Reklam
Reklam
Mehmet Akif ve İstiklal Marşımız (2)
Mehmet Yalçın

Mehmet Yalçın

Mehmet Akif ve İstiklal Marşımız (2)

15 Mart 2021 - 11:16

-Geçen haftadan devam- 

Milli mücadeleye fiilen katılarak destek veren Mehmet Akif defalarca cephelere giderek Mehmetçiğe moral ve cesaret verdi. Zaman zaman da Anadolu’ya giderek Konya, Balıkesir, Kastamonu, Burdur, Eskişehir gibi illeri dolaşarak gönüllerdeki din, hürriyet, bağımsızlık ve vatan aşkını diri tutmaya çalıştı. Camilerde verdiği vaazlarda; en büyük düşmanın “tefrika “olduğunu anlatarak halkı birlik ve beraberlik içinde milli mücadelenin lüzumuna inandırmaya çalıştı. 
Savaş yurdun hemen her köşesinde başlamıştı. Doğuda Ermenistan’a, Güneyde Fransızlara ve Batı cephelerinde Yunanistan’a karşı amansız mücadeleler verildi. Sakarya’da, Dumlupınar’da Meydan muharebeleri yapıldı. 9 Eylül'de ise Türk ordusu İzmir’e girerek Yunan işgaline son verdi. Neticede yurt genelinde kazanılan zaferler sonucu bağımsızlığını kazanan Türkiye, Sevr paçavrasını yırtmış yerine siyasi bir zafer olan Lozan antlaşmasını imzalamıştır.  
Esareti kabul etmeyen Türk milleti kendisinden kat be kat üstün olan, modern silahlarla donatılmış düşman ordularını azim, inanç ve vatan sevgisiyle yenerek yıkılması mukadder olan bir imparatorluğun külleri arasında yeni bir devlet kurdu. İşte bu destansı mücadelenin ruhunu o günleri bizzat yaşayan Mehmet Akif Ersoy yazdığı İstiklal Marşıyla terennüm etmiştir. 
Sırrı Peygamber Efendimizin hicretinde saklı olan “Korkma” diye başlayan on kıtalık marşın her kıtası ayrı bir mesaj vermektedir. Anadolu’da ocağı tüten son bir ev-fert kalıncaya kadar, son nefes verilinceye kadar ay yıldızlı bayrağımızın dalgalanacağı belirtilmekte.  Müteakip kıtalarda emperyalist ülkelere meydan okuma var. Ölüm, şehitlik, bağımsızlık, kahramanlık, birlik ve beraberlik duyguları var. Din, vatan, bayrak gibi maddi ve manevi değerlerin kutsallığı ifade edilmekte. Kısacası tarih boyunca hür yaşamış, hür yaşayacak olan Türk milletinin hissiyatına tercüman olunmakta. 
İstiklal Marşı tarihte eşi görülmeyen bir destanın mısralara dökülüşüdür. Çünkü bu destan kolay yazılmadı. Yurdun dört bir yanında adım adım cephelerde kanla, gözyaşıyla, inançla, azimle yazıldı. Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da Mehmetçiğin süngüsüyle yazıldı. Antep’te Şahin bey, Maraş’ta Sütçü İmam, Urfa’da Ali Saip bey ve arkadaşlarının kararlı direnişiyle yazıldı. 70. Alayın cesur kızı Nezahat Onbaşının, gençliği muharebe meydanlarında geçen Kara Fatma’nın, kucağında dokuz aylık bebeği ile cephane taşıyan Şerife Bacının ve daha nice isimsiz kahramanların fedakarlıklarıyla yazıldı. Kısaca ifade etmek gerekirse; hürriyet çığlığımız olan İstiklal Marşımızın anlamını idrak edebilirsek atalarımızın nasıl bir ruhla mücadele verdiğini daha iyi anlamış olacağız. 
Kuşkusuz milli mücadele ruhunu öncelikle Atatürk’ün büyük değer verdiği günümüz Türk gençliği öğrenecektir. Atatürk gençliğe çok güveniyordu. Gençliğin vatan ve millet aşkıyla dopdolu olduğunu biliyordu. “Ben size taarruz değil ölmeyi emrediyorum” dediğinde vatanı için ölüme seve seve giden genç Mehmetçiklerin şehadetlerine bizzat tanık olmuştu. Gençliğe olan güven ve inancı nedeniyle ülkeyi ve cumhuriyet değerlerini Türk gençliğine emanet etmiştir.  Ünlü Gençliğe Hitabesinde de “Ey Türk gençliği” diye başlamakta. Keza Samsun’a çıktığı 19 Mayıs tarihini “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak gençliğe armağan etmiştir.   Bu nedenle biz de gençliğe sesleniyor ve diyoruz ki, 
Ey Türk Gençliği! 
Bilesin ki; dün Türkiye’yi parçalamak tarih sahnesinden silmek isteyenler bugün de aynı idealleri taşımaktadır. Düşmana bu fırsatı asla vermeyeceksin. Dün ataların nasıl ki hürriyetine, bağımsızlığına sahip çıktı ise bugün de sen aynı değerlere vatana, bayrağa, ezana canın pahasına bile olsa tereddütsüz sahip çıkacaksın. Milli şuurun yanısıra ilimde, teknikte, medeniyette kısaca her alanda Türkiye’yi dünya devletleri arasında layık olduğu saygın yere getirmek temel hedefin olacaktır. 
Atalarının ruhu ile yaşayan, geleceğe zinde adımlarla yürüyen idealist gençlik… 
Atatürk ülküsünün kahramanı olarak imanlı, inançlı, ahlak ve fazilet sahibi gençlik… 
Gönlünde başka bir ülkenin özlemini taşımayan aziz gençlik… 
Geleceğimizin teminatı olan gençlik… 
Ey özlenen gençlik… 
Haydi kalk ayağa, birlikte gür sesle söyleyelim; 
“Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; 
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.  
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak; 
O benimdir, o benim milletimindir ancak.” 
NOT: Üzerinde yaşadığımız, havasını teneffüs ettiğimiz, ekmeğini yediğimiz, suyunu içtiğimiz cennet vatanımızın kurtarılmasında başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere merhum Mehmet Akif Ersoy ve ebediyete intikal eden tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad mekanları cennet olsun. 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Ayşe Açanal
    2 ay önce
    Kanımızın son damlasına kadar koruyacağımız Vatanımız,Türkiye’miz bizimdir ve sonsuza kadar bizim olacaktır,Yaşasın Aziz Türk Milleti...