Reklam
Sadık Kurt

Sadık Kurt

Beklemek

17 Nisan 2020 - 12:06

Beklemek;zorluklarla boğuşarak ay sonunu bekleyen memurlar, 
askerdeki biricik çocuğunu bekleyen baba; atarsa doğan güneş, sloganını asker arkadaşları arasında yüksek sesle söylemek için,  450 günlük şafak kartını her gün adeta bir ibadet aşkıyla karalayan asker.

“Yarın eşimle, çocuklarımla, sevdiklerimle beraber olacağım.”; esrarlı sözü söyleyebilmek için; 3650,  7300 günlük cezayı adeta bedeninden her gün birer parça koparırcasına, sabırla, metanetle bekleyen mahkum.

Durakta sevgilisini bekleyen aşık, eline para geçecek ümidiyle, sezon sonunu bekleyen çiftçi, babasını, annesini ve sevdiklerini hasretle düşleyen gurbetteki öğrencinin ruh hali.

Bir yükten bir yüke koşarken, ağırlıklar altında beli iki büklüm olan ve akşam ıstırahatını bekleyen hamal. Günlerce sıftah yapamayıp elektrik, su, doğal gaz ve Üniversitedeki çocuğunun harçlığını düşlerken; veli nimeti olan müşterileri bekleyen esnaf. 
Akşamı bekleyen gariban çoban. Binanın onbeşinci katında, cephedeki iskelede sıva yaparken; çocuklarının rızkını düşleyen temiz,onurlu ve yiğit insan,  

Rahminde yaratılanların en güzel numunesini taşıyan ve dokuzuncu ayın sonunu sabır ve metanetle bekleyen annelerimiz, eşlerimiz ve bacılarımız...

Ömrünün sonunu bekler gibi bir fakültenin bitmesini bekleyem Üniversite öğrencisi. Vize,final ve bütünlemelerin kabusa dönüştüğü bir ortamda; yaz tatilini bekleyen Üniversiteli,
Dersin kabusa dönüştüğü bir anda,zilin çalmasını hasretle bekleyen Liseli,
Doğum gününü dört gözle ve heyecanla bekleyenler,

Yolculuğun kabusa dönüştüğü anda, menzili hasretle düşleyen yolcu, takımının şampiyon olmasını bekleyen taraftar. 
Yoğun bakımdaki hastasını bekleyenler, Kıt kanaatla geçinip, bir ev ve bir araba sahibi olmayı düşleyenler...

Korona günlerinde; kafeteryacının, lokanta sahibinin, kuaförün, yermi yaş altı ve 65 yaş üstü insanımızın hasretle yasağın kalkmasını, Çarşı ve pazarlarda özgürce dolaşacağı günleri beklemektir.

Evet, daha neleeer neler.
Görüldüğü gibi; geleceğe olan iştiyak ve özlem, insan ömrünün her aşamasında, insan çalışmasının her versiyonunda; son derece gerdirilip bırakılan ok gibi, namludan çıkan mermi gibi, ateşlenen füze gibi hızlı bir şekilde hep ileriye doğru yol almaktadır. 

Unutmayalım ki; beklentisi olmayanın hayatla bağları kopmuş demektir. Ağacın kökleri ve toprağın altındaki karmaşık damarları nasılki kocaman ağacı sapasağlam toprağa bağlayıp ağacı ayakta tutuyorsa; insanın umut ve beklentileri de ayni şekilde insanı hayata bağlar. 
Beklemektir, bizi hayata bağlayanlar.Umudu, heyecanı ve beklentisi olmayanın hayattaki enerjisi de bitmiştir, tükenmiştir.

Beklemek ve beklemek duygusu; insanın bedenine ve ruhuna işlemiş bir kodlama, bir vahiy ve bir existan hakikat adeta.

YORUMLAR

  • 2 Yorum