Reklam
Reklam
Ekonomide Tsunami
Mehmet Yalçın

Mehmet Yalçın

Ekonomide Tsunami

20 Kasım 2020 - 12:51

 Dikkat ederseniz denize yakın bölgelerde meydana gelen deprem sonrası yetkililer, bilim adamları veya uzmanlar “Tsunami” den bahsederler. 
Nedir tsunami? 
Kısaca; denizaltı depreminden kaynaklanan sismik deniz dalgalarıdır. Bu dalgalar normal deniz dalgalarından kat be kat metre büyük olup kıyı alanlarındaki herşeyi yıkar hatta ölümcül doğal felakete dönüşebilir. Bu nedenledir ki yetkililer can ve mal kaybını önlemek için yöre halkını uyarır ve gerekli tedbirleri almaya çalışır. 
Peki depremde olduğu gibi ekonomide de tsunami olur mu? Evet. Depremde olduğu gibi ekonomik alanda da -şayet ekonomik göstergeleriniz iyi değilse- “ekonomik tsunami” olur. Bunu anlamak ve görmek için de kahin olmaya gerek yoktur. Çünkü “ekonomik tsunami” kendi ellerimizle, kendi uyguladığımız hatalı politikalar sonucu meydana gelmektedir.  
Bilinmelidir ki ekonominin uymak zorunda olduğunuz belli kuralları vardır. Siz bu kurallara uymak zorundasınız. Bu kuralların dışına çıkar keyfi uygulamalarla ekonomik dengeleri sarsarsanız  “tsunami” kaçınılmaz olur. 2001 krizini hatırlayalım. Önemli oranda bir kamu açığı ve borç yükü vardı. Zamanın hükümetleri merkez Bankasından para basıp harcamaları finanse etmeye çalışıyordu. Nihayetinde kriz meydana eldi. Kriz sonrası ise hükümetin ekonomi kurmayları “ekonominin böyle yönetilemeyeceğini” kabul ederek maliye ve para politikalarına kural koydular, ekonomik disipline yöneldiler.  
Alınan tedbirlerin semeresi ise erken seçim sonrası iktidara gelen AKP hükümetine kısmet oldu. Bu arada inkar etmemek gerekir ki 57. Koalisyon hükümetinin almış olduğu olumlu tedbirlere ilaveten AKP hükümetince de ilk dönemde uygulanan AB reformları, çeşitli alandaki demokratikleşme hareketleri ve siyasi istikrar sayesinde ekonomide gözle görülür bir rahatlama meydana geldi. 
Gönül isterdi ki bu minval üzere gidilsin. Ancak ne var ki ekonomideki bu rahatlık bize batmış veya çok gelmiş olacak ki ekonominin doğal kuralları tekrar çiğnendi. Hem de hoyratça. Yatırım yapılmadı. Üretim yapılmadı. İhracat miktarı ithalat düzeyine çıkamadı. Tasarruf yapılmadı. Kazanılandan fazla harcama yapıldı. Ürettiğimizden fazlasını tükettik. Lüks ve şatafatlı yaşantıya kapılarak israf düzeyinde gereksiz harcamalar yapıldı. Yetmedi Türk Telelom, Tüpraş, Tekel, Petkim  gibi dev kurumlar, sanayi tesisleri, limanlar, fabrika ve işletmelerle kamuya ait varlıklar özelleştirme adı altında satılarak açıklar kapatılmaya çalışıldı. Başta dolar olmak üzere dövizlerdeki hızlı yükselişe seyirci kalındı. Türk lirası gün be gün değer kaybetti. Dış borç arttı, hazine rezervi eksiye düştü. Deyim yerinde ise 2001 krizi sollanmış oldu. 
İşte bu tablo sonucu olarak ufukta “ekonomik tsunami” görünmüş olacak ki Hazine ve Maliye Bakanı istifa etti. Akabinde ise sayın Cumhurbaşkanı tarafından “acı reçete”  gündeme getirilerek  “ekonomide, hukukta ve demokraside seferberlik başlatılacağı” açıklandı. 
“Acı reçete” denince neyin hatırlanması gerektiğini veya bu reçeteden kısmetimize nelerin çıkacağını soracak olursanız bilmem açıklamaya gerek var mı? 
Adı üzerinde; Acı  
Ama illa ki ısrar ederseniz tsunaminin ilk belirtilerinden birini söyleyeyim; 
Yarından itibaren Şanlıurfa’da ekmeği zamlı alacaksınız. Yeni tsunamilere de hazırlıklı olun… 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum