Reklam
Reklam
İstemesini Bilmek 
Mehmet Yalçın

Mehmet Yalçın

İstemesini Bilmek 

25 Şubat 2021 - 10:46

ABD li Papaz Brunson’u hatırlarsınız. Yaklaşık üç yıl öncesinde “Terör örgütleri adına suç işlemek, devletin gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etmek" suçlamasıyla ülkemizde tutuklu bulunuyordu. 35 yıla kadar hapsi istenen papaz Brunson’un FETÖ lideri Gülen ve PKK ile ilişkisinin olduğu da mahkeme tutanaklarında yer almıştı. 
Sonuç ne oldu? 
ABD Başkanı Trump’un tehdit içerikli; ”Brunson'u hemen serbest bırakın ya da sonuçlarına katlanmaya hazır olun" mesajıyla serbest bıraktık. 
Gelelim bizim cepheye. 

15 Temmuz darbe girişiminde bulunan FETÖ elebaşı Fethulah Gülen hakkında kamyon dolusu dosyalar ABD ye gönderdiğimiz halde ve yine bizzat Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün ifadesiyle tam yedi kez istememize rağmen iadesini sağlayamadık. Aynı şekilde yaklaşık altı yıldır PKK terör örgütünün elinde rehin olarak tutulan ve sonuçta şehit edilen 13 vatandaşımızın da serbest bırakılması için etkili olamadık. 
Peki neden? 
Haliyle aklımıza geliyor; 
“Acaba usulüne uygun istemesini mi beceremiyoruz?” 
Hani meşhur bir hikaye vardır. “Teşbihte hata olmaz” diyerek anlatalım. 
Rivayet odur ki vakti zamanında bir beyin oğlu, çingenenin kızına âşık olmuş. Ya kızı alacak ya canına kıyacak... 
Oğlanın babası naçar vaziyette kalkmış, çingenenin kulübesine gitmiş.  Hoş beşten sonra utana, sıkıla, ellerini ovuştura ovuştura halini arz eylemiş: 
-“Çeribaşı hazretleri, bizim mahdum, sizin pek kıymetli, nadide kerime hanımınızın desti izdivacına taliptirler... Lütfen bu arzumu kabul buyurmanızı hassaten, rica ederim, kerem buyurun efendim.”  
Çingene bir celallenmiş ki sormayın gitsin. 
-“Yıkıl git karşımdan be adam, benim senin oğlun gibi züppelere verecek kızım yok, defol, çık dışarı” demiş. 
Zavallı adam, bitkin, perişan vaziyette eve dönerken yolda mahallenin kabadayısına rastlamış. Başına gelenleri anlatmış... 
Kabadayı teselli etmiş: 
“Merak etmeyin beyefendi, siz onu bana bırakın, siz düğün hazırlığına başlayın” 
Kabadayı ertesi sabah yola çıkmış, çingenenin kulübesini görür görmez basmış narayı: 
“Ulan çeribaşı ben geldim” 
Çingene fırlamış dışarı: 
“Buyurun beyzadem buyurun, hoş geldin, sefa geldin, emret” 
“Ulan sen kim oluyorsun da beyin oğluna sümüklü kızını vermiyorsun? Yakarım lan seni” 
Çingene boynunu bükmüş: 
“Aman beyzadem, kızını vermemek ne demek, istemesini bilmeli... Kızı gelip böyle isteseydi vermez miydim?” 
Evet. Demek ki herkesin anladığı bir dil varmış. Herkese anladığı dilde hitap etmek gerekiyormuş. 
Umarım anlaşılmıştır.  
İstemesini bilmek… 
İşte bütün mesele burada. 
 

YORUMLAR

  • 1 Yorum