Reklam
Reklam
Karaçi (dilenci) Kızı Hatun Olmaz
Mehmet Yalçın

Mehmet Yalçın

Karaçi (dilenci) Kızı Hatun Olmaz

30 Kasım 2020 - 10:51

 Hemen her şehrin kalabalık ana caddelerinde dilencilere rastlamak mümkündür. Bazen kadın, bazen, çocuk bazen engelli görünümüyle karşınıza çıkarlar. İnsanların vicdan ve merhamet duygularına hitap ederek ayni veya nakdi olarak menfaat temin etmeye çalışırlar. Olaya bireysel dilencilik açısından bakacak olursak sosyal, ekonomik ve kültürel pekçok sebep bulabiliriz. Ancak hepimizin ortak kanaati odur ki; dilencilerin çoğu aslında yoksul olmadığı halde dilenciliği meslek haline getirdiği için dilencilik yapmaktadır. 
İşte bu dilencilik kervanına son günlerde bazı derneklerin de katıldığını görmekteyiz. Bayramı, seyranı, doğal afeti fırsat bilerek hemen halktan para toplamaya kalkışırlar. Toplum yararına faaliyet gösteren derneklerin halkın bağışlarıyla güçlenip daha etkin şekilde hizmet verebileceklerini kabul ediyoruz. Ancak bağış toplamanın da bir usulü, yolu yordamı, adabı vardır. Varlıklı bir müteahitten, tanınmış zenginlerden, özel şirketlerden karşılıklı yazılı ve sözlü şekilde isteyebilirsiniz. Ama önünüze gelen herkesten zengin, fakir, işçi memur, köylü esnaf, yaşlı genç, öğrenci, kadın, kız erkek gözetmeksizin mesajla para isterseniz iş dilenciliğe hatta tabiri caizse çingeneliğe dönüşmüş olur. 
Dilencilikten bahis açılmış iken çoğunuzun bildiği meşhur hikaye aklıma eldi. Hikaye kısaca şöyle;  
Vakti zamanında evlenme yaşı gelmiş bir genç delikanlı varmış. Ailesi ona kız bulmaya çalışıyor ama oğlan gösterilen kızların hiçbirini beğenmiyor; ‘’benim alacağım kız çok çok güzel olmalı’’ diyormuş. Aylar yıllar geçiyor oğlan evleneceği kızı bulamadığı için evlenmiyormuş. Tabii bu duruma ailesi çok üzülüyormuş. Bir gün kapı çalınmış oğlan kapıyı açmış ki dünyalar güzeli bir kız dileniyor elini açmış; "Allah rızası için bir parça ekmek verin’’ diyormuş. Oğlan hemen annesini çağırmış; ‘’işte bu kızı bana al’’ demiş. Annesi; ‘’şaşırdın mı sen oğul dilenci kızı sana eş olur mu? demiş. Ne söylediyse oğlanı kararından vaz geçirememiş. “Eh oğul sen istedin inşallah pişman olmazsın hayırlısı olsun” diyerek kızın yaşadığı yeri öğrenip gidip kızı istemişler. Kızın annesi şaşırmış, memleketin hem zengin hem belli bir ailesi gelmiş kızını istiyor. Olmaz diyemez, olur demiş. Sonra da kızına tembih etmiş;” bak kızım hiç alışık olmadığın bir yaşam süreceksin sen buna dayanabilecek misin” demiş. Kız; “aman anacığım giydiğim sırtımda ekmeğim önümde rahat ederim” demiş.  
Evlilik hazırlıkları başlamış kırk gün kırk gece düğün yapılmış dilenci kızı konağın gelini olmuş. Oğlan istediği gibi güzel bir kadınla evlendiği için kesenin ağzını açmış, her gün hediyeler, giyecekler, yiyeceklerle elleri dolu geliyormuş. Aradan birkaç ay geçmiş kız sararıp solmaya başlamış kocasının getirdiği hiçbir şey onu mutlu etmiyormuş, ama belli etmemeye çalışıyormuş. Sofradan erken kalkıyor yukarıya çıkıp odasına kapanıyormuş. Oğlan kızdaki bu durgunluğun nedenini bulmaya karar vermiş. 
Yine bir gün kız sofradan erken kalkmış odasına çekilmiş. Oğlan hemen arkasından gizlice çıkmış pencerenin aralık perdesinden kızı izlemiş. Birde ne görsün. Kız elindeki bir lokma ekmeği beş altı parçaya bölmüş, her parçasını bir köşeye koymuş, eski kıyafetini giymiş, eteğini beline dolamış. Ekmek parçasını koyduğu yere gelip duruyor; ‘’Allah rızası için bacıııııı’’ deyip bir parça ekmeği alıp ağzına atıyormuş. Sırayla diğer ekmek parçalatrını koyduğu yere gidip aynı şeyleri söyleyip ekmekleri yiyormuş. Son ekmek parçasını yemiş elini midesinin üzerine koyup oh çok şükür karnım doydu demiş. 
Olup bitenleri seyreden oğlan pişmanlıklar içersinde söylenmiş; 
“Annem çok haklıymış. Karaçi kızı hatun olmaz, dilenmeden karnı doymaz.” 
Ne diyelim?  
Aslı hu nesli hu… 
İnsanın ruhunda, geninde dilencilik olmazsa dilenir mi? 

YORUMLAR

  • 0 Yorum