Reklam
Bayram Sohbeti-4
Sadık Kurt

Sadık Kurt

Bayram Sohbeti-4

13 Haziran 2020 - 18:56

(Kölorı eydı-Bayram külünçeleri)

Geçen sohbetimizde bayram kölünçelerinde kalmıştık. Seyda kardeşimizle beraber sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Bir çocuk olarak; bayramın tüm alamet-i farikalarında olduğu gibi, kölorı eydi (bayram kölünçelerini) de çok seviyorduk. Özellikle ramazanın son haftasında kölünçe heyecanı tüm köyü sarardı. Evlerin sıvanıp çerpeklenmesi gibi, kölünçe işinde de öncelikle tendura kölora (kölünçe tandırı) güzelce tamir edilirdi.

Burada bu kölünçe tandırları hakkında kısa bilgi vermekte fayda vardır. Duvar diplerinde, çoğunlukla da dama çıkan merdivenlere bitişik noktalarda, yarım metre çapında bir metre yüksekliğinde olup, fırının iç duvarları taş veya kiremitlerden örülüyordu. Kiremitlerden örülüyordu ki, fırın güzel ısınıp kızarsın. Çok ustaca kızartılan bir fırının tesiri rahatlıkla üç saat sürerdi. Çoğu köylerde fırının iç cephesi taşlardan örülüyordu. Ancak bizim köyün tüm tandırlarının iç cepheleri kiremitlerden örülüydü. Çünkü köyümüz tarihi bir köy olması hesabiyle her yerde kiremit bulunuyordu.

Seyda;
Sadık kardeşim, bu köyünüzün tarihi olma özelliği nedir. Bu konuda çok kısa bir bilgi versen iyi olur.

Dedim;
Tabi, memnuniyetle Soydayımın. Köyümüz Lidar; Bozovanın kuzeydoğusunda , fıratın kenarında, Hilvan ilçesinin kolık (kolka izola), Şıxbırim ve qewalığle komşu olan, yaklaşık seksen haneli bir köy idi. İdi diyorum çünkü, 1988 yılında Atatürk barajı sularının yükselmesiyle beraber, her fani gibi tarihi lidar köyü de, sular altında kalıp tarihe karıştı.

Lidar; 12 bin yıllık tarihi olan bir yerleşke idi. En az Hasankeyf ve Göbeklitepe kadar insanlığın medeniyet ve uygarlık mirası vardı. 

Köyümüzde tarihi bir höyük vardı; “Lidar höyük”. Bu höyükte, Alman Heidelberg Üniversitesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Herald Hophman başkanlığında dokus yıl boyunca arkeolojik çalışma yapıldı. Prof. Herald Hophmanın dediğine göre; MÖ. On bin yıllarında, bereketli hilal kuşağındaki yukarı Mezopotamya bölgesinde bulunan lidar yerleşkesi yavaş yavaş tarih sahnesine çıkmaya başlamıştır. Eski Samsat ve Gıri tilli ticaret üçgeninde bulunan Lidar, MÖ. 6 bin yıllarında oldukça hareketli bir şehir düzeyine çıkmıştır. Bu şehir yavaş yavaş küçülerek MS. 13.yy. da tamamen küçülüp bir köy olarak kalmıştır. Bu nedenle köyün her yerinde çok rahatlıkla çakmak taşlarına, kiremitlere ve eski temellere rastlamak mümkündü. Bol miktarda kiremit bulunduğu için, köylülerimiz kölünçe fırınlarının iç cephesini kiremitlerle örüyorlardı. Kremitin hem bol miktarda bulunması ve hem de iyice ısınıp, ısısını uzun süre muhafaza etmesi vesilesiyle çok tercih edilirdi.

Tandırlar güzelce onarıldıktan sonra, tandır için yakacak tedarik edilirdi. Öyle her yakacak da kölünçe tandırına gitmezdi. Yakacağın kuvvetli odun ve odun parçalarından olması çok elzemdı. Tezek, sap, saman, pamuk sapı, gelişigüzel zayıf çalı çırpı falan gibi yakacaklar tercih edilmezdi. Çünkü bu yakacakların dayanma gücü çok zayıftı. Zayıf yakacaklar hemen parlayıp, kısa sürede sönüp yok olurlar. Oysa tendura kölora güçlü odun ister. 

Odunlar da tedarik edildikten sonra, beklenen mübarek hizmet saatı gelip çatardı. Ve tandırlar yakılırdı. Bayrama üç gün kala, köyümüzde ve tüm civar köylerde; saldırıya uğramış tipik birer Ortadoğu yerleşkeleri gibi,  her yerden gökyüzüne dumanlar yükselirdi.

Seyda;
Kekımın, çok heyecanlı bir noktaya geldin. Burada bir çay molası verelim.

Dedim;
Seyda kardeşim, sana bir sürprizim var. Yanımda kölorı eydı de var. Çayla birlikte bu kölünçeleri yiyeceğiz.

Seyda gülümseyerek;
Ne güzel, ne güzel. Bu tam bir hacül ekber gibi oldu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum