Reklam
Oruç Çarpar mı ? (Ramazan Sohbeti-6)
Sadık Kurt

Sadık Kurt

Oruç Çarpar mı ? (Ramazan Sohbeti-6)

06 Mayıs 2020 - 18:32

Seyda kardeşim, özellikle Ramazan ayında halk arasında yaygın bir söz vardır. “Oruç çarpması” diye. Gerçekten böyle bir şey var mı, yoksa insanların kötü davranışlarına uydurdukları bir savunma mekanizması mı? Bu konuda bizleri aydınlatırsanız çok iyi olur.

Seyda;
Öncelikle bu güzel soru için çok teşekkür ediyorum. Bir kere oruçta ve tüm ibadetlerde böyle bir şey yoktur. Malum, oruç çarpmasından bahsedenlerin içinde bulundukları durum, tamamen bir davranış bozukluğu durumudur. Bu, bir cinnet halidir. Haşa bu, orucun bir yansıması falan değildir.Bu, insandaki kötü hasletlerin iyiliklere galebe gelmesidir. İnsanın kendini sufli,esfeli safilindeki şeytanlarına tam bir teslimiyetidir. Bu halet-i ruhiyede bulunan kişinin orucu, maalesef o kişiyi tutamamıştır.

Halbuki oruç; illet yönüyle Allah’ın bir emri, hikmet yönüyle de fert ve toplumun İyilikler merkezinde dönüşüme uğramasını sağlayan önemli bir ibadettir.

Dört büyük ilahi dinde, şintoizmde, Budizm’de ve Hinduizm’de; insanın açlıkla  yanı oruçla teskin ve terbiye edilmesi  önemli ritüellerdendir. İnsan açlıkla kendine, deruni merkezine, kendi iç dünyasına, cevherine ve özüne dönmektedir. Tabi bu açlık durumunun dozunda olması gerekir. Bu doz aşılırsa, o zaman insan baygınlık geçirip komaya girer.Bu sefer bu durumda olan kişiyi kendine getirebilmek için, onu acile kaldırıp yoğun bakım altında tutmak gerekecektir. Ne oldu ?? Had ve doz aşımı nedeniyle, insan dengesini kaybedip kendinden geçmiştir. Allah, bu duruma düşecek olanların oruç tutmamalarını emrediyor. Oruç tutamayanlarla ilgili önümüzdeki sohbetlerde açıklama yapacağız inşaAllah.

Dedim; 
Ramazan’ın ilk günü.Saat 09.30 falan. Arabayı otomatik yıkamadan geçiriyorum. Ben de arabanın içindeyim. Arkamdaki sürücü arabasının farlarını habire yakıp söndürüyor. Arabamda ciddi bir sıkıntı var endişesiyle yıkama bittikten sonra arabadan indim, arkamdaki arabaya doğru giderken, adam başını arabadan çıkarıp; 
“ Ma orıçtır haa, acele edelim.” dedi. Kendi kendime; halla halla.Ramazanın ilk günü ve ilk saatleri.Bu gerilim neyin nesi. Hanı ramazan sabır ve hoşgörü ayı idi. Biz toplumda buna benzer bir çok olaya sık sık şahit oluyoruz.Neden böyle oluyor Seydayımın???

Seyda;
Sadık kardeşim; dini inancımız,mezhebimiz,ideolojimiz,siyasi partimiz adeta; adımız, annemiz, babamız, memleketimiz, konuştuğumuz dil, giyim şeklimiz ve hazır olarak toplumdan aldığımız her türlü maddi ve manevi kültürel unsurlar gibi bütün bunları gayri ihtiyari olarak toplumdan hazır alıyoruz. Oruçla birlikte oruç çarpmasını da toplum sosyolojisinden alıyoruz. Bu mantalitede; biz Almanya’da doğsaydık hristiyan, hindistanda doğsaydık hinduist, Tayland’a doğsaydık budist vs. olurduk.Yanı içinde doğup büyüdüğümüz toplumun dini ne ise, bizim dinimiz de otomatikman o din olacaktı. Niye??? Çünkü toplum gibi yaşamak mecburiyetindesiniz.
Burada belli bir araştırma sonucunda akli selim, hulki Selim,vicdani hür ve irfani hürle elde edilmiş bir din ve iman yoktur. Tamamen taklidi bir iman ve taklidi ritüeller manzumesi vardır.

Taklidi iman ve taklidi ritüelle ilgili bir olayı anlatıp sohbete son vereceğim. Efendim Urfalılar anlatır; Temmuz bir yaz günü ramazanında, iki Urfalı genç; saat 13.00-14.00 sularında balıklıgölde ağaçların altında serinlenirken, o sırada iki turist ellerinde meyve suyu içerken yanlarından geçer. Bunları gören Urfalı gençler; “la diniyizin kiymetini bilin ha. Halımızı görisiz.” demişler.

Neden, gençler neden böyle bir açıklamada bulunuyorlar??? Çünkü gençlerin müslümanlığı, orucu ve bütün ritüelleri tahkiki değil, birer taklididir. Yanı biz bu toplumda olduğumuz için, bu dinin gereğini yapmak zorundayız. Başkaları da, yanı turistler de başka toplumun mensubu olduklarından, o toplumun dinini yaşamak zorundalar.

Hepinize hayırlı iftarlar diliyorum.

YORUMLAR

  • 2 Yorum