Reklam
Reklam
Ramazan Sohbeti-10
Sadık Kurt

Sadık Kurt

Ramazan Sohbeti-10

22 Mayıs 2020 - 19:00

Bu yapacağımız sohbet, onuncu sohbetimiz olacak. Doğrusu bu kadar sık sohbet imkanımızın olacağını tahmin etmiyordum. Rabbim hayırlara vesile kılsın inşaAllah.

Önce güzel bir çay faslı yaptık. Daha sonra sohbetimize devam ettik. Geçen sohbetimizde ateist Hayrettinin; 
“Bu Allah’ınız da her şeyı bana yapın.Namazı, haccı, zekatı, orucu, kurbanı vs. tüm ibadetlerinizi bana/ benim için yapın diyor. Cömert olan ilah bu kadar bencil olur mu??” 
   Şeklindeki sorusunu yanıtlamıştık.

Seyda kardeşim;
Üniversite yıllarında bir Malatyalı amca ile oruç hakkında sohbet ederken, Malatyalı amca oruç tutmayanlarla ilgili;
“İmkanım olsaydı, elime bir kaleşnikof alıp, çarşı pazarda açıktan oruç yiyenlerin hepsini tarardım.” demişti.

Seydayımın bu nasıl bir tavır. Lise ve Üniversite yıllarında, Malatyalı amca kadar olmasa da, ben de oruç tutmayanlar hakkında hiç iyimser düşünmüyordum. Hatta zaman zaman bu konuda insanlarla hareretli tartışmalarım olmuştu. Tabi bu şekilde düşünenler çoktu. Üniversitelerde muhafazakar gençlikle oruç tutmayanlar arasında sık sık kavgalar oluyordu. 

Yanı oruç tutmayanlara karşı şiddet uygulamak dinimizde var mı ?? Böyle bir tavır caiz mi?? Bu konuda sizin fikriniz nedir ?? bizlere ne tavsiye edersiniz.

Seyda;
Bir kere şunun altını çizerek ifade ediyorum; 
“Oruç tutmayanlarla kavga etmek, onlara hor ve hakir düşürücü açıklamalarda bulunmak, onlara sözlü ve fiili şiddette bulunmak kesinlikle gayri insani ve gayri İslamidir.”
   
İnsanlar seferi olabilir, hasta olabilir, takatsız olabilir  hatta inanmayabilir. Bütün bunlardan dolayı oruç tutmayanların olması son derece normaldır. Şimdi bu saydığım gerekçelerin hiçbirini dikkate almayıp, kalkıp oruç tutmayanlara şiddet uygulamak, tam bir barbarlıktır.

Rabbimiz “La ikrahe fi-ddin.” diyor. Yanı finde zorlama yoktur. Din bir gönül ve aşk işidir. Bunu bir aşiret davasına, kabile tarafgirliğine, mahalle baskısına dönüştürmek; hiç mi hiç nezih değildir. Siz bu tip uygulamalarla, kendi elinizle münafık üretmiş olursunuz. Öyle ya; şiddetli bir baskı varsa, bu baskıya mükavemet etmek de mümkün değilse, o zaman insanlar inaniyor gibi görünürerek toplumda hayat sürdürürler. Böylece her şey birbirine karışmış olacak. İnsanlar oldukları gibi değil, çevrenin istediği gibi, maske takarak gezerler. İnsanların maske ile gezmek zorunda kaldığı toplumlarda sağlıklı beşeri ilişkilerden bahsetmek son derece zordur. Bu zorluğu inşa eden, bizim gayri insani tavrımız ve yaklaşımımızdır. Halbuki böyle bir baskı olmazsa, insanlar oldukları gibi görünürler. İnsanlar baskısız bir toplumda maske takmak zorunda kalmazlar. Herkes olduğu gibi görünür. İnsanların olduğu gibi göründüğü toplamlar hazımlı toplumlardır. Bu toplumlarda sosyo-siyasal, sosyo-psikolojik karın ağrıları, mide sancıları görülmez. Baskısız ve maskesiz toplumlar barış ve huzur toplumlardır. İslam barış dinidir. Böyle bir toplumu inşa etmek müslümanların birinci görevi olmalıdır.

Değerli Sadık kardeşim; Yeter artık, vallahi yeter artık. Birbirimizle kavga etmeyi bırakmalıyız. Özellikle son yüzyıl içinde epey birbirimizle kavga edip, birbirimizi boğazladık. Cezayir’de, Mısır’da, Tunus’ta, Yemende, Filistin’de,Suriye’de, Irak’ta, İranda, Türkiye’de. Maalesef hep kan kaybediyoruz. Bir türlü insanca bir arada yaşama formülünü hayata geçiremiyoruz. İslam barış dinidir. İslamın temel prensipleri doğrultusunda toplum idare edilirse,sorunlarımızın büyük bir kısmını hallederiz inşaAllah.

Dedim;
Seyda kardeş, güzel anlatıyorsunuz da, hangi İslam. Ortada yüzlerce islam modeli var. Hepsi de kendini fırka-i naciye olarak görüyor. 

Seyda;
Tek bir model vardır. O da; “ Kur’an merkezli” olan İslam modelidir. Bunun dışında bir de, Kur’ana aykırı olmayan Sünnet-i seniyye ve ulema içtihatlarıdır.

Dedim;
Allah razı olsun Seydayımın. Gerçekten güzel bir sohbet oldu.

YORUMLAR

  • 0 Yorum