Reklam
Reklam
Siyasal İslam'ın Yönetim Krizi
Muhittin Beyaz

Muhittin Beyaz

Siyasal İslam'ın Yönetim Krizi

25 Eylül 2019 - 19:54

1400 yıl önce insanlar  açlığın, sefaletin, sınıfın  acımasızlığıyla karşı karşıya kalmıştı. Bu düzenin yöneticileri  şatafat, lüks içerisindeyken  aç insanlar kıvranarak ölümü  bekliyorlardı. Tâki asıl beklenen İslam gelene kadar. Roma insanları, soyla, zenginlikle ölçerken, fakirlere adeta kan kusturuyordu. Bu amansız ötelemeye karşı  hiçbir çaba ölümün ötesine geçemedi. Yine asıl beklenen İsa'ydı. Yani Musa'dır Firavunun zulmünden, açlığından kurtaran, Zülkarneyn’dir insanları koruyan ve hep böyle geldi hakikatin yolu ve hakikat her zaman insanların kurtarıcısı oldu.
 
Bugün İslam coğrafyasında ve  Dünyanın dört bir yanında sözde hakikat sözde Hıristiyan, sözde İslam, sözde insanlık hizmeti olarak kendilerini tanıtan hükümetler putperest sistemin en dibini boylamışlar. Sadece İslam coğrafyasında açlık, sınıf ve  ölüm bir bütün olarak görülüyor. İnsan değerine dair bir kalıntı bırakılmamış, yaşama dair bir yol bırakılmamış, çünkü adalet İslam'ın direğiydi öyle ki  Ömer  halife seçildi bu düzene. İslam zulme karşı keskin bir kılıçtı öyle ki Ali halife seçildi bu düzene. Ve İslam özgürlüktür her bakımdan  bir özgürlüğün ismidir. Kölelerin özgürlüğü, sınıfın özgürlüğü, düşüncelerin özgürlüğüdür. Yönetimlerini mutlak bir güce çeviren egemen siyasal İslam sistemi, İslam’ı benimsediğini dillendirmekte…
 
Milletler arası milliyetçilik yaşatılırken, öteleme, israf, sınıf, zulüm, gösteriş bu denli  yükselmişken hangi İslam'ın betimlendiği bilinemiyor. Bunlara bakarak görüyoruz ki Türkiye'de ve İslam coğrafyasında, insanlar aç  ve sefalet içindeler. Bu sefaletten kurtuluşun yolunu her gün  kapı kapı iş arayarak arıyorlar. Aylardır başını huzurla yastığa indiremeyen insanlar (Babalar, Anneler) çocuklarının geçiminden dolayı sofraya oturamıyor.
 
Her gün kapıya gelen haciz mektupları, kapatılan kredi kartlarının faturaları, bakkalın kara defteri, tefecinin tehditleri, insanları psikolojik bulanıma sürüklüyor. Kendini ifade edecek, sesini duyuracak bir yol dahi verilmiyor insanlara;"Muhammed Buazizi" kendini yakmaktan başka  bir yol bulamadı. "Tier setat" örneğinde olduğu gibi bu sınıfının devrimi solumaktan başka bir çaresi yoktu. Bugün Türkiye'de  insanlar çaresizlikten dolayı dertlerini söyleyemedikleri için, anlatamadıkları için bedenlerini ateşe veriyorlar, intihar ediyorlar, Recep Peker, Eyüp Dal örneğinde olduğu gibi intihar eden öğretmenler, kötü yola düşen insanlar, mültecilere karışıp ülkeyi terk edenler... Bunlar buzun görünen kısmı. Adeta aç bir sınıf yalatılmış  buzun görünmeyen tarafında. 
 
Türkiye'de "yoksul sayısı TÜİK'e göre 16 milyon 328 binin altında" gerçek işsizlik "8,5 milyon" kişiye dayandı. "Sadece işsizlik sayısı 97 ülkenin nüfusundan fazla" bu sadece Türkiye'de olan tablo. Bide Irak, Ürdün, Suriye, İran, Afganistan vb. özelde Ortadoğu siyasal İslam'ın hâkimiyetinde olan ülkelerin akıbeti daha da içler acısıdır.
 
Pekâlâ, bu İslam coğrafyasını yönetenlerin varlıkları  ne kadar. Sarayları, gelirleri, şatafatı, lüksü, mal varlıkları tam olarak uluslararası zenginlik sıralamasının kaçıncı sırasında? Söylenebilecek tek şey bu sefaleti yaşatan siyasal islam yönetimlerin uluslararası "en zengin insanlar listesinde" olduklarıdır. İşte adalet, Hz. Muhammed'in mirasında böyle yaşatılmakta… Hâlbuki Hz. Muhammed daha peygamberlik gelmemişken putperestlik sistemde bile  "Hılfu’l-Fudul"ile mazlumları, hakikati korudu. İşte bunu diyebiliriz ki siyasal İslam yönetimi  21. yüzyılda çökmüştür. Açgözlülük, kapitalist şehvet, lüks, şatafat  ve Nemrudî duygularla Tanrılaşma arzularının kırbaçlanması siyasal İslam'ı alaşağı etti. Kutsal kitapların Âdem ve Havva'nın cenneti olarak gördükleri Mezopotamya ve  Fırat, Dicle cennet pınarlarının memleketi, ilklerin  diyarı, ekmeğin, unun sevginin ilk namelerin ilk yasaların, tarımın, kutsal sözlerinin yeri Mezopotamya'da ve Anadolu’nun kadim ikliminde görüyoruz ki bu bereketli topraklarda insanlar çöplerden ekmek topluyor, dileniyor, yalvarıyor! Hicret edenler, yakınanlar, ölenlerin yurdu olmuş. Çünkü Siyasal İslam artık yeryüzünde yönetimi çökmüştür. Artık çağın sesine kulak verilmeli, insanlar özelde Ortadoğu ve Türkiye  bu hassasiyeti görmeli ve  hissetmelidir. Çünkü Ekonomik krizden çok yönetim krizi var.
 
 Anadolu özelde Osmanlı gibi cihan devletlerine  ve kadim tarihteki devletlerin çöküş  tekerrürüne şahittir. Değişimi kabul etmeyen her şey gibi devletlerde yok olmaya mahkûmdur. İnsanlık değişimin sonucuyla  bu evreye ulaşabildi. Batı günümüzdeki sarsılmaz  gücünü  şüphesiz "Rönesanstan" gelen değişime borçludur. Gelecekte de değişimin yüceliğiyle daha da  yükselecektir. Artık Ortadoğu’nun cehennem ve Batı'nın cennet olma çağı kapatılmalı.
 
 Bugün tüm Ortadoğu’nun insanları değişim için cennet olarak gördükleri Batıya göç ediyor.  Bunu anlayabiliriz ki artık insanlar savaştan kaçmıyor çünkü öyle bir şey olsaydı şüphesiz Araplar 23 ülkeden oluşan Arap kardeşlerine sığınırdı, Kürtler Kürt kardeşlerine sığınırdı ve Türkler Türk kardeşlerine sığınırdı ve  tüm dinler, mezhepler, milletler aynı davranışı gerçekleştirirdi. İnsanlar değişimin, dönüşümün hicretindeler. Bu gerekçeyle Ortadoğu artık cehennem postundan soyunmalıdır. Bu dönüşümü gerçekleştirmelidir şüphesiz kurtuluş sadece budur. Ancak bu şekilde onurlandırabiliriz atalarımızı ve  elimizden alınan onurumuzu, gururumuzu böyle geri alabiliriz.
 
Bu değişim sadece devletten beklenmemeli; değişimin  olabilmesi için cesaretin anıtları dikilmeli, Galileo Galileo gibi Giordano Bruno, Martin Luther ve Abraham Lincoln gibi; ancak bu cesaretle, bedellerle istenilen cennet gerçekleşir. Artık ilerici düşüncelerin, gerçekleşmesi mümkün olan projelerin  çağındayız. Bütün Ortadoğu’daki bilim insanları, aydınları, düşünürleri, dostları çare üreten herkes toplanmalı. Ortadoğu’yu eşit haklar ekseninde Kâbe misali içinde hakikati barındıracak  ve etrafında baş döndürücü pratiklerle, Ortadoğu’ya ışık olacak bir ortak mahkeme kurulmalı. Öncelikli konferanslarla başlayacak bu yüce anıt elbette insanlık onurunu sahiplenecektir.
 

YORUMLAR

  • 4 Yorum
  • Ferhat Öztürk
    3 hafta önce
    Dini genelde siyasiler daha çok az gelişmiş cehaletin hüküm sürdüğü cografyamizda kullanmaktadırlar bu yüzden insanlarimizin daha çok bilinçlenip eğitim seviyesinin yükselmesiyle bu gibi dini siyasete alet edenlerinde hükümdarliklari sona erecek insanlar çağin gereklerine ayak uyduran siyasi oluşumlara yönelecek siyaset e insan eksenli oluşumlar daha çok rağbet görecek .ve selam
  • F.y
    3 hafta önce
  • Sabri akagunduz
    3 hafta önce
    Zaten yıllardır bizi bu şekilde somuruyorlar çok güzel bir noktaya deginmissiniz ama bu gün medya kimden yanaysa o kazanıyor butun pisliklerini ört pas ediyor bütün dünyada böyle malesef
  • Dersim jiyan
    3 hafta önce
    Çok faydalı bir yazı olmuş, tebrikler.