Reklam
Reklam
Laiklik Anlayışımız (5)
Mehmet Yalçın

Mehmet Yalçın

Laiklik Anlayışımız (5)

25 Ocak 2021 - 09:43

-Geçen haftadan devam- 

Yaşımız gereği hatırlıyoruz. Bir zamanlar ülkemizde din ve mezhep kisvesi altında İran Humeyni rejiminin çığırtkanlığı yapıldı. Bilindiği üzere İran, İslam öncesi birçok Batıni tarikatların, mezheplerin ortaya çıktığı bir ülkedir. 16.yüzyılda Şah İsmail kendini bütün Şiilerin imamı kabul etmiş ve Şia tarikatını bu ülkenin resmi devlet dini haline getirdi. Osmanlı -  İran savaşları da bu yüzden çıkmıştır.  Şii inancında ruhban sınıfı vardır. İslamiyet’in Kur’an hükümleri ise ruhbanlığı yasaklamıştır.   
Hal böyle iken Kızıl Çin diktatörü Mao’nun “sürekli devrim” stratejisinden ilhamını alan ülkemizdeki bazı kesimler İran Humeyni rejimini getirmeye çalıştılar. Bunlar önce Sünni- Alevi ayrılığını körüklediler. Daha sonra Türkiye’yi “darulharp” (savaşılması gereken kafir ülkesi) ilan ederek Cuma namazının kılınmayacağı iddiasında bulundular. 
Neden darulharp? 
Yaptıklarına kılıf bulmak için. 
Hırsızlık, yolsuzluk, tefecilik yapacaksın, rüşvet skandalına ismin karışacak sonra da “darulharpte bunlar yapılır” diyeceksin. 
Haram yiyeceksin, yetim malına el uzatacaksın, faizli muamelede bulunacaksın, zina, fuhuş yapacaksın sonra da “darulharpte bunlar yapılır” diyeceksin. 
Konuyu daha fazla uzatmadan sadece yaşanmış gerçek mahkeme tutanaklarından bir örnek vermekle yetinelim. 
“Erzurum'da görülen FETÖ/PDY davasının gerekçeli kararında, kapatılan Bank Asya'nın eski çalışanı tanık F.T.'nin çarpıcı ifadelerine yer verildi. F.T.'nin “17 Aralık sonrasında kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan öğretmen ve diğer memurlara diğer bankalardan kredi çektirilerek, Bank Asya'ya yatırıldığını biliyorum. Kredi çekenlerden ve cemaate gönül verenlerden bazılarının diğer bankalardan çektiği kredinin faizli olacağından 'Nasıl böyle bir duruma izin verirsiniz?' diye serzenişte bulunmaları üzerine cemaatin önde gelen ağabeyleri ve banka müdürü, 'Savaşta domuz eti yemek mubahtır, bu da bir savaştır. Bundan dolayı Bank Asya'nın ayakta kalabilmesi için bunlara katlanmamız gerekiyor' dediğini duydum” ifadeleri gerekçeli kararda yer aldı.” Sanırım darulharp konusu anlaşılmıştır. 
Tekrar konumuza dönelim. İmrenilen İran’da İslam devleti değil Şii devlet vardı. Şia diktatörlüğü vardı. Humeyni rejiminin en çarpıcı örneği “musavver Kur’an”  adı altında resimli romana benzer bir Kur’an yayınlamalarıdır. Kur’anı resimleyerek O’nun sonsuzluğunu, maneviyatını, mücerret ruhunu adice görüntülü resme dönüştürdüler. Yetmedi zahiri meallerle başka dillere çevirerek adına Kur’an ismini verdiler. Resimli mealin Kur’an sayılmayacağını bile bile küfre girdiler. Akabinde Humeyni’ye birtakım sıfatlar yakıştırdılar. Humeyni “Ayetullahil uzma” yani  “Allah’ın en büyük ayeti” ilan edildi. Yine sapık bir inanç belirtisi olarak Humeyni “Ruhullah” dediler. Yani “Allah’ın ruhu.” Sonra “Allahu ekber, Humeyni ekber.”diyerek Humeyni’yi haşa Hz. Peygamberin yerine koydular. Velhasıl din siyasallaştıkça iş çığırından çıkmaya başladı. 
Tabii ülkemizdeki yerli uzantıları da boş durmadı. Kimisi “kıyamette Allah’ın huzurunda imamet görevinin kendisine verildiğini, Hz Peygamberlere inen vahiylerin Cebrail vasıtasıyla iletildiği halde Peygamberden da haşa yüce olduğu iddiasıyla bizzat “Allah’ın kendisine tebliğlerini ilettiğini” haşa “miraç olayına benzer tarzda sık sık Allah’ın huzuruna kabul edildiğini”, Allah’tan direk aldığı vahiylerle kitap yazdığını iddia edenler oldu. Kimileri karalar giyinmiş ellerinde sopalarla sokaklarda yürüyüşler düzenledi, kimileri camilerde tefli, dümbelekli zikir gösterileri yaptı, kimileri de yeşil cübbelerle, tahta kılıç ve tüfeklerle ihtilal provaları yaptı.  
İran örneğinde olduğu gibi iktidara kanla gelmekten bahseden, demokrasinin nimetlerinden faydalanarak ülkede kargaşa yaratarak bölücülüğe zemin hazırlayan bu kesim bizlere yıllar öncesi söylenmiş bir sözü hatırlatmaktadır. 
“Biz bu milletten dini kaldırmak için çok uğraştık fakat muvaffak olamadık. Şimdi şöyle bir siyaset güdüyoruz; dini, din adamları vasıtasıyla yıkacağız. Kendi arzuladığımız fikirde din adamaları yetiştireceğiz ve onların yardımı ile bu dini kaldıracağız. ”Maalesef görüyoruz ki yaşanan açı gerçek bu. Merhale merhale ortaya konan sinsi plan bu. 
-Devam edecek

YORUMLAR

  • 0 Yorum