Reklam
Reklam
Seyyid Mele Muhammed Ali El Hüseyni (KS)
Sadık Kurt

Sadık Kurt

Seyyid Mele Muhammed Ali El Hüseyni (KS)

05 Ağustos 2021 - 13:25

     Yıldız meydanından haşimiyeye doğru kalabalıklar arasında yürüyordum. Aşağı çarşıya vardığımda tarihi gümrük hana girdim. Her zaman tercihim olan, hanın güney batısındaki masaya yöneldim. Masada tanımadığım biri oturuyordu. Selam verdim ve oturdum. Adamla merhabalaştık, karşılıklı olarak bayramlaştık. İki tane çay söyledim.

-Adam; çay içmek istemiyorum, gerek yok falan dedi.

-Dedim; yok, olmaz. Birlikte çay içelim, sohbet edelim.

  Kendimi tanıttım. Adam da kendini tanıttı. Adı Abuzer olduğunu, Urfa ceza evinde aşçı olarak emekli olduğunu söyledi. Ayrıca çok meşhur bir aşçı olduğunu beni ikna etmek istercesine ısrarla anlattı. Büyük hünerlerinden dolayı kendisini tebrik ettim, başarılar diledim. Çaylarımızı içiyorduk, sohbet devam ediyordu.

     Derken; siyah şalvarlı, beyaz yakasız gömlekli, gömleğini de şalvarının üzerine sarkıtmış, başında yeşil kölahlı, sakallı, sevimli bir adam birden esselamu aleyküm dedi ve masaya oturdu. Oturur oturmaz, cebinden beş altı muhtelif tesbihi, tütün tabağını, çakmağını, öte berisini masanın üzerine bıraktı. Yanımda oturan yeni gelen arkadaşa çok özel bir ilgi ve alaka göstedi. Yanımdakinin bu özel ilgisi, yeni gelenin tanıdıkları nezdinde, çok istisna-i bir mevkide algılandığını tahmin ettim.

-Hoş geldiniz dedim.

-Hoş bulduk, dedi.

  Yeşil kölahlı arkadaşla tokalaştık. Tokalaşma esnasında çok farklı bir havada selat ve selam getirerek hasbi halımıza  giriş yaptık. Nerde ise tanışmamız tam bir dini merasim havasında gerçekleşti. Bundan sonra sohbet atmosferinin daha değişik bir havada geçmesi gerektiğine kanat getirdim ve ona göre vaziyet aldım.

   Yeni gelen arkadaşa önce ben kendimi tanıttım.

-Yeni gelen arkadaş;

    Adım, Seyyid Mele Muhammed Ali El Hüseyni. Bizim soyumuz Hz. Hüseyine ve oradan da Hz.Muhammed (s.a.v) e dayanıyor. Yanı biz seyidiz dedi.

-Dedim maşallah. Allah hepimizi korusun. Kürt müsünüz dedim.

-Seyyid Mele Muhammed Ali El Hüseyni;

Yok, ben Arabım. Kürtlerden ve Türklerden Seyyid çıkmaz, evliyalar çıkar dedi. Çünkü seyyidlik; bir neseb, bir nekeb ve soy işidir. Hz. Muhammed ve torunu Hz. Hüseyin de Arap olduklarına göre, Arapların dışındaki etnik unsurlardan seyyid çıkması mümkün değil.

Dedim;

Evet, Kekı Seyyid Mele Muhammed Ali El Hüseyni. Seyyid olamasak da evliya olabiliyoruz. Buna da şükür. Ehli iman, Seyyidler, Evliyalar, enbiyalar, sıddıklar, şehitler ve Salihler; hepsi hak yolun yolcularıdır.

Seyyid Muhammed;

Amenna. Onda şüphemiz yoktur. Yalnız, ehli iman ve Salih amel sahibi olmayanlar, Seyyid olamazlar. Bizim temel kriterimiz iman, amel, takva ve artı seyyidlik.

Dedim;

Yanı seyyid olmak, Peygamberin soyundan geliyor olmak, tek başına bir anlam ifade etmiyor. Mutlaka ve mutlaka iman, Salih amel ve takva olmalıdır. Çünkü Rabbimiz (cc)  u;’’üstünlük ancak ve ancak takva iledir’’  diyor.

    Sohbet devam ediyordu, çaylarımızı da içiyorduk. Sohbet devam ederken zaman zaman genç, orta yaşlı ve hatta yaşlılardan vatandaşlar; Seyyid Muhammede tazimle selam verip geçiyorlardı. Bazıları el öpmeye kalkışiyor, elini öpemeyince; elleri Seyyid Muhammedin eline değdiği için, hemen kendi ellerini öpüyorlardı. Herkes Seyyid Muhammede ‘’cıddo’’ diye hitap ediyordu.

    Seyyid Mele Muhammed Ali El Hüseyni; Nekeb-ül Eşref(secere uzmanı) ve tarihçi olduğunu söyledi. Herhangi bir üniversite mezunu olmadığını, secere uzmanlığı ve tarihçiliği özel gayretiyle elde ettiğini çok samimice açıkladı. Mevcut okullarda okutulan tarihin, kökten yalan olduğunu, gerçek tarihin gizlendiğini söylüyordu. Bildiklerini kesin bir ilm-i yakin ile, tartışmaya ve muhalefete açık kapı bırakmayacak şekilde, kesin bir dil ile düşüncelerini ifade ettiğinden, çok fazla yoruma girmek istemedim.

      Ramazandan tam bir hafta önce. Seyda ile gümrük handa bir sohbetimiz olmuştu. O zaman Seyda celallenip tekbir getirerek, handa büyük bir korku ve paniğe neden olmuştu. Ramazandan hemen sonra, bayramın üçüncü günü, ikindiye doğru  Seyyid Muhammed El Hüseyni ile gerçekleştirdiğimiz bu sohbet çok sakin geçti.

  Ayrılmak için müsaade isterken, Seyyid Mele Muhammed bana;

      Sadık kardeş, burada çektiğimiz fotoğraflarımızı sosyal medyada, yerel basında yayınlamamanı rica ediyorum dedi.

Dedim;

    Zaten senden izin almadan burada çektiğimiz fotoğrafları ve sohbeti yayınlamam mümkün değildir. Bu benim temel ilkelerimdendir. Yalnız merak ettiğim bir şey var; Israrla, özellikle vurgulayarak bunu bana açıklama ihtiyacını neden duydun??

   Seyyid Muhammed;

   Yaptığım araştırmalarıma göre; resimlerimi, ismimi, şanımı ve şöhretimi kullanarak şeyhlik yapan tam dokus kişi vardır. Tabi bunların şeyhlik yapmaları bizi olumsuz bir şekilde etkiliyor. Düşün, yüz mürid var. Bunlar on kişi arasında bölününce ortada ne kalacak. Bu, ciddi anlamda bir bölücüktür. Halbuki birlik olmak lazım. Birlikte dirlik, bolluk ve bereket vardır.

Dedim;

     Anladım. Şunu açık yüreklilikle sana söyleyeyim; Hiç kimsenin postunda, tacında ve hırkasında gözüm yoktur. Onun bunun hırkasıyla şeyhlik ve mürşitlik yapanlar, büyük sahtekardırlar, münafıktırlar. Böyle bir duruma düşmekten Allaha sığınırım. Önce biz kendimiz olmalıyız. Önce özümüze yolculuk yapıp, kendimizle tanışmalıyız. Ne olduğumuzu iyice bilmeliyiz. Daha sonra dış dünyalara, başka insanlara açılmalıyız. Kendisi olan, kendisi pişen; sözü tatlı ve tesirli olur, başkalarına güzel yemekler verir, yemekleri lezzetli olur.

   Seyyid Mele Muhammed Ali (ks)

    Sadık kardeşim; Senin ismimi, postumu, tacımı ve hırkamı kullanmayacağına ayn-el yakin, ilm-el  yakin ve hakkel yakin kriterlerince inandım. Açıklamaların beni tatmin etti. Yalnız senin bu pozisyonun, benim halet-i ruhiyemi etkilediği kadar, o dokus sahte şeyh bu kadar beni etkilemedi. Allaha emanet ol, işin rast gelsin, yanız benim aleyhime konuşmamanı dilerim dedi.

Dedim;

      Değerli kardeşim; Benim her zaman senin doğrularının yanında ve yanlışlarının da karşısında olacağımı belirtmek isterim. Ayni duruşu, senin de bana karşı göstermeni dilerim. Çünkü gerçek mü’minler birbirlerine her zaman hakkı ve sabrı tavsiye ederler.

Seyyid Mele Muhammed Ali El Hüseyni (ks);

Amenna Sadık kardeş, amenna. İnşaallah dedi…

YORUMLAR

  • 0 Yorum