Reklam
Reklam
Eski ve Yeni Masallar
Mehmet Yalçın

Mehmet Yalçın

Eski ve Yeni Masallar

09 Mart 2021 - 09:45

 Eski ve Yeni Masallar Bilindiği üzere masal öyküler gibi, türküler gibi, maniler gibi sözlü halk edebiyatımızın önemli bir ürünüdür. Kültürümüzün vazgeçilmez unsurlarından sayılan masalı bilhassa çocukluk yıllarımızda çok dinlerdik. 1960 lı yıllarda hem vakit geçirmek hem de eğlenmek adına kış geceleri dinlediğimiz masallar iyilikten, güzellikten, doğruluktan, yardımlaşmadan, dürüstlükten yana mesajlar verirdi. Adeta eğitim aracı gibi önemli bir rolü ifa eden masalı dinledikten sonra rahatça uyurduk. 
Tabii o yıllarda dinlediğimiz masallar “bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken, pireler berber iken ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallarken, az gittim uz gittim, dere tepe düz gittim, çayır çimen geçerek, lale sümbül biçerek, soğuk sular içerek altı ay bir güz gittim. Bir de baktım ki ne göreyim? Arpa boyu yol gitmişim…” tekerlemesiyle başlardı. Tekerleme uzadıkça ilgimizi daha çok çekerdi. Ayrıca bu tür süslü anlatım masala apayrı bir renk, güzellik katardı. 
Anlatılan masal ya Kaf Dağında geçer ya da meçhul bir ülkede. Masalın kötü roldeki kahramanı ise bazen zalim bir hükümdar olur, bazen de bir dev olurdu. Dev tarif edilirken “bir dudağı yerde bir dudağı gökte” şeklinde benzetme yapılırdı.  Sessizce dinlediğimiz masalda geçen olağanüstü olayların sihrine kapılır hayal aleminde gezinirdik. Sonunda ise masalın iyi yürekli kahramanı kötü devi veya zalim hükümdarı öldürür adaletin timsali olurdu. Mutlu sonla biten masal kahramanını takdir ederdik ama alkışlamazdık. Çünkü anlatılanın bir masal olduğunu, masalın ise hayal mahsulü olduğunu bilirdik. Üstelik 8-10 yaşlarında olduğumuz halde. 
Aradan yıllar geçti. Çağ, zaman değişti… 
Günümüzde de masal anlatılmakta. Ancak görüyoruz ki teknolojik gelişmeler sayesinde masallar,  masal anlatıcıları ve masal dinleyicileri değişmiş durumda. Bir diğer fark ise eskiden masallar kış gecelerinde aile arasında, sobanın etrafında, sohbet toplantılarında anlatılırdı. Şimdilerde ise açık meydanlarda, geniş spor salonlarında binlerce kişiye anlatılmakta. Bu yetmezmiş gibi radyo, televizyon, internet gibi iletişim vasıtalarıyla yurdun her köşesine iletilmekte. 
Modern çağın getirdiği yeniliklerle masal anlatıcısı değişince haliyle masalın içeriği de değişmekte. Mesela anlatılan masalın birinde ürettiğimiz yerli ve milli uçağımız 11 yıldır göklerde uçmakta. Ne yoruluyor ne de yakıtı bitiyor. Yere inmeyi ise hiç akıl etmiyor. Pilot da sorumsuzun teki. 11 yıldır yemeden içmeden, uyumadan aynı koltukta oturmaktan yorulmadı. Ne ailesini ne çocuklarını arayıp sorduğu dahi yok.  
Bir başka masalda ise havada uçan otomobil üretilerek İstanbul’un yoğun trafiğine çözüm bulunacakmış. Olabilir. Zaten masallar cezbedici ve ilgi çekicidir. Dinledikçe onun sihirli atmosferine kapılırsınız. Petrol ve doğalgazın bulunduğunu anlatan masallardan yaşadığınız sevinç ise Ay’a gitme müjdesiyle doruğa çıkar. Ay’a gidince ne olur? Üniversiteyi bitirmiş çocuğunuz iş bulacak mı? Emeklinin geçim derdi sona erecek mi? Mutfağınızda tencere kaynayacak mı? Terör sona erecek mi? Şehit haberleriyle yürekleri yanan annelerin gözyaşı dinecek mi? Kadına şiddet son bulacak mı? Çocuk istismarı olmayacak mı? Ekonomi düzelecek mi? Milli gelir artacak mı? Rahatlıkla pazara alışverişe gidilecek mi? 
Cevap; koca bir “hayır” olduğu halde ne hazindir ki bu masalları anlatanları var gücümüzle alkışlıyoruz. 
Anlaşılan o ki teknolojik gelişmeler masalın biçim ve içeriğini değiştirdiği gibi dinleyicileri de değiştirmekte… 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum