Reklam
Reklam
Güzel Mi Konuşalım, Yoksa Doğru mu?
Nihat Güç

Nihat Güç

Güzel Mi Konuşalım, Yoksa Doğru mu?

13 Ağustos 2019 - 09:40

Güzel Mi Konuşalım Yoksa Doğru Mu?

Bir yazı parçasında veya bir sözlü bir iletişimde olması gereken iki önemli husus vardır. Bunlardan birincisi doğruyu anlatmak, ikincisi de güzel bir dil kullanmaktır. Güzel bir anlatım ile doğru bir konu aynı şey değildir. Birbirini tamamlarlar bu iki konu ama birbirinin yerini tutamazlar ve dolduramazlar. Çünkü birbirinden farklı şeyleri ifade etmektedirler.
Aynı parçada hem güzel bir anlatım hem de doğru bir konu bulunabilir elbet. Bir araya gelemeyecek iki yabancı, iki düşman değildirler. Ama günümüzde bu iki unsuru bir yazıda, bir konuşmada cemetmek veya bir arada bulabilmek pek mümkün gözükmemektedir. Bazı yazılarda doğruluğu bulabiliyoruz ama güzellikten yoksun. Bazı sözlerde güzelliği bulabiliyoruz bu sefer doğruluktan yoksun. 
Güzelliğine kapılarak yanlışları yuttuğumuz veya güzelliği karşısında doğruyu unuttuğumuz birçok yazı bulunabiliyor. Bazıları güzelliğin arkasına saklanarak doğruyu çarpıtabiliyor, doğru olmayan şeyleri doğruymuş gibi lanse edebiliyor belki.  Bazıları da doğruyu savunuyorum diye güzellikten ve doğru bir anlatımdan vazgeçebiliyor. İkisi de eksiktir, ikisi de yarımdır. Bilerek ve kasten biri tercih ediliyorsa iki sefer yanlış yapılıyor demektir. 
Biri diğerine tercih edilmemelidir. Ama illaki bir tercihte bulanacak isek, o tercihimiz de doğruluktan yana olmalıdır. Yani her şeyden önce doğru konuşacağız ve yazdıklarımız doğru olacak. Hiçbir şey bizi doğruluktan asla alıkoymamalı. 
Günümüzde en önemli konu bu olsa gerek. Güzelliğin pohpohlandığı bir atmosferde doğruluğa kimse kulak abartmıyor. Cafcaflı sözler karşısında kendisinden geçen bir çok insana şahit olmaktayız. Kendinden geçen, mest olan bu insanlar; söylenmekte olan “güzel sözün” yalan olduğunu da bilmektedirler çoğu zaman. Yine de kendilerini kaptırmaktan alıkoyamıyorlar. Bunun birçok sebebi var. Bu saikleri belki başka bir yazıda anlatırız.
Uyanık olmak zorundayız. Her “güzel söze” aldanmamak gerekiyor. Kimin söylediğinden çok neyi söylediğini öncelememiz lazım. Hatta bir çok yazıyı, yazarın isminin üstünü kapattıktan sonra bir kez daha okumak gerek. İki okuma arasında eğer bir fark oluşuyorsa tüm okumalarımızı gözden geçirmek kaçınılmaz olacaktır. Doğruluktan âzâd edilmiş, sadece güzel yazmaya çalışmaktan da vazgeçmek gerekir. Konuya bu minvalde baktığımız zaman okuduklarımıza temkinli yaklaşmak, ince eleyip sık dokumak elzem olmaktadır.
Bir konuyu çok güzel anlatıyor olabilir muhataplarımız. Laf ebeliği yapıyor, demogojiyi iyi kullanıyor, edebi sanatlardan iyi yararlanıyor da olabilir. Kelimeleri süsleyip püslüyor da olabilir. Ama güzel anlatmaya çalıştığı konu, doğru olmayabilir. İşte burası dikkatlerimizden kaçıyor hep. Üzerinde durmak istediğim asıl nokta da burası.
İnsanları dinlerken veya yazıları okurken arayacağımız ilk ve tek unsur, doğru olup olmadığıdır. Eğer doğru konuşmuyor ve doğru bir konuyu yazmıyorsa kişi; güzel konuşması, edebiyatı parçalaması, bin bir dereden su getirmesi, cafcaflı cümleler kurması, süsleyip püslemesi bizi asla kendisine celp etmemelidir. Bu tür şeyler cazip gelmemeli bize. Bizi kandırmaya matuf olduğunu unutmamalıyız!
Yazılarda ve konuşmalarda arayacağımız ilk ve temel unsurun "doğruluk" olduğunu aklımızın bir köşesine yazmaktan, hatta kazımaktan vazgeçmeyeceğiz. Hayatımızın ve düşüncelerimizin selameti açısından bu bir gerekliliktir. İleride hayatımıza yön verecek olanların doğru fikirler ve doğru düşünceler olduğunu unutmayacağız. Doğru bir sözü, doğru bir anlatımı bulduktan sonra güzelliği arayacağız. Yani önceliğimiz doğruluk olmalı. Nezaket; nezahetten sonra gelmelidir.
Olaya bir de tersinden bakacak olursak karşımıza şöyle bir durum çıkmış olmaktadır; Önceliğimizi "güzellik" diye sabitlersek bir çok yalan ve yanlışı peşinen kabul etmiş oluruz ki hep aldanan biz oluruz. Şimdiye kadar olduğu gibi.
Çok aldattılar bizi. Bu şekilde aldatanlar çok oldu. Güzel bir anlatım adı altında neler yapmadılar ki bize? Güzeli buldum diye her türlü doğruluktan vazgeçmiş gibiyiz. Çevremizi çepeçevre sarmalamış yanlışlarla büyüyoruz, aldatıldığımızın farkına bile varamıyoruz.
Artık aldanmak istemiyoruz. Aldanmamak için “güzellikten” önce “doğruluk” diyoruz.
Her şeyden önce, ilk ve tek unsurun “doğruluk” olduğunu düşünüyorum.
Yanılıyor muyum a dostlar?

YORUMLAR

  • 4 Yorum
  • Yusuf Güç
    2 ay önce
    Sağıra söz süslenmez deyip sessiz kalan birtoplum haline geldik,yazın hocam yazınki bilelim yazınki öğrenelim
  • Nihat güç
    2 ay önce
    Çok teşekkür ediyorum. İnşaallah. Allah'ın yardımıyla sizlerin desteğiyle yazmaya devam edeceğiz. Yeter ki sizin gibi okuyucular var olsun.
  • Mikail acacoglu
    2 ay önce
    Tabiki ki doğruluk ve bu işi de doğru kişiler yapar Doğru bir konuyu ele almışsın Yazıların devamını bekler başarılar dilerim Bayramın mübarek olsun Allah doğrulardan ve doğru kişiler den ayırmasın cümlenizi
  • Nihar güç
    2 ay önce
    Evvela bayramınız mübarek olsun. Allah razı olsun Teşekkür ederim. Çok sağolun.dilimizin dondüğü kadar doğruları yazmak birinci ve en önemli gorevimizdir.