Reklam
Reklam
Yeni Yıla Girerken
Mehmet Yalçın

Mehmet Yalçın

Yeni Yıla Girerken

02 Ocak 2021 - 11:47

 Yeni yıla girmenin sevincini yaşıyorduk. “Doların yükselişi, hayat pahalılığı, korona belası, deprem acıları geride kaldı” diyorduk. Taze hayaller kurarak geleceğe bakıyorduk. Ümitle, coşkuyla, heyecanla…  
Ne yazık ki yeni yıla henüz ilk adımı atmıştık ki bu sevincimiz yarıda kaldı. Elektrikten, doğalgaza, emlak vergisinden, taşıt vergisine kadar yapılan zam haberi bizlere tam manasıyla hayal kırıklığı yaşattı. Yeni yılın ilk gününe zamla başlamak şart mıydı? Yapılacak zam beş gün sonra, on gün sonra açıklansaydı olmaz mıydı?  Oysa yeni yıla henüz “merhaba” bile diyememiştik. Bir günlük sevinci bile çok görmek Allah’tan reva mı? 
Demek ki çok sıkışmışlar. Bir gün dahi bekleyecek vakitleri yokmuş. Peki bu acelecilik neden? Anlaşılan o ki temel ihtiyaç maddelerine varıncaya kadar zam yapılması ekonominin sıkıntı içinde olduğuna işarettir. 
Gerçi bizler yazar-çizer takımı olarak durumun farkındayız.  Merkez Bankası kaynaklarının son iki yılda tüketildiğini, bu yetmezmiş gibi “kefen parası” dediğimiz yedek akçenin bile kullanıldığını, Ekim 2020 ayı itibariyle Türkiye’nin dış borç stokunun 435.1 milyar dolar olduğunu, kur artışı, enflasyon ve cari açığın meydana getirdiği finansal istikrarsızlık nedeniyle artık tıkanma noktasına gelindiğini, dolaysiyle  bu olumsuz tablo sonucu zamların kaçınılmaz olduğunu çok iyi biliyoruz. 
Biz biliyoruz da acaba halk nasıl düşünüyor?  
Normal şartlarda hiçbir toplum acı reçeteye rıza göstermez. Anında kırmızı kart gösterir. Ancak bakıyoruz ki halk değil kırmızı kart, sarı kart bile göstermemekte. Yapılan anketlerde bile halk desteği büyük oranda devam etmekte. Neden derseniz?  
Dilerseniz işin bu yönünü bir fıkra ile izaha çalışalım. 
Zamanında padişahın biri halkının vergiye karşı hangi noktadan sonra direneceklerini test etmek ister. Bunun için vezirlerini çağırır. 
Padişah; 
— Köprülere adam koyun, geçenden bir akçe alsınlar! der. 
Aradan bir süre geçtikten sonra Padişah vezirlerine sorar: 
— Nasıl, halk hayatından memnun mudur? Herhangi bir şikâyet var mı? 
Vezirler: 
— Hiçbir tepki yok Sultanım! 
— İyi o zaman. Köprünün diğer tarafına da bir adam koyun, çıkandan da bir akçe alsın! 
Aradan bir süre geçmiş, Padişah tekrar sormuş vezirlerine: 
— Var mı halinden şikâyet eden? 
— Yok! 
Halkının tepkisizliğine kızan Padişah, gürlemiş: 
— Köprülerin ortasına da birer adam koyun, gelip geçeni …. yapsın! 
Aradan birkaç gün geçmiş, halktan bir tepkinin olmamasına içerleyen Padişah, çağırmış vezirlerini, 
—Halkı dinleyelim hele bir, demiş. Gitmişler bir köye, Padişah sormuş: 
— Halinizden memnun musunuz, var mı bir şikâyetiniz? 
Ses yok. Padişah tekrar sorar: 
—Taş üstünde taş omuz üstünde baş komam! Var mı şikâyeti olan hemen söylesin! Diye gürleyince arkalardan cılız bir ses duyulmuş: 
—Padişahım, o köprünün ortasındaki adam var ya! 
—Eeee! demiş Padişah bir umutla… Ne olmuş o köprünün ortasındaki adama? 
— Aksamları çok kalabalık oluyor, sıra uzuyor, eve geç kalıyoruz, mümkünse bir adam daha koysanız… 
Yeni yılın milletimize ve tüm İslam alemine hayırlara vesile olması dileğiyle. 
 
  

YORUMLAR

  • 0 Yorum