Reklam
Reklam
Göbekli Tepenin keşiften önce de bilinmesinin gizemi
Muhittin Beyaz

Muhittin Beyaz

Göbekli Tepenin keşiften önce de bilinmesinin gizemi

24 Aralık 2021 - 07:19

12 bin yıllık Göbekli Tepenin keşfinden önce bölge insanları tarafından o tepenin üstünde kurbanlar kesmesi, dilek tutmaları ve oranın kutsal bir enerjiye sahip olduğu inancı aslıda Göbekli Tepenin keşfinden önce de bilindiğini gösteren işaretlerdir. Bu noktada göbekli tepenin aslında keşfedilme diğini açığa çıkarıldığını söylemek yerinde olsa gerek. Nihayetinde  çocuk sahibi olma adına oraya gelen kadınların, 12 binyıl öncesine ait Göbekli Tepede  çocuk doğuran bir kadının figürünün olması öyle ki keşiften önce oranın kimseler tarafından bilindiğinin sır perdesini aralayan önemli bir kanıt olmalı. Nihayetin de doğum figürlerinin gün yüzüne çıkmasıyla, çocuk sahibi olmak umuduyla oraya gelen kadınların bunu keşiften önce bilmeleri tapınağın buluşu kadar gizem dolu ve o kadar da şaşırtıcıdır. Ve aynı zamanda keşif öncesi çocuk sahibi olma adına oranın dilek yeri olarak bilinmesi Göbekli Tepe kadar çözülmeyi bekleyen başka bir gizemdir. 

  12 bin yıldır Göbekli Tepe üzerinden doğum inancının nasıl korunduğu ve kimler tarafından korunduğunun açıklanması, arkeolojik açıklamalar kadar önemlidir. Ve bu gizeme eşlik eden mucizenin asıl bu inancı yaşatan kimselerin kimliği olduğu ve bu kimliklerin ortaya çıkartılarak asıl keşif olacağına inanıyorum. İnsanoğlunun bilinen 5 binyıllık uygarlık tarihi istila göç ve yıkımla meşruyken 12 bin yıl önce taşlara kazınmış doğum figürünün bugün hala aynı yerde tekrar edilmesi gerçekten bu inancın bu denli kendini koruması mucizevi olsa gerek. Göbekli Tepeyi tapınak olarak kabul edersek o zaman tapınak koruyucuları diye bileceğimiz  bu inanç sahiplerinin Neolitik çağdan beri göbekli tepenin etrafında yerleşen bir halk olduğunu da söyleye biliriz. Öyle değilse bile peki bu yerin kutsallığı ve çocuk sahibi olma umuduyla bilinmesi keza kurbanlar ve kutsal enerjinin his-yatı hepsi bir tesadüf mü?  

   Göbekli Tepede dilek inancına mensup kimselerin 12 binyıl boyunca hiç göç etmediği düşünülürse dahi bunun iklimsel değişikliklere karşı, istilacı krallıklara karşı ve misyoner inanca karşı nasıl muhafaza edildiği açıkçası açıklanması zor olan başka bir şey.  Öyle olsa dahi ve buna kendimizi inandırsak bile bu kimselerin bu inancı kendi soylarıyla mı yaşattığı veyahut istilacı göçlere bir miras olarak mı bırakıldığı, bırakılsa dahi istilacı göçlerin bu inancı nasıl ve niçin bozulmadan günümüze kadar yaşattığı oldukça yine içinden çıkılmaz başka bir tartışmayı yaratıyor. Nihayetinde en azından bildiğimiz misyoner inancalara kalmayan bu uygarlık yarışının bir dilek tepesine kalması haklı olarak bize Göbekli Tepeyi inşa eden kimselerin hiç göç etmeden günümüze gelen kesin bir  halk  olduğu şüphesini güçlendiriyor. Ve bu inançlarını Aryan inançlarına karşı, Semitik inançlara karşı ve Frenk inançlarına karşı nasıl yaşattıkları başka bir gizem ve aslında bir mucizedir. Gerçekten yazılması dahi bu denli heyecan veren bu bilinmezliğin asıl mucizesinin ve asıl keşfedilmesi gerekenin bu kimseler olduğu kanısındayım. Öyle ki bu anıtı yapan kimselerin çocukları hala aramızda yaşıyor ve tapınaklarından kalan onca inançtan günümüze gelen beklide bu son doğum inançlarını hala o tepede dilek tutarak yaşatıyor olabilirler

YORUMLAR

  • 0 Yorum