Reklam
Reklam
Dünyada ve Türkiyede kadın şiddeti
Muhittin Beyaz

Muhittin Beyaz

Dünyada ve Türkiyede kadın şiddeti

29 Eylül 2019 - 13:06

Dünyada Kadın olmak: Kısaca örneklemek gerekirse: Batıda Siyahî, Orta doğuda Kürt, Doğuda Türkmen olmaktır. Yaşadığı Devlet ve bölgede Ana Yasal bir hak ve hukuka dayalı güvenceleri bulunmamalarından dolayı. Tarihsel süreçleri çalkantılı ve sancılı geçmesine mecbur kılmıştır. İlkçağa uzanan  egemen  erilin güç kuvvet kullanarak elde  ettiği iktidarını Dini ve Mitolojik olarak  taçlandırmıştır egemenliğini. Örneğin tecavüzcü Zeus'un tanrılığı normal karşılanmış, Âdem’i kandıran yılan Havva’yla eş görünmüş ve Medusa'yla   kadınlar adeta canavarlaştırılmışlardır. Ve benzer inançlarla erilin egemenliğini ciddi bir şekilde pekiştirdiğini, bunu toplumsal inançlardan, Ana yasal kavramlara kadar her alanda erkeğin tahakkümüne zorunlu bir düzen getirmek istediği gözler önüne seriyor. 

Erkek egemenliğinin kadınları  toplumun üvey çocukları yapmasının yegane nedeni beş bin yıllık inşa edilen egemen erkeğin iktidarını sarsan tek etken olmalarıdır. Bunun içindir ki  Hıristiyanlığın Engizisyon Mahkemeleri Cadı avı altında yüz binlerce kadını kazıga oturtulmuş, diri diri yakmış, itibarları yerle bir edilmiştir. Tek suç ve neden aydınlanan kadınların  egemen erkek devletinde hak ve söz sahibi olmalarıdır. Bu gerçek  İskenderiyeli hypatia'nın taşlanarak öldürülmesinden   günümüz Emine bulut, Özgecan Aslan şahsında binlerce kadının ahlaksızca katledilmesidir. Erkek egemen'in kendini yaşatmak için koruyucu yasaları ekseninde düzeni kendi penceresiyle  sağlaması bize bu katliamların önceden zemininin hazır olduğunu gösteriyor.  Dinin yasalarını da sadece erkeğin özgürlüğü ve kadının köleliğiyle örtmüşlerdir. Tabi bu Hz Muhammed’in Hatice’yle yükselmesi ve Hz İsa’nın eliyle özgürleşen Maria Magdelena'yı bize unutturmuştur. Türkiye’de bugün kadınların aydınlanmasından rahatsız olan egemen iktidar kadınları meşru haklarından feragat ettirmiş keza subliminal bir algı operasyonla bu düzeni kabullendirmekte ısrar etmektedir. Sadece 2018de kadın cinayetleri "440 " küsuratlara çıkmışken; sayısal rakamlar bu kadar geçmişe oranla feci bir büyüme sağlamışken, toplumsal tepki  tiraji komik sanal bir psikolojik buyotta kalması erilin kurnazlığı başarıyla taçlanacağının göstergesi oluyor. Geçmiş yıllarla  bağlantılı olan küsuratların TBMM de yüz de "82,68" erkeklerden oluşmaktadır.

Aynı şekilde kamu kurumlarının yüz de "62.86'sı" erkeklerden oluşmaktadır. Bürokraside üst düzey yöneticilerin yüzde  "89.11'i " erkeklerden oluşmaktadır. Özel sektörde, özelde de esnaflık adı altında erkek egemenliğine hizmet etmektedir. Yapılan sosyal projelerin çoğu erkeklere hizmet etmektedir. Yasal ve geleneksel toplum çıkarları erkeklere hizmet etmektedir. Aile düzeni erkek çıkarına hizmet etmektedir. Hal bu olunca  kadınların  erkeklerden yani erkeklerin çarkından medet umması, koyunun kasaptan medet ummasına benzer. Bu gerekçeyle kadınların haklarını Anayasal güvenceye almaları tarihi bir zorunluluktur. Yasalarda Kadın haklarının ne derece korunduğu tespit edilmeli aynı şekilde kadın haklarının bütün kadınlara  uygulana bilecek  evrensel bir geçerliliği olmalıdır. Keza kadın haklarının doğası kanunlaşmalıdır. Kadın hakları hangi hakları kapsamaktadır aynı şekilde tespit edilmelidir.

En önemlisi erilin inşa ettiği Devlet'in hakları ve Kadın hakları arasındaki uyuşmazlık ne derecededir yine tespit edilmelidir. Türkiye’de seçme ve seçilme hakkı 1934 yılında kadınlara yasal bir özgürlük sunulmuştur. Bu özgürlükle kadınlar egemen erkeğin baskısını bir nebze kıra bilmiş, Atatürk ilkeleriyle özgürlük şiirlerini yaşamın her alanına taşıyabilmişlerdir. Yasal gerekçeler kadının koruyuculuğunu,  esaretten kurtuluşa götüremeyeceği kadar az verildiği için tekrardan kadınları Araf dönemine götürmüştür.

Bu gerçeğin gölgesinde  olan kadınlar değişen iktidarlarla şekil almış, etkilenmiştir. Geçmişten günümüze kız çocuklarının okula gönderilmemesi, türbanlı kızların okullara alınmaması ve nihayetinde açık kadınların dışlandığı bir toplum ve iktidar keyfiyetine bağlı kadın yaşamının tek gerçekliği olmuştur. Bu rüzgârda savrulan kadınların yegane eksikliği: Eril zihniyetinin baskın olduğu  toplumda koruyucu yasalara sahip olamamasıdır. Bunun içindir ki Ohal gerekçelerinde en çok yine kadın değerleri zarar gördü. Bugün özelde Türkiye toplumunun yek formülü İnsan haklarının üç neslini (Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik) kadın haklarıyla Entegre edilmesidir. Aynı şekilde Kadınların eşit, yaşanabilir geçerliliği olan  Anayasal  gerekçelerdir. Kanun teklifleriyle yapılan poşetlerin paralı hale gelmesi gibi. Karar namelerle ihraç edilen insanlar gibi. Devlet destekli kanunlaştırılan  ve belediyelere atılan  kayyumlar gibi. Basit, şeffaf ve ivedilikle  koruyuculuğu olmalıdır. Kadınların bu sancılı dönemi erkeğin otobüsünde Rosa parks  olmalı. Kadının hakkı olduğu koltuğu erkeğe vermemeli. Bu sancı, bu keder, imha, inkârcılık ancak böyle  bertaraf edilir kurtuluş ancak böyledir.
 
 

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • İbrahim UYGUR
    1 hafta önce
    Tebrik ederim çok doğru ve yerinde bir tespit başarılarının devamını dilerim.