Reklam
Reklam
Ramazan Sohbeti-4
Sadık Kurt

Sadık Kurt

Ramazan Sohbeti-4

30 Nisan 2020 - 13:13

Dün akşam saat 21.00 de Seyda ile bir araya geldik. Kaçak (ithal) ve tekel(yerel) çay olmak üzere  iki demlik çay demledik. Kaçak çay Seydanın, tekel çay da benim. Seydanın çayını oldukça demli yaptım. Çünkü Seydanın kaçak ve demli çayla arası oldukça iyi.

Çayları ben doldurdum. Birinci çaylarımızı içtik. İkinci çayları da doldururken;
Buyurun kekımın, sohbete başlayabiliriz dedim.

Seyda;
Allah razı olsun. Çay için  de çok teşekkür ederim. Oruçla ilgili olan bakara suresi 184. ayeti hatırlamakta fayda vardır.

Bismillahirrahmanirrahim.
“Oruç sayılı ve belli günlerde tutulur. Ancak bu günlerde hasta olup veya yolculuğa çıkıp da oruç tutamayanlarınız, tutamadığı oruçları diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlara ise, tutamadıkları her gün için bir fakiri bir gün doyuracak kadar fidye gerekir. Kim de, gönlünden koparak birden fazla fakiri doyurur veya fidye miktarını artırırsa, kendisi için daha hayırlı olur. Ama her şeye rağmen oruç tutmanız, bir bilseniz, sizin için elbette daha hayırlıdır.”

Burada görüldüğü gibi; “oruç sayılı ve belli günlerde tutulur.” diyor.

Belli olan, kameri aylardan Ramazan ayıdır. Peygamberimiz (sav); “hilali gördüğünüzde oruç tutun, müteakip ayın hilalini gördüğünüzde de bayram ediniz.” diyor.

Tabi bu hadis 1400 yıl önce söylenmiştir. Konunun anlaşılması için, o zamanın şartlarında peygamberimiz bu kadar net ve sade bir şekilde anlatmıştır. Günümüzde astronomi bilimi iyi gelişmiştir. Hangi kameri ayın ne zaman başlayacağını, ne zaman biteceğini yıllar önceden tespit etmek mümkündür. Şimdi ahval ve şerait bu kadar net iken, sadece ve sadece hadis böyle diyor diye; illa hadisin dediğini yapalım ısrar ve endişesiyle dağa bayıra düşüp, hilal gözetlemek son derece komik olur.

Uzay bilimi, 1400 yıl öncesine göre son derece gelişmiş durumda. On yıl sonra ayın gölgesinin hangi tarihlerde, hangi saat ve dakikalarda, dünyanın hangi bölgelerinden geçeceği; çok net bir şekilde hesaplanabilmektedir. Yine on yıl sonra dünya gölgesinin hangi tarihlerde ve hangi saatlerde ayın yüzeyine düşeceği,bu durumun dünyanın  hangi bölgelerinde görülebileceği çok net bir şekilde hesaplanabilmektedir.
Güneş tutulması;
Ayın gölgesinin dünyanın yüzeyine düşmesi olayıdır.
Ay tutulması;
Dünya gölgesinin ayın yüzeyine düşmesi olayıdır.

Şimdi durum bu derece apaçık ortada iken, kalkıp ramazanın başlangıç ve bitişini tartışma konusu yapmak doğru değildir. Bu tip tartışmalar; adeta ipe un sermek, boşa kürek çekmek ve boşluğu yumruklamak kadar boş ve bettal işlerdir.

Sayılı ve belli günler; ay belli,günler de bir kameri ay süresidir ki bu, otus gündür. Malum kameri aylar her yıl on gün erkene, beriye alınmak suretiyle dönüşümünü sürdürür. Ramazan ayı yaklaşık 30 yılda bir, dört mevsime de uğrayarak, manevi iklimini yılın tamamına yaymaktadır.

Biri kalkıp deseki; Ramazan ayı bu yıl temmuza denk geldi. Temmuz günleri çok sıcak ve hem de uzun günlerdir. Ben Temmuzda değil de,aralıkta veya şubatta tutmak istiyorum dese; orucu kabul olmaz. “Eyyamen me’dudat”  esprisi buradadır.” Ramazan hangi mevsimde ve hangi ayda ise, orucu o zaman tutmak gerekir.

Seydaya;
Kekımın çayın soğumasın. Çayını de iç ki, çayını tazeleyeyim. Çok güzel bilgiler verdiniz. Allah razı olsun.

Bir de şu merak ediliyor. Zaman zaman tartışma konusu da oluyor. Fecr-i kazib ve fecr-i sadık. Bunlar nedir?? Bu konuda bizleri aydınlatsanız çok iyi olur.

Seyda;
Memnuniyetle kekımın. Yalnız biraz uzun oldu. Senin soruna gelecek sohbetimizde cevap versek daha sağlıklı olur. Biz de rahat rahat çaylarımızı içelim.

Dedim;
Eyvallah kekımın,eyvallah.

YORUMLAR

  • 0 Yorum