Reklam
Reklam
Din Üzerine Bir Tahlil
Sadık Kurt

Sadık Kurt

Din Üzerine Bir Tahlil

05 Ağustos 2020 - 22:17

“Dinin özünde herhangi bir bozulma yok. En azında İslam dini için ben böyle inanıyorum.”

“Öz” sözcüğünü biraz açmakta fayda vardır. Öz; kuvve halinde olan, ideal olan, henüz realize edilmemiş hakikattır. Örneğin Cavid-19 a yakalanan bir hastaya doktor, belli bir reçete ve tedavi yöntemi vermesi bir öz ve ideal hakikattır. Hasta, doktorun verdiği tedavi yöntemini uygulamayıp hastalığının daha kötüye gitmesi, doktorun verdiği tedavi yönteminin yanlışlığını göstermez. Hastalığının ilerlemesi reçetenin kabahati değil, hastanın tedavi yöntemini uygulamayıp, kafasına göre haraket etmesinin bir neticesidir. 

Dini uygulamalarda da, insanlar dini kendi çıkarları, kendi heva ve hevesleri doğrultusunda yorumluyorlar. Ayrıca evrensel insan hakları olarak bildiğimiz değerler de kadim dinlerin birer kalıntıları olduğunu unutmayalım.

Ayrıca burada esas konu; insanların bir dine duyma ihtiyacının belirmesidir. Yazıda da ifade ettiğim gibi din, bilinmezliklerin bir neticesi olarak ortaya çıkmaktadır. Yanı din, keyfi ve lüks bir durum değil, bir ihtiyaçtır. İnsanlar herhangi bir dine inanarak, bu ihtiyaçlarını gidermiş oluyorlar. Burada yüzde yüz bir mantık ve akıl aramak da doğru değildir.

Dini inanışları birer sosyolojik olgu olarak ele alıyorum. İşin sosyolojik boyutu böyle bir vakıa. Sosyoloji bunu doğruluyor.

Din salt geri kalmış toplumlarda değil; bilim ve teknolojik olarak son derece gelişmiş durumda olan Amerika, Almanya, İngiltere, Fransa ve Japonya’da da vardır. Bu ülkelerde de insanların kahir ekseriyeti bir dine inanıyor. Bunun yanında geri kalmış ülkeler de herhangi bir dine inanmaktadır. 

Doğru olan, herkes bildiği ve inandığı dini doğruları çevresindeki insanlara anlatır, ateist de dinsizliğini. Artık tercih insanın. İster inanır dindar olur, isterse inkar edip dinsiz olur. Öff u köff etmenin bir manası yok. Peygamber dahi olsa, insanların inanç dünyasını değiştirmek öyle kolay değildir. Hidayet Allah’tandır.

Tekrar ediyorum; olaya bir sosyolojik olgu ve bir sosyolojik vakıa olarak bakalım.

YORUMLAR

  • 0 Yorum