Reklam
Reklam
İflas Etmeye Razıyım (1)
Nihat Güç

Nihat Güç

İflas Etmeye Razıyım (1)

05 Ekim 2019 - 18:25

-Evvela sizi tanımak istiyorum? Kimsiniz, ne iş yapıyorsunuz?
-Adım Mehmet! Bir İmam Hatip lisesinde Meslek Dersleri Öğretmeniyim. Çalışıyorum ve çalışmayı da seviyorum. Çalışmaktan dolayı yorulmak bilmeyen bir yapıya sahibim. Gün boyu bir koşuşturmanın içine giriyorum. Yorgun ve argın eve döndüğüm zamanlarda bir işi bitirmiş olmanın sevincini yaşıyorum. Bu hengamenin içinde fırsat buldukça da yazıyorum. Öğrenciler ile uğraşmak, yol ve yordam göstermek en büyük uğraşlarım arasındadır. 
-Allah güç ve kuvvet versin Hocam! Allah yardımcınız olsun. Eğer müsaade ederseniz yazma konusunda yoğunlaşmak, bu konuda birkaç soru sormak istiyorum. 
-Tabi ki, buyurun!
-Her gün mü yazıyorsunuz? Yoksa boş zamanlarınızı değerlendirmeye mi çalışıyorsunuz?
-Bence hiçbir insan boş vaktini değerlendirmek için yazmaz ve yazmamalıdır. Boş vaktini değerlendirmek için yazanlar boşuna yazmış olurlar. Ki Müslümanın boş vakti de yoktur zaten. Kişi kendisini yazmaya odakladığı zaman vaktin ne kadar çok ve kıymetli olduğunu görüyor. Hem deşarj olmak hem de gidişattan duyulan kaygıları dile getirmek benim birinci hedefim. Bu hedefe yavaş da olsa yürümek istiyorum. 
-Her yazarın örnek aldığı bir yazarı vardır. Yazarken örnek aldığınız bir kişi veya beslendiğiniz bir kaynak var mı?
-Olmaz mı hiç? Her yazarın yazarken beslendiği bir efsanesi mutlaka vardır. Benim de kendime ait bir dayanağım, kıstas kabul ettiğim bir vazgeçilmezim var elbet. 
-Mehmet Bey! Bu ana kaynağınız bir efsane mi? yoksa kültürden kaynaklanan başka bir kişi mi?
-Ben farklı olmak ve farklı kalmak isteyen biriyim. Farklılıklarım olmalı. Beni ben yapan, bana ait olan unsurlar olmalı diye düşünüyorum. Eğer yazdıklarım yeni ve farklı bir şey ifade etmiyorsa yazmaya gerek yok o zaman. Aynı şeyleri tekrar etmenin hiçbir anlamı yok. Her yazının kendisine has bir üslubu, kendisine has bir tadı olmalı. Tıpkı lezzetli bir yemek gibi. Okuyucuya kazandırmak istediği bir değere, bir hedefe matuf olmalı yazılanlar. 
-Farklı olmak gerektiğinden bahsettiniz. Ne gibi bir farklılıktan bahsediyorsunuz? Bu konuyu biraz açar mısınız?
-Tek bir hedefim var benim. Bu hedeften sapma niyetinde de değilim. Bu yolda direnebildiğim kadar direnme azmindeyim. Her yazar ve çizer'in kendisine has bir yolu, bir üslubu vardır ve olmalıdır. Benim de bir yolum ve vazgeçemediklerim var. Hiç kimse kendisine ait olan ve yürüdüğü yoldan sapmak istemez. Ben de kendime ait yolun dışında patikalarda yürümek istemiyorum. Bu yol Yüce Allah’ın dini olduğunu rahatlıkla dile getirebilirim. Çünkü bana göre dinin müdahale etmediği hiçbir alan yok. Bu yolun dışına çıkmak evvela bana yakışmaz. Sonra okuyucularıma yakıştıramam. 
-Yazdıklarınızda Ayetleri ve Hadisleri mi referans alıyorsunuz?
-Yazdığım her satırda bir ayetin olduğunu söyleyemem. Ama her kelimede bir ayetin kokusunun veya renginin olmasına dikkat ederim. Bunu yapmaya çalışmak ve bu hedefe doğru yürümek günümüzde çok zor bir durum. Çoğu zaman bu durum sizin için dezavantaja dönüşür. 
-Mehmet Bey! Dezavantaj dediniz. Yazı yazarken sizin için dezavantaj kendisini nasıl hissettiriyor? Biraz açar mısınız bu konuyu?
-Elbette. İki kaygı taşımalı bir yazar. Evvela Allah ne der? sonra okuyucu ne der? demeli. Bu minvalde hareket etmelidir. Bu sorular yer değiştirmemelidir. Okuyucu Allah’ın önüne geçirildiğinde tehlike çanlarını duymaya hazır olmalıyız. Eğer okuyucunun istekleri Allah’ın isteklerinin önüne geçirilmiş ise söylenilmeyecek durumlar zühur etmiş demektir. 
Bu konuyu dilimin döndüğü kadarıyla ifade etmek istersem şunları söyleyebilirim. Yazanlar ve çizenler oluşturdukları eserleri öncelikle ayet ve hadis ışığında oluşturmaları gerekir. Hatta beslendikleri ana kaynak bu olmalı. “Dervişin fikri ne ise zikri de o’dur.” sözü tam da bu durumu dile getiriyor. Tersinden söylemek gerekirse her yazar Ayet ve Hadis ile yazmalı. Ya da Ayet ve Hadisin işaret ettiği bir durumu dile getirmeli. İllaki Ayet ve Hadisten uzak yazacaklarsa o zaman, Ayet ve Hadisin karşı çıkmadığı bir konuya değinmelidirler. Allah’ın yasakladığı mecralarda at koşturmak Müslüman’ın işi değildir. İşte bu durum günümüzde çoğu zaman bir dezavantaja dönüşüyor. Yazılarınızda dini bir kaygı varsa -ki olmalı her Müslüman için- dile getirdiğiniz konu haliyle birilerini rahatsız edecektir. Anlattıklarınızdan rahatsızlık duyanlar çıkacak, hatta bağırıp çağıracak. 
-Böyle kimseler ile karşılaştınız mı hiç?
-Karşılaşmak mı dediniz? Yazdıklarınızın ayet ve hadis ile irtibatlı olduğunu sadece okuyanlar değil, hissedenler de yakamı hiç bırakmadılar. Bu gibi kişiler ile çok pençeleştim. Hala da pençeleşiyorum. Bu tip kişilerin seslenmiş olmaları bana bambaşka bir güç veriyor. Yapılan her itiraz yeni bir mücadele için bilgisayarın başına bambaşka bir aşkla oturmama sebebiyet veriyor. Özellikle ayet ve hadise yapılan her itiraz, yüzeysel olarak anlattığım konu hakkında şimdiye kadar düşünemediğim derin fikirlerin doğmasına sebep oluyor. 
-Her itirazın size bir getirisinin olduğunu mu düşünüyorsunuz?
-Her itirazın mutlaka bir getirisinin olduğunu söyleyemesem de genel itibariyle evet diyebilirim. Bu getiriler her zaman benden yana olmayabiliyor. Bazen yazdıklarım ışığında ya kendisini düzeltiyor yada kapıştığımız konuyu benim dışımda başka güvenilir yerlerden de okumasına sebep oluyor. 
-Bu durumdan olumsuz etkilenenler de oluyor mu?
-Elbette. Her zaman olumlu gelişmeler olacak diye bir kaide yok. Bazen düzelmemek ve içinde bulunduğu durumu devam ettirebilmek adına yazdıklarınızı okumuyor. Doğrularla yüzleşmekten korkuyor yani. Hatta biraz daha ileri gittiği de olabiliyor tabi. Yazdıklarınızın yanlışlığını dile getirmekle kalmıyor. Söz konusu konunun günümüzde uygulanmasının mümkün olmadığını dile getirmenin gayretine girişiyor bu sefer. 
-Bugünkü konuşmamızı toparlamak isterseniz son cümleniz ne olurdu?
- Kendisini cennetin ortasında görmek isteyen bu güruh, dini hedef almadan sizi hedef almaya girişebiliyor. Bunu yapabilmek için de bulunduğu durumun gayet iyi olduğunu ve yaptıklarının dini olduğunu savunmaya kalkışıyor. Kendisini dinin tam merkezinde olduğunu hissedenler açısından yazılarınız rahatsız edici oluyorsa doğru yoldasınız demektir.
-Haftaya devam etmek üzere Allah’a emanet olun.

YORUMLAR

  • 0 Yorum