Reklam
Reklam
Ramazan Sohbeti 2
Sadık Kurt

Sadık Kurt

Ramazan Sohbeti 2

27 Nisan 2020 - 17:00

Malum olduğu üzre, korona salgını nedeniyle sokağa çıkma yasağı uygulanmaktadır.Bu nedenle biz de, Seyda kardeşimizle dün iftardan sonra Whattsap  üzerinden canlı bağlantı yoluyla bir sohbet gerçekleştirdik.

Ne de olsa sosyal izolasyon ve Covid-19 algoritması, sosyal medya ve sanal ortam için değil, gerçek sosyal ortamlar için geçerlidir.

Seydaya;
Orucun Kur’andaki hükmünü ayeti kerime ile açıklar mısınız diye sordum.

Seyda;
Rabbimiz bakara suresi 184. ayette şöyle buyurmaktadır; 

“Oruç sayılı ve belli günlerde tutulur. Ancak bu günlerde hasta olup veya yolculuğa çıkıp da oruç tutamayanlarınız, tutamadığı oruçları diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlara ise, tutamadıkları her gün için bir fakiri bir gün doyuracak kadar fidye gerekir. Kim de, gönlünden koparak birden fazla fakiri doyurur veya fidye miktarını artırırsa, kendisi için daha hayırlı olur. Ama her şeye rağmen oruç tutmanız, bir bilseniz, sizin için elbette daha hayırlıdır.”

Seydaya;
Kekımın, yukarıda mealini verdiğin, bakara suresi 184. ayeti kerime üzerinde, daha sonra inşaAllah geniş geniş konuşuruz. Öncelikle şunu merak ediyorum. Geçen sohbetimizde de siz açıklamıştınız. Peygamberimiz (sav) hayatında sadece ve sadece üç gece teravihi cemaatle kılmıştır. Dördüncü gece halkın yoğun katılımı nedeniyle, peygamberimiz; müslümanlar ilerde teravihi farz derecesinde görürler endişesiyle cemaatle teravih namazını kılmayı terketmiştir.

Fakat topluma bakıyoruz, halkın teravihe bakışı bu kadar sade ve rahat değildir. Peygamberimizin kocaman ömründe sadece üç gün cemaatle kıldığı ve bir sünnet namaz olan teravih namazı, nerde ise farz derecesine çıkartılmıştır. Teravih adeta oruçla bütünleştirilmiştir. Yanı halk; Ramazan deyince beraberinde teravihi de hatırlamaktadır. Teravihsiz bir Ramazan nerde hiç düşünülemez bir hal almıştır.

Mahallelerde, hatta bir çok köyde beş vakit namaz kılmayanlar bile, Ramazanda teravih namazını kıldığını biliyoruz. Bu konudaki fikriniz nedir, ne dersiniz,bütün bunlar uygun mudur, caiz midir??

Seyda;
Allah razı olsun Sadık kardeşim. Yalnız bu sohbetin moderatörlüğü sendedir diye, bizi fazla sıkıştırma, bizi fazla zor durumda bırakma. İkide bir şu caiz mi bu caiz mi şeklinde bana soru yöneltiyorsun. Bir kere ben fetva mercii değilim. Bu haddimize de değil. Ancak biz burada sohbet ediyoruz.Ve bu sohbetimiz bir fikhi sohbet değildir. Sohbetlerimiz daha çok sosyolojik, psikolojik, felsefik, din sosyolojisi, din psikolojisi ekseninde devam etmektedir.

Dedim;
Estağfirullah Soydayımın. Buyurun mikrofon sizde.

Seyda;
Teravih konusuna gelince, Şimdi fert olsun, toplum olsun; yapmış olduğu her davranışın arkasında bir ihtiyaç vardır. Fert teravihi çok önemsiyor, toplum teravihi önemsiyor. Neden?? Çünkü manevi açıdan fert ve toplumu tatmin ediyor, ona manevi gıda sağlayıp onu huzurlu kılıyor. Burada teravih; fert ve toplum için artık birer psikolojik ve sosyolojik gıda halini almıştır. Yanı belli bir noktadan sonra teravih artık toplumun birer gelenek ve ananesi haline gelmiştir. Teravihlerle Ramazan ayında camiler adeta cemaat patlaması yaşamaktadır. Diğer zamanlarda para dağıtsanız dahi, bu heyecan ve bu coşkuda tüm memleket sathındaki camilerde insanları bir araya getirmeniz mümkün değildir. Bu kötü bir şey değildir. Bu iyi bir davranıştır. İnsanlar bir araya geliyorlar. Hal hatır soruyorlar, bir kaynaşma ve bir pozitif sosyal hareketlilik yaşaniyor. Bunu pozitif yönde değerlendirmek lazım. Bu, çok güzel bir fırsat ayni zamanda. Üstelik zorlama yok. İsteyen teravih namazını kılar, isteyen kılmaz. Haa, şunu kabul etmiyorum. Teravih kılmayanları tekfir etmek, onlara baskı uygulamak, onları ötekileştirmek hiç doğru değildir. Kesinlikle bu tip huzur bozucu davranışlardan uzak duralım. Dinde tebliğ ve nasihat vardır ancak, baskı ve zorlama yoktur. Ki zaten dini inanış ve ibadet; bir gönül ve bir iman işidir.

Bu arada ekranda Seydaya getirilen çayın uzun süre masada bekletildiğini gördüm.Seydaya; 
değerli kardeşim çayınız soğudu.Bu arada bi çay molası verelim.Daha sonra devam ederiz dedim.

Seyda;  
Tamam kekımın.Gelecek sohbette görüşmek üzere Allah’a emanet olun.

YORUMLAR

  • 0 Yorum