORİZMALAR)
Mehmet Yalçın

Mehmet Yalçın

Bir Kitap Bin Nasihat (AFORİZMALAR)

14 Kasım 2020 - 12:10

Bir Kitap Bin Nasihat  
(AFORİZMALAR) 

Pandemi nedeniyle pek dışarı çıkmadığım için evde genellikle kitap okumakla vakit geçirmekteyim. Dün yeni bitirdiğim kitaptan birazcık bahsetmek istiyorum. Kitabın ismi; AFORİZMALAR. Yazarı Şanlıurfa’mızın yetiştirdiği değerli şair ve yazar sayın Mehmet Emin Kuş. 
Kitabın ismi başlangıçta sizde tuhaflık hissi uyandırabilir. Veya ilk etapta “AFORİZMA” kelimesine yabancılık çekmiş olabilirsiniz. Doğrusunu söylemek gerekirse haksız sayılmazsınız. Çünkü günlük yaşantımızda, sohbetlerimizde,  pek kullanmadığımız için hiç de alışık olmadığımız bir kelimedir. 
AFORİZMA , sözlük manası olarak; “özlü söz” demektir. Düşündürücü, nasihat verici, yol gösterici, derin anlam taşıyan kısa sözler… 
Kabul etmek gerekir ki, duygu ve düşünceleri kısa bir cümleye sığdırarak “özlü söz” üretmek kolay değildir. Titiz bir çalışma sonucu  “AFORİZMALAR” kitabının hazırlandığı her haliyle belli. Dilerseniz kitapta yer alan yüzlerce “özlü söz”lerden birkaç tanesine göz atalım. 
-“Cehalet, menfaat hırsıyla birleşince ortaya şiddet ve zorbalık çıkar.” 
Bu söze itiraz edebilir miyiz? Cehalet ve menfaat. Cahil kimseler; ilimden, bilimden, görgüden yoksun, düşünmeyen, sorgulamayan, iradesini hür kullanamayan kişilerdir. Buna menfaat hırsını da eklerseniz olacakları tahmin etmek güç olmasa gerek. En bariz örneğini İslam ahlakından zerre kadar nasibini almamış, dünya malı menfaat uğruna Kabe’de olay çıkaran, birbirlerini yaralayan çakma tarikat ve hoca görünümlü tüccarların kavgasında gördük. Ayrıca not olarak ilave edelim ki, bazı menfaatperestler toplumun cahil kalması için çalışmalar yapmakta. Nitekim bir bakanımızın; “eğitim seviyesi yükseldikçe oylarımız düşüyor” demesi çok manidar ve düşündürücüdür. 
-“Yalaka ve aşırı menfaatçilerin olduğu bir toplumda doğruları konuşmak, yazmak ve savunmak ateşten bir gömlek giymek gibidir.” 
Hak, hukuk ve adaletin olmadığı yerde günde beş vakit maddeye secde edenlerin hakim olduğu bir toplumda bırakın doğruları söylemeyi, yazmayı, ağzınızı dahi açamazsınız. Açarsanız ne olur? Ya Ergenekon ve Balyoz kumpasına kurban gidersiniz veya FETÖ’cü damgasını yiyerek hayatınız karartılır. 
-“Din, güzelliklerden ve doğrulardan oluşan bir değerler bütünüdür. Bütünün önemli parçalarını yıkanlar dini yıkmış olurlar.” 
İşte günümüzü özetleyen veciz bir söz. Allah tarafından vazedilmiş (konulmuş)  bir kanun olarak kabul edilen din; paraya, maddiyata tamah eden şahsi menfaat ve çıkarlarını gözeten, İslam’ın emir ve yasaklarına, kesin tavsiyelerine uymayan, gözleri kör, vicdanları kararmış, kendilerini şeyh, derviş diye tanıtan tarikat ve cemaat mensuplarınca kumaş misali kesilip biçilmekte adeta yeni bir din meydana getirilmekte. 
İslam’ın ölçüsü, “belli bir partili olmak” veya “belli bir tarikata mensup olmak” kabul edilmiş, “benden olanlar Müslümandır, benden olmayanlar Müslüman değildir” şeklinde siyaset yapılmakta. Her kişi veya grup kendine göre Kur’an ve Hadisleri tarif ediyor, kendi düşüncesine göre yorumluyor. Yüce Allah “bölünmeyin, parçalanmayın, Allah’ın ipine sımsıkı sarılın” diyor. Bu ayetin zıddına hareketle tarikatlar kendi aralarında yarışa girmişler. Biri diğerine “benim tarikatım daha üstündür”,  “benim tarikatıma girersen kurtulursun, girmezsen yandın” demektedir. Kimileri de “İslam nizamı getireceğiz, şeriatı getireceğiz” sözlerini geçim kaynağı yapmıştır. Müminlikle uzaktan yakından alakası olmayan bu din bezirgancıları yüzünden din büyük zarar görmektedir.   
-“Sana milyonlarca defa yazabilecek kadar cesurken. bir defa bile gönderemeyecek kadar korkağım.” 
Samimi bir itiraftır. Her nedense ilk aşık oluşlarda insanlar içine kapanık ve duygusal olur. Hele ki Doğu ve Güneydoğu’lu iseniz , birazda serde şairlik varsa korkmak kaçınılmazdır. Hani bir şarkı vardır. Mısralarında der ki; Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli.” İşte korkak aşıklar ancak uzaktan sever. Olsun. Önemli olan temiz ve güzel olması değil mi? 
-“Unutmayalım; birçok “ten” haz verebilir, ancak sadece bir omuz güven verebilir.” 
Bunun açıklamasına sadece Kürtçe; “dı herre ha” demekle yetineceğim. Türkçesi “de get ha…” demektir. Neden Kürtçe söyledim? Çünkü gün yüzü görmemiş hoşa giden bir söz ilk defa duyulduğu zaman hem söz sahibini övmek ve yüceltmek için hem de “hayret” ifadesi olarak Kürtçe; “de herre ha” derler. Öyle ya! “Ten” anlık zevktir, geçicidir. Ya “güven?”  Güven yaşama umududur, hayattır, aşktır, sevgidir, inanmaktır. 
Tamamı 120 sahife olan “AFORİZMALAR” kitabında daha yüzlerce özlü sözler var. Takdir edersiniz ki hepsini buraya sığdırmak mümkün değildir. Dilerseniz birkaç tanesini de yazarak satırlarımıza son verelim. 
-“Bekleyene gitmek güzel şey” 
-“Dalgalar en çok yaladıkları duvarları çarparlar” 
-“Diklenmek hiçbir şeydir. Dik durmak çok şeydir.” 
-“Herkes barıştan yana ise savaş çıkaranlar kim?” 
“Din, kitleleri baskı altında tutmak için en uygun bir alandır.” 
-“Gözleri olan herkes bakmayı bilir. Marifet görmektir. Bakmak ile görmek arasında fark vardır.” 
-“Haddini bilmeyenlerin ne bildiğinin değeri yoktur.” 
Hayırlı hafta sonu dileklerimle… 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum