Reklam
Reklam
Kendimizi Unutmayalım!
Nihat Güç

Nihat Güç

Kendimizi Unutmayalım!

18 Şubat 2021 - 19:53

Kendimizi unutmayalım. Arada bir nefsimize de vaaz edelim, nasihat verelim, telkin ve önerilerde bulunalım. Hani "İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır." diye geçmişten gelen bir atasözümüz var ya. İşte tam bunun gibi bir şey. Buradan başlamak, buradan yola çıkmak menfaatimize.
Şayet her insan kendi fiillerine odaklanarak yanlışlarını düzeltmeye kalkışsaydı dünya çok daha güzel olurdu. Yaşanılır bir mekana dönüşürdü her kuytu mahalle, her çıkmaz sokak, her kaygan zemin. 
Bunu söylerken başkasına nasihat etmeyi bırakmamız gerektiğini kastetmiyorum. Her ikisini bir arada yürütmenin gerekliliğine vurgu yapmaktır amacım. Hem kendi davranışlarımızı göz önüne getirmemiz hem de yanlış yapan insanları münasip bir dil ile uyarmamız çıkarımızadır. Nasihat; Müslümanlar için bulunmaz Hint kumaşıdır.
Akıl sahiplerinin kendi çıkarına olan şeylere iyi ve doğru, zararına olan şeylere de kötü ve yanlış muamelesi yaptığı müddetçe hiçbir sorun çözülmez, çözülemez. Böylesi bir düşünceye sahip insanlar; kendi doğrularına doğru demeyen kişileri hep dışlayarak yanlış yaptığını iddia etmişlerdir.
Doğrunun ve yanlışın çerçevesini kendi menfaatine göre çizmiş bir kişiden başka ne beklenir ki? Halbuki Kur'an ve Sünnetin doğruları ve yanlışları insanlara, mekanlara ve zamanlara göre değişiklik göstermez. Bugün doğru olan bir şey yarın yanlış, bugün yanlış olan bir şey de yarın doğru olarak kabul edilmez/edilemez. 
Söylediklerimizin tamamını muhatabımızdan önce kendimize söyleyeceğiz. Çuvaldızdan önce iğneyi kullanacağız. Nefis muhasebesini yapacağız hesaba çekilmeden önce. 
Bu durum sadece bende mi var yoksa olması gereken bu mu tam olarak bilmiyorum. Bu vesileyle okuduğum her ayeti, her hadisi kendimle ilişkilendirerek günümüze taşımanın doğru olduğunu düşünüyorum. Her nassı çevremdeki insanlarla illiyet bağını kurmadan önce kendimle ilişkilendirmeye ihtimam gösteriyorum. 
Yapılan işin doğruluğuna veya yanlışlığına odaklanmadan kar zarar hesabını yapanlar, ayetleri ve hadisleri olması gerektiği gibi anlamada her zaman sıkıntı ve rahatsızlık yaşarlar. 
Evet günümüz insanlarını anlatan bir ayet. Dikkat etmek, dikkatli davranmak gerek. Allah bizleri muhafaza buyursun! Ayetin işaret ettiği gibi sonumuz hüsran olabilir. "(Ey Muhammed!) De ki: “Amelce en çok ziyana uğrayan; iyi iş yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatındaki çabaları kaybolup giden kimseleri size haber verelim mi?” (Kehf/103-104)
Evet! "İyi iş yaptıklarını sandıkları halde." kısmı bizler için çok önemlidir. Bu konuda hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmede fayda mülahaza ediyorum.
Bu vesileyle iyiliklerin, güzelliklerin ve doğrulukların icrası öncelikle bize lazım olduğunu kulağımıza küpe yapacağız. Yaptıklarımızın doğruluğunu bilmemiz ve kontrol etmemiz gerek. 
Benim yapmadığım bir iyiliği, görmediğim bir güzelliği, yerine getirmediğim bir hayrı, vermediğim bir hasenatı tüm insanların yapıyor olması bana zerre kadar bir fayda sağlamayacaktır. Aynı şekilde benim yaptığım bir iyiliği tüm dünya icra etmiyor olması da bana zarar vermeyecektir. Kötülükler de böyledir. Evvele kendimizi bu tür melanetlerden kurtarmamız lazım gelmez mi? 
Diyorum ki doğru sandığımız yanlışlara dikkat!
Yanlışı icra ederken "Yanlış yapmayın!" diye avazı çıktığı kadar bağıran insanlar karşısında bir tuhaf oluyorum. Bu gibi zamanlarda içim burkulur, midem bulanır, aklım başımdan gider bayılacak duruma gelirim. Bu görüntünün bende bıraktığı etkiyi günlerce uğraşmama rağmen atamam üstümden, silemem zihnimden. Böylesi vakitlerde aklıma hemen Yahudi toplumu geliverir. 
Ne kadar da benzemeye başladık kendilerine. 
Bir insanın kendisinin yaptıklarının yanlış olmadığını düşünmesi karşısında son derece hüzünlenen ben, bir de "Yanlış yapmayın!" demelerine istemsizce gülerim. Ben mi bu konuda çok tuhafım, yoksa günümüz insanlarının kendisini doğru konumlandırması konusunda büyük problemleri mi var? Halbuki Yüce Allah: "Sizler kitabı okuduğunuz halde insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?" (Bakara/44) buyuruyor. 
Evvela inandığımız değerleri davranışlarımızla deklare etmemiz, doğru olarak kabul ettiklerimizi bedenimizle ayakta tutmamız gerekmez mi?
İşlediği günahları bir tarafa iterek başkasının sergilediği yanlışlara odaklanan insanlar sanki: "Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler." misali söyledikleri bir ninni gibi gelir kulağıma.

YORUMLAR

  • 0 Yorum