Reklam
Reklam
Vahyin Dinamikliği Ve Hz. Musa
Nihat Güç

Nihat Güç

Vahyin Dinamikliği Ve Hz. Musa

31 Ocak 2021 - 19:41



Çıra yayınlarından, Mehmet Ali Güç imzasıyla çıkan "Vahyin dinamikliği ve Hz. Musa" adlı kitap 192 sayfadan müteşekkil. Yahudileşmenin ayet ekseniyle dile getirildiği okunması gereken, akıcı ve enfes bir kitap. 
Tarihi süreç içerisinde insanların şirke bir seferden dalmadıklarından yola çıkarak, dinden uzaklaşmanın, bahane bulmanın ve lakaytlaşmanın da yavaş yavaş oluştuğunu kurbağa örneğiyle anlatmaya çalışıyor. "Kaynar suya atılan bir kurbağanın canını kurtarmak için hemen zıplayacak ve kurtulacaktır. Ancak ılık bir suya konulan bir kurbağanın, su ısındıkça organlarının da gevşeyerek yumuşayacağını ve kaynayan suyun içinde tepki veremez duruma geleceğini belirtiyor. İnsan da böyledir kendisini dini anlamda doğru bir şekilde yenilemedikçe "Kalbim temiz" söylemi kimseyi kurtaramaz. 
Kafirlere İslam'ı şirin gösterme çabalarının doğru olmadığını dile getirirken İslam zaten şirin bir dindir. Bu vesileyle İslam'ı şirin göstermeye gerek olmadığını aslında bu çabanın yapmacık olduğunu dolayısıyla Allah'ın da yapmacık şeyleri sevmediğini dile getiriyor.
Kur'an'da anlatılan en uzun kıssanın Hz. Musa'nın kıssası olduğu ve ibret tablolarıyla dolu olduğunu vurgularken her bir pencerenin aslında bir odaya açıldığını vurgulayarak bir Müslüman'ın bu kıssayla; Hakkın batıla karşı mücadelesinin bayraklaştığını, tam manasıyla anlaşılması halinde insanlığın kurtuluşuna vesile olacağını ve Firavunlar karşısında gerekli teçhizatı sağlayacağını savunuyor.
Firavun ve avanelerinin Hz. Musa zamanında çocukları öldürürken "Anne"yi yok saymaktan çekinmediklerini; annelerin gözü önünde çocukları öldüren zihniyet ile anneyi günümüzde ciklet ve bilumum reklamlarda kullanarak annelikten uzaklaştıran zihniyetin aynı olduğunu dile getiriyor. Firavun'ların tamamı kendi tahtlarını korumak için yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca çocuğu öldürmekten çekinmediğini/çekinmeyeceğini dile getiriyor.
Firavun zamanında uygulanan zulümler; silik kişilikler, kaypak yapılar, dönek karakterler oluşturduğunu, bu vesileyle zillet elbisesini giydiklerini vurguluyor. İbrahimi olmakla Nemrudi olmanın insanların elinde olduğu gibi Musa'nın yanında veya Firavun'un safında durmanın da insanların elinde olduğunu dile getiriyor. Şayet bir Müslüman Musa ve Harun gibi her türlü şirke, küfre ve Firavuni düzenlere karşı ayağa kalkarsa elindeki kuru bir asanın dahi engin denizleri delebileceğini ve dünyanın süper güçlerinin bir asa'nın açtığı denizlerde boğulacağını söylüyor. Bunları söylerken olaylardan yola çıkarak diğer peygamberlerden de örnekler veriyor. Mesela Musa ile Yusuf'un benzerliklerini dile getirmekten de geri kalmıyor yazar. 
Batı medeniyetinin; Firavun zamanındaki sihirbazlar gibi günümüz insanlarını dine karşı dikilmenin aslında basitten mürekkebe, ilkelden mükemmele, kötüden iyiye, felaketten saadete, karanlıktan aydınlığa doğru kaçınılmaz bir ilerleme olduğuna inandırdı. Ama tüm bu cafcaflı tuzaklara karşı bir Mü'min eğer imanını yüreğine koyduğunda, yüreğini de ortaya sermekle iki deve güdemeyen insanların dünyaya nasıl da hükümdar olduklarına örnekler verdi. Bazen Hz. Muhammed (s.a.v.)'in hayatından bazen de sahabenin davranışlarından yola çıkarak konuyu anlaşılır kılmaya çalıştı. Günümüzden verdiği örnekler bir başka. 
Yazar bu ilk kitabında salt hikayemsi bir anlatım yerine kıssayı, ibret alınacak şekilde ön plana çıkarıyor. Bu vesileyle olayların kronolojik sırasına da pek dikkat etmediği rahatlıkla anlaşılabiliyor.
Firavun'un bir kişi olmadığını aslında bir zihniyet, bir anlayış, bir yönetim felsefesi olduğuna değinerek böylesi düşüncelerin tarihin her dönemlerinde bulunabileceğini belirtir. Bu vesileyle Firavun'u zalim idareyi ve idareciyi, Haman'ı; beyni ve bilgiyi, Karun'u da; zalimin destekçisi ve kara sermayenin temsilcisi olarak tanıtıyor bizlere. 
Firavun'un karşısında İslam kimliklerini açıklamaktan çekinmeyen az önceki sihirbazların, birkaç dakikalık imanın bile insana ve insanlığa neler kazandırabileceğine, ahirete kadar anlatılmaya değer bir durum olduğuna, sebat ve şecaatleriyle tarihe yazıldıklarına, ölümle karşı karşıya kalmalarına rağmen teslimiyetle zirve yaptıklarına, Hz. Musa'ya bir mucize daha göster de bizi bu vahşetten kurtar bile demediklerine değiniyor. Ve Ne yapacaksan yap diye haykıran bu insanların Kur'an'ın birer kahramanı olarak cennete uçtuklarına değiniyor.
Firavunun zulmü altında kıyımdan geçen bu lanetlenmiş milletin kölelikten kurtulduktan sonra Hz. Musa ve Hz. Harun'a Firavun'un çektiremediklerini çektirdiklerine yaptığı vurgu dikkate şayandır. En önemli konunun da köleliğe alışmış bu insanların köle olmadıklarına ikna edilmesidir. En zor konunun da bu olduğuna inanıyor yazar. Hz. Harun'un kendisinden küçük kardeşi Musa'nın emrinde görev yapan davanın bir neferi olması bizler için çok özel bir temsildir. 
İsrailoğulları'nın yeni ilah bulma meselesinde de şunu söyler. Firavun'un materyalist eğitimi altında yetişen bu insanların benliklerinden o kadar koparıldıklarına, hakim gücün ilahı olan ineğe tapınma gücünü ve cesaretini dahi kendilerinde bulamadıklarına, bu vesileyle buzağıyı ilah edinmek istediklerine değiniyor.
Zaman zaman Yahudilerin kutsal kitaplarında yer alan çelişkilere de değinir ve örnekler verir. Bu vesileyle Yahudilerin adeta Allah'ın lanetine uğramak için özel gayret gösterdiklerini dile getirir.
İsrailoğulları'nın gözleri önünde tanrı olduğunu iddia eden Firavun ve ordusunun yok olmasından hemen sonra bu akılsız kavmin tapacakları bir tanrıyı tekrar istemelerinin işin en komik tarafı olduğunu dile getirir. 
Tarih sahnesinden ne Musa'ların eksileceğini ne de Firavun'ların yok olacağını dile getirmesiyle bitiyor kitap.

YORUMLAR

  • 12 Yorum
  • Aydın Gezer
    2 ay önce
    Mehmet Ali hocamın emeklerine sağlık Rabbim ufkunu daim eylesin
  • Nihat GÜÇ
    1 ay önce
    Amin. Allah razı olsun Teşekkür ederim hocam
  • Metin Erdal
    2 ay önce
    Hayırlı uğurlu olsun inşallah Allah kalemine her daim hakikati yazdırmayı nasip etsin inşallah. Allah yolunu açık etsin hocan
  • Nihat GÜÇ
    1 ay önce
    Amin. Allah razı olsun Teşekkür ederim
  • Mustafa kalayci (imam/Hatip)
    2 ay önce
    Mehmet Ali Güc hocama basarilar diler, emekli bir imam efendinin bilgelik çaginda yazdigi kitabi herkesin okumasini ve hocamizi genç neslin örnek almasini temenni ederim...
  • Nihat GÜÇ
    1 ay önce
    Inşâallah hocam Allah razı olsun Teşekkür ederim
  • İsmail unurlu
    2 ay önce
    Hocam yazmışsa mutlaka okunması lazım olan bir kitaptır
  • Nihat güç
    1 ay önce
    Allah razı olsun Teşekkür ederim ismail unurlu hocam
  • Eşref Durna
    2 ay önce
    Mehmet Ali hocamdan Allah razı olsun yayın hayatında başarılar dilerim
  • Nihat GÜÇ
    2 ay önce
    Allah razı olsun Teşekkür ederim eşref durna. Hürmetler
  • Mehmet kaya
    2 ay önce
    Maşaallah Hocam dilinize sağlık
  • Nihat GÜÇ
    2 ay önce
    Mehmet kaya hocam. Allah razı olsun Teşekkür ederim