Reklam
Düşüncelerimizin Ana Kaynağı
Nihat Güç

Nihat Güç

Düşüncelerimizin Ana Kaynağı

20 Ağustos 2019 - 13:05

Düşüncelerimizin Ana Kaynağı
Düşünme insana ait bir olgudur. İnsan olan düşünür. Düşünen insan; doğru düşünebileceği gibi yanlış da düşünebilir. Asıl önemli olanın hangi düşünce biçiminin doğru hangi düşünce biçiminin yanlış olduğudur. Doğru ile yanlışı birbirinden ayırmak asıl önemli olandır. 

Elbette insanların tali konulara bakış açıları birbirinden farklılık arz edebilir. Müslümanım diyen insanların beslendikleri ana kaynak aynı ise farklı bakış açıları birbirine zıt ve ters olamaz. Birinin  siyah dediğine diğeri beyaz diyemez. Bu durumda ana konularda bir, tali konularda farklılıkların olması normal karşılanması gerekir. Ana konularda meydana gelen farklılıklar, insanları farklı kulvarlara sevk edecektir. 

Aslında bu konu Müslümanlar için sorun olmaması gereken fakat günümüz Müslümanları nezdinde sorun olarak duran önemli bir konudur. Herkesin kendi düşüncesinin doğru olduğunu savunduğu bir ortamda yaşıyoruz. Böylesi bir ortamda hangi düşüncenin doğru hangi düşüncenin de yanlış olduğunu neye göre karar verip belirleyeceğiz? Kuzeyde yaşayan insanların düşündükleri mi doğru yoksa güneyde yaşayan insanların bakış açıları mı? Soğuk iklimde yaşayan insanların fikirleri mi doğru yoksa sıcak iklimde yaşayan insanların hissedişleri mi?

Asıl önemli olan nokta burasıdır. Neye göre karar vereceğiz?
Şöyle düşünüyorum da; aynı şehirde doğmuş, aynı sokakta büyümüş, aynı havayı teneffüs etmiş, aynı suyu içmiş, aynı kültür içinde yaşamış iki farklı dünyanın iki farklı insanı olan Ebu Bekir ile Ebu Cehil'i birbirinden ayıran ana unsur neydi? Peki bu iki insanı birbirine zıt düşüncelere sahip kılan bakış açıları neye göre şekillenmişti? Ortak noktaları çok olan bu iki insanı farklı iki kutup olmalarına sebebiyet veren hisleri ve duyuşları ne olabilirdi ki? Birini Peygamberin yanında diğerini de Peygamberin karşısında saf almaya sevk eden salik neydi?

Düşünceleri ayrıştıran, farklı fikirlere sahip kılan unsur zenginlik miydi? Birbirine zıt dünya görüşüne sahip olmayı salık veren unsur yoksa fakirlik miydi?

Peki bir daha sormak istiyorum; bir düşünce neye göre doğru? Neye göre yanlış?
Doğruyu veya yanlışı tespit ederken mikyasımız ne olacak? Neye göre ölçeceğiz? Neye göre biçeceğiz?
Hiç kimsenin itiraz etmediği ve edemeyeceği, herkes için ve her zaman geçerli olan bir ölçü birimi olmalıdır elimizde. Zamana ve şartlara göre değişmeyecek, kayırmayacak, iltimas geçmeyecek, adamına göre muamele etmeyecek bir terazi olmalı diye düşünüyorum. İnsanları; insanlardan daha iyi tanıyan yaratıcının serd ettiği bir terazi…

Bu düşünce şekli hiç kuşkusuz Kur'an’ın oluşturduğu ve şekillendirdiği bir düşünce biçimidir. Kur'an'la yol alan, Kur'an'la doğruyu ve yanlışı bir birinden ayıran bir bir düşünce biçimi… Kur’an’ın oluşturduğu ve şekillendirdiği bir akletme biçimi… Kur’an’ın emrettiklerini kabul eden, yasakladıklarından içtinap etmeyi gerekli kılan bir yaklaşım biçimi… 

Günümüz Müslümanlarının en büyük sorunu sanırım bu. Kur’an’la düşünmüyor Kur’an’la görmüyor, Kur’an’la duymuyorlar. Kur’anla yürümüyorlar. Böyle olunca da bir çok ayet anlaşılır ve kavranır olmaktan çıkmaktadır. Hatta bazı ilahi emirler dahi ters gelecektir. Anlamada sıkıntı yaşayan Müslümanların en büyük sorunu kendilerince oluşturdukları bir düşünce ile Kur’an’a bakıyor olmalarıdır.

Kur’an bu manada Müslümanın hem gözü, hem kulağı, hem eli, hem ayağı, hem de kalbi olmalıdır. Kur’an’dan bi haber gelişen bir akıldan Kur’an emirlerini anlamasını, kabul etmesini içselleştirmesini ve yaşantıya dökmesini beklemek abesle iştiğal etmekten öteye gitmeyecektir. Çünkü Kur’an kişiye etki etmekten, düşünceyi şekillendirmekten uzaklaştırılmıştır. Önce Kur’an’ın yol göstericiliğini kabul etmeli Müslüman. Hani ayette; “Mü'minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, O'nun ayetleri okunduğunda imanlarını arttırır ve yalnızca Rablerine tevekkül ederler”. (Enfal/2) buyurulmaktadır. İşte tam da vurgulamak istediğimiz nokta burası. Aynı ayet iki insana okunmakta fakat birinin kalbi ürpermekte diğerinin de küfrü artmakta. Buna sebep, kişilerde oluşmuş olan düşünce farklılığı. İkisinin de kendisine Müslüman ismini veriyor olmaları pek bir şeyi değiştirmeyecektir.

Düşünceyi şekillendiren bakış açımızı yeniden kontrol etmek hepimiz için kaçınılmazdır. Çevremize bakmadan, kim ne yapıyor demeden, Kur’an’ın bizlerden istediği bir imana sahip olmak için düşüncelerimizi Kur’an’la şekillendirmeye, bakışlarımızı Kur’an’la düzenlemeye gayret edelim.

YORUMLAR

  • 4 Yorum
  • MİKAİL ŞEYHANLI
    4 hafta önce
    hesaba çekileceğimiz sorumlu olduğumuz tek kaynak kuranı kerimi bazen mana sına kendine peceresinden takılıp sapıtan insanlarda gördük. kuranı kerimi hiç araştırmadığı için sapıtanlarıda gördük. fakat kuranı kerimi evinde asıp sonra bazen çıkarıp öpen hemde üçe tamamlayıp geri yerine asan kahramanları ve kendini okumadan bilgin zanneden ahkam kesen kahramanları da unutmayalım. peki bizim sorumlu olduğumuz dersi ne zaman çalışmaya başlayacağız o da ayrı bir durum... saygılar selam ve dua ile...
  • Nihat GÜÇ
    4 hafta önce
    Tesekkur ederim. Hürmetler hocam
  • Diline yuregine ve kalemine saglik
    4 hafta önce
    Diline yuregine ve kalemine saglik
  • NİHAT GÜÇ
    4 hafta önce
    Cok tesekkurler