Reklam
Kelime Deyip Geçmeyin
Nihat Güç

Nihat Güç

Kelime Deyip Geçmeyin

16 Ağustos 2019 - 10:53

Kelime Deyip Geçmeyin
İnsanlar arasındaki iletişimin bir çok yolu vardır. En önemli iletişim yolu hiç kuşkusuz sözcükler ile yapılandır. 
İnsanlar kelimeler ile konuşur, anlaşırlar. Kelimeler ile dertlerini, kederlerini, sevinçlerini ve hüzünlerini aktarırlar birbirlerine. Kelimeler ve sözcükler olmazsa iletişimde ciddi sıkıntılar yaşanacaktır. 
Günlük hayatta insanın kullandığı her kelime; aslında bir duyguyu, bir düşünceyi, bir his'i, bir fikri, bir davranışı, bir duruşu, bir durumu, bir olguyu, bir hal ve hareketi ifade eder. 
O halde kullandığımız ve zihnimizde canlandırdığımız ne kadar kelime varsa o kadar duygu, o kadar düşünce, o kadar his, o kadar fikir, o kadar davranış, o kadar duruş, o kadar durum, o kadar olgu, o kadar hal ve hareketi karşılayacak kavramımız var demektir.
Dil önemli iletişim aracıdır. Ancak sağlıklı bir iletişim; sağlıklı bir dilin kullanılmasına bağlıdır. Her şeyin başı, sağlıklı bir dil’e sahip olmak ve sağlıklı bir iletişimi gerçekleştirmektir. Sıkıntılarımızın neredeyse tamamı sağlıklı bir iletişimden yoksun olmaktan kaynaklandığını söyleyebiliriz.
Dil tek başına bir şey ifade etmeyebilir her zaman. Dilin de kendisine göre kuralları ve kaideleri vardır ve olmalıdır. Kullanılan kelimenin yeri, zamanı ve kendisine yüklenen mana çok önemlidir.
Dili; dil yapan düşüncedir. Düşünce olmadan dilin hiçbir önemi ve ehemmiyeti kalmaz. Düşüncesiz dil, ruhsuz ceset gibidir. Dil düzeltilmeden düşünce; düşünce düzeltilmeden de dil’in kişiye ve topluma beklenen faydayı sağlayacağı meçhuldür.
Buradan yola çıkarak diyoruz ki; düşünce, iletişimin başıdır. İnsanda düşünce olmadan hiçbir şeyin önemi ve ehemmiyeti olmayacaktır. Zaten Allah düşünme yeteneği olmayan insanları emirleriyle sorumlu ve yükümlü tutmamıştır. Emir ve yasakları yerine getirmelerini istememiştir. 
İnsan; kullandığı kelimeler ile düşünür. Düşündüğü kelimelerle derdini ve meramını ifade eder. Doğru kelime, doğru düşünceyi, doğru düşünce de kelimeleri doğru kullanmaya sevk eder insanı. Doğru kullanılan her kelime; sağlıklı bir düşünceyi şekillendirdiği gibi sağlıklı bir iletişimi de ortaya çıkarır. Sağlıklı bir iletişim sağlıklı bir insan; sağlıklı bir insan sağlıklı bir aile, sağlıklı bir aile de sağlıklı bir toplum meydana getirir. Olaya tersinden baktığımız vakit, sağlıklı bir toplum için gereken en önemli şart “dili doğru ve düzgün kullanmak” gelmektedir.
Düşünceler; kullanılan kelime ile şekillenir. Düşünceler de davranışlara yön verir. Söylenen bir kelime yüzünden insanlar arasında vuku bulan kimi kavganın asıl sebebinin, o kelimeye yüklenilen mana değil midir? 
İnsanlar arasında iletişimi sağlayan dilin güzelliği ve doğruluğu, kullanılan kelimeler ile belli olur. Kelimeler ne kadar yerinde ve doğru kullanılıyorsa, mânâlandırmaları yerinde yapılmışsa düşünce de o kadar doğru olacaktır. Düşüncelerin ters işlediği, davranışların absürt olduğu insanlarda aranması gereken ilk ve tek çözüm yolunun, kelimelere yüklenilen anlam ve manayı doğru düzenlemektir.
Düşüncelerde meydana gelen ayrışmaların birçok ana etkeni vardır elbet. Bu bileşenleri tek çatı altında toplamak gerekirse; iletişimin vazgeçilmezi olan kelimelerdir. Kullanılan kelimeye yüklenen mana düşüncenin farklılaşmasına sebep olduğunu rahatlıkla söyleyebilir hatta iddiada da bulunabiliriz.
Sadece bir örnek vermek gerekirse; "yaratma" kelimesine yüklediğimiz anlam farklı yollara çıkarıyor, farklı davranışlara sevk ediyor bizleri. İletişimde ve düşüncede farklılıklara yol açıyor. Ayrıştırıyor düşünceleri. Farklılaştırıyor davranışları. Birileri bu kelimeyi “insanın belli fiillerinin sonucunda ortaya çıkan ürünleri” ifade etmek için kullanırken, birileri de bu kelimeyi Yüce Allah'a (c.c.) has bir durumu anlatmak için kullanmaktadır.
Ben bu kelimenin insanların yapıp ettikleri için kullanılmasının doğru olduğu kanısında değilim. Kibirlenerek ve böbürlenerek Yüce Allah ile "yaratma" konusunda yarışan insanları gördükçe bu kelimenin yanlış kullanıldığını, mânâlandırmanın doğru ve düzgün yapılmadığını, içinin boşaltıldığını, farklı pozisyonlara yerleştirilmeye çalışıldığını düşünmeden edemiyorum.
Haklıyım değil mi?

YORUMLAR

  • 4 Yorum