Reklam
Reklam
Bayram Sohbeti-2
Sadık Kurt

Sadık Kurt

Bayram Sohbeti-2

30 Mayıs 2020 - 18:23

Seyda kardeşim, her iki çay demliğimiz de hazır. Önce çaylarımızı içelim sonra sohbetimize devam edelim. Sen kaçak içiyordun değil mi??

Seyda;
Kekı Sadık; biliyorsun, benim kaçak ve illegal işlerle işim olmaz. Bu kaçak ismi, seksen ve önceki yıllara ait bir literatür. O zamanlar sınır ticaretiyle Suriye’den, Iraktan ve İran’dan kaçak yollarla çay, şeker vb.gibi öte beri getiriliyordu. Seksenli yıllarda rahmetli Özal döneminde bu tip sınır ticaretleri yasak olmaktan çıkarıldı. Yurt dışından getirilen çay, şeker, tütün ve tütün ürünleri de yasak olmaktan çıkarıldı. Bu kaçak ismi o zamandan beri toplum bilincine yerleşmiş ve hala devam etmektedir. Özetle; kaçak çay demek, ithal çay yanı yurtdışından getirilen çay demektir. Değerli okuyucularımıza da bunu böylece açıklamış olalım.

Dedim;
Seyda kardeş, bizim okulda da hem tekel ve hem de kaçak, yanı ithal çay bulunur. Bir gün üç polis memuru bir konu için okula geldiler.

Kendilerine; 
Her iki çeşit çayımız da var. Kaçak mı tekel mi içersiniz diye sordum.

Polisler;
Hocam, biz kaçak eylemlerde bulunamayız. Bizi kaçak işlere zorlamayın. Biz tekel çayı tercih ediyoruz şeklinde bir espride bulundular. 

Bunun üzerine hepimiz gülüştük. Saydayımın senin tepkin de böyle oldu.

Seyda da gülümseyerek;
Çok doğru kekımın. 
Sadık kardeş, sen biraz çocukluk dönemindeki bayramlardan bahset. Neler yapılıyordu, ne hissederdin biraz bunlardan bahset.

Dedim;
Seyda kardeşim, öncelikle bayram günü psikolojimde, halet-i ruhiyemde ve bütün bir aza-i cevarihlerimde serfiraz olan duygularımı seninle ve tüm dostlarımla paylaşmaktan memnuniyet duyarım.

Çocuklukta bayram günü insan bir başka oluyor be Seydam. Hanı ilk aşk ve ilk heyecanın insanda yaratmış olduğu nev-i şahsına münhasır duygular nasıl ise, çocukluktaki bayramların bizde en azında bende oluşturmuş olduğu duygular aynen öyle idi.

Seyda;
Maşallah, maşallah...
Evet, evet; o güzel duyguları anlat.

Dedim; 
Hayatımın ilk on dört yılı köy ortamında geçti. Bayramların gelişini büyük coşku ile karşılardık. 
Çocuk yaşta iken bayram günü, bayram havası halet-i ruhiyemi çok etkilerdi. İnsanların seslerinde, yürüyüşlerinde, yüzlerinde, insanların birbiriyle olan münasebetlerinde, dağların ve tepelerin duruşunda, kuşların ötüşü ve uçuşunda, rüzgarın esişinde, ağaçların duruşunda, yaprakların duruşunda ve titreşiminde, gökyüzünün maviliğinde, fırat nehrinin maviliğinde ve akışında, güneşin kendisinde ve güneşin ışıklarının gezegenimizi ziyaret edişinde, çayların ve nehirlerin akışında, koyun ve kuzuların meleşinde, Semavat ve arzın ahenkli duruşunda; külli anlamda bir fevkaladelik ve harikalık olduğunu müşahade ederdim ve bu manevi ruh hali son derece beni etkilerdi. Ben bu manevi tesiri tüm hücrelerime kadar hissederdim.

Seyda;
Sübhanallah, sübhanallah...

YORUMLAR

  • 0 Yorum