Reklam
Reklam
Alışkanlık Kazanmak
Nihat Güç

Nihat Güç

Alışkanlık Kazanmak

15 Eylül 2019 - 12:20

Alışkanlık Kazanmak
Allah, insana akıl ve fikir vermiştir. Akıllı olan insanın, yolunu kaybetmemesi için kendisine “İlahi Emirleri” ihtiva eden kitaplar da göndermiştir. İlahi kitapların insanlara gönderilmiş olması hayatını doğru ve düzgün idâme ettirmesi açısından aklın ve fikrin yeterli olmadığının en büyük kanıtıdır. Bundan daha büyük bir delil yoktur bence. Akıl; insanın davranışlarına tek başına yön verdiği zaman her an yanlış yapma olasılığı oluşacaktır. Akıl insan için çok önemlidir ama doğru yolu bulmak ve sapıtmamak için tek başına yeterli bir kriter değildir. Hz. Muhammed (s.a.v.) karşısında diklenen ve yaptıkları yanlışlarda direten cahiliye döneminin insanları akılsız insanlar değillerdi.

Doğru ile yanlışı birbirinden ayırt eden ve kendisine yol gösteren bir fener mutlaka bulunmalıdır insanın elinde. Bu feneri isimlendirmek kişiden kişiye değişiklik arz edebilir. Kişinin inancını su yüzüne çıkarması açısından güzel bir kıstastır. Yapılacak isimlendirme ile Allah’ın istediği inanç ile insanların keyiflerince oluşturdukları inanç birbirinden ayrılmış olacaktır. Her insan kendisine din edindiği şeyi fener olarak kabul edecektir.

Bana bu fenerin ne olması gerektiğini soracak olursanız hiç çekinmeden şöyle ifade edebilirim. Bu fener; “Yüce Allah’ın bizlere Peygamber aracılığıyla gönderdiği ve kıyamete kadar yol ve yordam gösterecek olan Kur’an-ı Kerim’dir. Zamanın, mekanın, insanın ve şartların değişmesiyle bu rehberlik değişmeyecek ve baki kalacaktır. İlahi kitabın rehberliğinde oluşturulan inançla hayatını idâme edenler hiçbir zaman pişman olmayacaklardır. Kendi arzu ve isteklerini, heva ve heveslerini inanç haline getirenler nedametin zirvesinde uyuşuk bir vaziyette gezinip duracaklardır.

İnsanların yaptıklarını gözden geçirmesi, hak ile batılı, iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, haklı ile haksızı birbirinden ayırması ve davranışlarını bu minvalde düzenlemesi hayati bir öneme haizdir.
İnsan yapısı itibarıyla davranışlarının muhasebesini yapması gereken bir varlıktır. Kişi yaptığı işin doğruluğunu ve yanlışlığını araştırmalıdır. Bu vesileyle dün, bugün ve yarın bizim için çok önemlidir. Yarından henüz sorumlu olmadığımıza göre dün ve bugün yaptıklarımız öneme haizdir. Dün yaptıklarımız bugün yapacaklarımız açısından da son derece değerlidir. Çünkü bugüne yön veren düşünceler ve davranışlar, dün sergilediğimiz çabalarımızın toplamıdır.

İcra edilen herhangi bir davranışın alışkanlığa dönüştürülmemesi yapılanların sorgulanması açısından gereklidir. Alışkanlığa dönüştürülen her davranış sıradanlaşacak, önemini, değerini ve ehemmiyetini yitirecektir. Bu nokta-i nazardan baktığımız zaman alışkanlık kazanmış günahlar ile ibadetler insan için sıradanlaşacaktır. Yapılanların bir değeri olmayacaktır insan için. Ulu orta dahi olsa işlenen günahın insanın yüreğinde herhangi bir sızıya ve nedamete sebep olmaması alışkanlık kazanmış olmanın bir sonucudur. Diğer taraftan yerine getirilen ibadetlerin de insanın davranışlarında herhangi bir değişikliğe sebep olmamasının en önemli nedeninin alışkanlık sonucu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Eğer bir insan yaptıklarının doğruluğunu ve yanlışlığını araştırmadan hal ve hareketlerine devam eder, herhangi bir muhasebeye tabi tutmazsa kendisini, alışkanlık kazanması içten bile değildir. Alışkanlık kazanmak bir yönüyle iyi gibi görünebilir insana. Ama ben değil günahların ve haramların alışkanlık kazanmasını, ibadetlerin dahi alışkanlık kazanmasını tasvip etmiyorum. Alışkanlık kazanmış olan durum ibadet dahi olsa değişmiyor. Alışkanlıklardan uzak durmak yaptıklarını sorgulayabilmek adına son derece önemlidir. Namazın, Orucun, Haccın ve diğer ibadetlerin alışkanlık kazandığı bir ortamı hayal ettiğimizde, insanların ifa ettikleri ibadetlerden zevk almadıklarına, hayatlarına yansıtmadıklarına, ibadetlerin kendilerinden istediği davranışları sergilemediklerine şahit oluyoruz. O halde bizden ifası istenen bir ibadeti alışkanlığa dönüştürmeden Yüce Allah’ın bir emri olduğunu düşünerek ve bu minvalde hareket ederek icra etmeliyiz. Yoksa günümüzde olduğu gibi insan; ibadetlerin kazandırdığı ruhi doygunluktan, zevk ve hazdan uzaklaşacaktır. 

Hele alışkanlık kazanan unsurların günahlar ve haramlar olduğunu varsayın. (Allah muhafaza buyursun tüm Müslümanları!) Günah işlemekle kalmayacak insan, her an küfre dahi düşebilecektir. İşlenen haramın sıradanlaştığı bir ortamda insanların zihninde o haram, haram olamaktan çıkacak ve yapılması gereken sıradan bir fiile dönüşecektir. İnsanı hayvandan ayıran en önemli özellik budur. Yaptıklarını sorgulamak insana aittir. Kişinin işlediği bir yanlışı, bir günahı, bir haramı yanlış olarak kabul ettiği müddetçe dinden çıkmaz. Yaptıklarıyla haram işlemiş ve günaha düşmüş olur. 

Yaptıklarını bir muhasebeye tabi tutmayan, bir kıstasa göre davranmayan insanlar yapmakta olduğu yanlış işleri doğru olarak algılamaya devam edeceklerdir. Ancak işlediği günahın veya haramın, haram olmadığına bağışıklık sonucunda inanmaya başlamışsa bir insan, küfre düşmüş demektir. 
Yaptığı işler karşısında tedirginlik duymayan bir insan bağışıklık kazanma oranı artmış demektir. Bağışıklık kazanmak hemen her konuda olabildiği gibi Allah’ın haram kıldığı bir davranışa doğru gözüyle bakmakla da kendini gösterebilir.

Sergilemekte olduğumuz tüm davranışlarımızı sorgulamak dileğiyle…

YORUMLAR

  • 19 Yorum
  • M.sifa celik
    1 ay önce
    Allah sizden razi olsun
  • M şifa
    1 ay önce
    Selamun alaykum hocam Allah sizden razi olsun elinize yureginize saglik yigitliginizin cesaretinizin kaleme dokup bizleri aydinlattiginiz icin hakki savunup zalimin karsisinda dik durdgunuz icin sizleri cok sewiyor saygilarimi hurmetlerimi sunuyorum cani gonulden tesekkur ediyorum ..
  • Nihat GÜÇ
    1 ay önce
    Yazdıklarımi okuma zahmetınde bulundugun için asıl ben müteşekirim. Sizin gibi dakik okuyuculata ohtiyacımız var.
  • İbrahim
    1 ay önce
    Hocam ağzına sağlık
  • Nihat güç
    1 ay önce
    Allah razı olsun çok Teşekkür ederim
  • Nihat GÜÇ
    1 ay önce
    Allah razı olsun çok Teşekkür ederim hocam
  • H€lun
    1 ay önce
    Söz duymakla,Yazı okumakla anlaşılır,umarım devamı gelir güzel bir etki yaratıyor yazınız.
  • Nihat GÜÇ
    1 ay önce
    Hürmetlerimi sunuyorum. Teşekkürler...
  • Abdulkadir yüce
    1 ay önce
    Allah razı olsun hocam.. yazılarınızı zevkle okuyorum..
  • Nihat GÜÇ
    1 ay önce
    Hürmetlerimi sunuyorum hocam. Allah razı olsun çok Teşekkür ederim.
  • Abdulkadir yüce
    1 ay önce
    Allah razı olsun hocam.. yazılarınızı zevkle okuyorum..
  • Abdullah toprak
    1 ay önce
    Hem meselâ: Farz namazını kılmayan ve vazife-i ubudiyeti yerine getirmeyen bir adamın küçük bir âmirinden küçük bir vazifesizlik yüzünden aldığı tekdirden müteessir olan o adam, Sultan-ı Ezel ve Ebed'in mükerrer emirlerine karşı farzında yaptığı bir tenbellik, büyük bir sıkıntı veriyor ve o sıkıntıdan arzu ediyor ve manen diyor ki: "Keşke o vazife-i ubudiyeti bulunmasa idi." Ve bu arzudan bir manevî adavet-i İlahiyeyi işmam eden bir inkâr arzusu uyanır. Bir şübhe, vücud-u İlahiyeye dair kalbe gelse, kat'î bir delil gibi ona yapışmaya meyleder. Büyük bir helâket kapısı ona açılır. O bedbaht bilmiyor ki: İnkâr vasıtasıyla, gayet cüz'î bir sıkıntı vazife-i ubudiyetten gelmeye mukabil, inkârda milyonlar ile o sıkıntıdan daha müdhiş manevî sıkıntılara kendini hedef eder. Sineğin ısırmasından kaçıp, yılanın ısırmasını kabul eder. Ve hâkeza.. bu üç misale kıyas edilsin ki ﺑَﻞْ ﺭَﺍﻥَ ﻋَﻠٰﻰ ﻗُﻠُﻮﺑِﻬِﻢْ sırrı anlaşılsın. Lemalar - 9
  • Nihat GÜÇ
    1 ay önce
    Selamlar. Sevgiler..
  • Abdullah toprak
    1 ay önce
    Evet günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah istiğfar ile çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir manevî yılan olarak kalbi ısırıyor. Meselâ: Utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının ıttılaından çok hicab ettiği zaman, melaike ve ruhaniyatın vücudu ona çok ağır geliyor. Küçük bir emare ile onları inkâr etmek arzu ediyor. Hem meselâ: Cehennem azabını intac eden büyük bir günahı işleyen bir adam, Cehennem'in tehdidatını işittikçe istiğfar ile ona karşı siper almazsa, bütün ruhuyla Cehennem'in ademini arzu ettiğinden, küçük bir emare ve bir şübhe, Cehennem'in inkârına cesaret veriyor. Lemalar - 9
  • Nihat GÜÇ
    1 ay önce
    Hürmetlerimi sunuyorum hocam. Selametle kalın...
  • Mikail acacoglu
    1 ay önce
    Allah bizi şuurlu kimselerden eylesin Duydunmu ey nefsim yeter artık diye haykırasın geliyor insanın. Bu yazıyı yazan nihat hocama gönülden tesekkurlerimi sunarım Duygularımıza tercüman oldunuz Allah bizi ibadetlerinden haz alıp kötülüklere siper kılsın
  • Nihat GÜÇ
    1 ay önce
    Allah razı olsun Teşekkür ederim hocam. Hürmetlerimle...
  • Ali KİBAR
    1 ay önce
    Tebrik ediyorum. Kaleminize yüreginize saglık üstadım
  • Nihat GÜÇ
    1 ay önce
    Allah razı olsun çok Teşekkür ederim hocam. Hürmetlerimi sunuyorum