Reklam
Reklam
Süfli Yükselişler
Nihat Güç

Nihat Güç

Süfli Yükselişler

05 Mart 2021 - 16:39



Bugünü doğru yorumlayabilmek için geçmişi doğru okumak gerek. Maziyi gerektiği gibi okumaya yanaşmayan insanlarla karşılaştığımız vakit üzülüyoruz. İnsanlık hali işte.  
Evet! Geçmişi doğru anlayabilmek maharet ister, bilgi ister, ilgi ister. Her şeyden öte doğru bir istikamette yürüyen sağlam bir kalp ve hakkı, hakikati kükreyen bir yürek gerek. 
Allah'ın serdettiklerini doğru algılamazsak, geçmişi doğru değerlendirmemiz mümkün olmayacağı gibi bu yönde göstereceğimiz her çaba akıntıya kürek çekmekten başka bir fayda da sağlamaz bize. Hz. Muhammed ( s.a.v.)'in anlattıklarına can kulağıyla misafir olmamız gerektiğini de ilave etmeye bilmem gerek var mı?
Beşerin kendi hegemonyasını güçlendirmek için masa başında şekillendirdiği ve zoraki olarak bizlere kabul ettirmeye çalıştığı bir geçmişle önümüzü görmeye çalışmak ve bu minvalde hareket etmek akıl karı değil. Bu yürüyüş bizi karaya çıkarmayacağı gibi sağlıklı bir yolculuk da sunmaz.
İslam'dan uzaklaşarak dünyevi basamaklarda yükselmeyi bir başarı olarak lanse etmeyi adet haline getirenlere rastlamak sıradan bir olay haline dönüştü son dönemlerde. Uhrevi düşünceden bihaber dünyevi kimi işler ve işlemler birer "İlah" gibi ulvileştirilmeye çalışılması her geçen gün kara bulutlar gibi kaplamakta yürekleri, beyinleri. Bunu bilerek ve isteyerek yapıldığından hiç bir kuşku duymuyorum artık. Bu tür girişimlerin insanlarımızın durdukları zemini kayganlaştırmaya ve sırt üstü sert zeminlere çakılmalarını sağlamaya yönelik birer girişim olduğunu, şayet sesimi duyan olursa, haykırmak istiyorum. 
İnsanlarımızın gözünde ulvileştirilen kimi süfli işler geçmişte işlenen yanlışların tıpkısının aynısı. Adeta şıp demiş burnundan düşmüş gibi benziyor birbirlerine. Hatta yerinde deveran eden bir çember gibi dönüp duruyor insanlık tarihinde. Azabın, öncekilerin başına gelmesine sebep olan fiillerden azade de değil. 
Eski kavimleri helake sürükleyen fiiller, aklanarak ve paklanarak yeniden hem de aleni bir şekilde servis edilirken insanların gözüne ve sinesine, alkış çalmakla meşgul bizim ellerimiz, ağlamayı unuttu bizim gözlerimiz, nefreti unuttu sinelerimiz. Belki de hayatın sadece bu dünyadan ibaret sanılıyor olmasından kaynaklanıyordur bu cafcaflı sözler, bu cafcaflı fiiller ve bu cafcaflı servis. 
Süfli işlerin peşine düşenlerin pohpohlayarak yücelttikleri her çaba insanlara cenneti ve cehennemi unutturmaya matuf birer çaba olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı? Ya da dünyayı ahiretin önüne geçirmek isteyenlerin bir mücadelesi, bir gayreti, bir çabası olduğu inkar edebilir miyiz? Bu durumu Yüce Allah: "Hayır! (Ey İnsanlar) Doğrusu siz çabucak gelip geçeni seviyorsunuz. Ahireti ise bir yana bırakıyorsunuz." (Kıyamet/20-21) diyerek dile getirdiğini okumamıza rağmen niye unutuyoruz herhangi bir işe tam başlayacağımız bir sırada. Dünyevi her türlü iş ve işlemi insanların zihnine kazıyacak şekilde süslemenin ve püslemenin sebeb-i hikmeti bu değil midir? Başka bir neden aramaya gerek var mı sizce?
Dünyaya bakış açımız "İlahi Kelam" ışığında şekillenmeyince başarının ne olduğunu da unuttuk/unutuyoruz haliyle. 
Başarı daha önce helak olmuş kavimlerin yaptıklarını yapmak mıdır? Yoksa dünyaya taparak hiç ölmeyecek gibi peşi sıra koşu bandında aynı yerde debelenmek midir?
Asıl başarının dini öğrenme, yaşama ve anlatma konusunda gösterilmesi gereken bir performans olduğunu niye dillendirmeyiz? 
Küfürden, şirkten ve nifaktan beri olmak başarı olarak niye değerlendirmez asrımızın insanı?

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • A.Erkan FURKAN
    1 ay önce
    En büyük nimet,başarı ve huzur kaynağı Hz.Allah'a inanıp güvenerek hayırlı,güzel işler yapmak bu yolda birbirini destekleyip hakkı ve sabrı tavsiye etmektir. Yazı için de tebrik ederim bunları içerikte ifade etmissiniz
  • Nihat GÜÇ
    1 ay önce
    A.ERKAN FURKAN allah razı olsun çok Teşekkür ederim hocam Hürmetlerimi sunuyorum