Reklam
Balıklıgöl Kutsal mı?
Salih Birinci

Salih Birinci

Balıklıgöl Kutsal mı?

25 Aralık 2019 - 21:56

Helenistik Çağ'da Yunanlıların (Makedonların) Balıklıgöl'deki su'ya
ve içindeki balıklar'a özel bir ehemmiyet verdiklerini ve kutsal saydıklarını hatta bu mekanâ, 
 "Su tapınağı" adını verdiklerini tarihi kaynaklardan biliyoruz. Eğer yunanlılar bu mekana ehemmiyet verip Tapınak olarak isimlendirdilerse, O halde Dinimize göre burayı özel kılan, kutsal kılan temel faktör nedir ? 

Balıklıgöl'deki Kutsallık konusunu Su ve Balıklar üzerinden değil, Hz.ibrahim ( a.s )'ın Ateşe atıldığı sırada Cenabı Allahın ayetinin burada tecelli etmesi üzerinden değerlendireceğim. 

Bir şey'in veyahut bir mekân'ın Kutsiyet kazanmasının gerekçelerini bahis konusu yapmadan evvel , "Kutsal" olgusunun çağrıştırdığı man'ayı bilmek lazım diye düşünüyorum. Kutsal olgusunun anlamını araştırdım ve yanlış-doğru bir çok man'a verilsede genel anlamda:  Kutsal, "Güçlü bir dinî saygı uyandıran şey.  Bozulmaması,dokunulmaması gereken, üstüne titrenilen değerler olarak izah ediliyor". Dinler tarihi uzmanı Prof.Dr. Ömer faruk harman'a göre: " Kutsal yer'i" Kutsalın tecelli ettiği mekan yani Vahyin tecelli ettiği mekan olarak izah eder. Vahye muhatap olan mekanın kutsiyet kazanmasına ilişkin fikrini'de Kur'anda Taha suresinin 12.ayetinde geçen Musa (a.s)'ın vahye muhatap olduğu esnada ayakkabılarını çıkardığı tuva vadisindeki sahneyi gösterir.

Musa ( a.s)'a ilk vahiy Sîna dağının Tuva vadisi denen yerinde gelir. ilk vahye muhattap olduğunda " Ayakkabılarını çıkar, çünkü sen Tuva adlı mukaddes vadidesin" Denir. Öyleyse bir dağın yamacındaki vadiyi, mekanı özel kılan şey nedir? İhtimaldır ki: O yer için kutsiyetin kaynağı ilahi kelâma muhatap oluşu , uluhiyetin tezâhür ve tecelli ettiği ile ilgili bir sebeble izah edilebilir. 

O halde: Bir yerin Kutsal sayılabilmesi için ilahi tecellliye veya kelâma muhatap olması lazımdır. İbrahim (a.s) Zalimler tarafından Ateşte yakılmak üzere verilen bir kararla cezalandırılmak istendi. Ateşe düştüğü ânda ilahi buyruğa kendisi değil ateş ve ateşin yandığı mekân muhatap oldu.. 

" Eğer kessin olarak ibrahim ( a.s) Balıklıgöl denen noktada ateşe atıldıysa o halde: 
" Balıklıgöl ve Çevresi Kutsaldır." Çünkü:  Bu mekân İlahî vahye muhatap olmuştur... 

GENELDE' DE  URFA HUSUSİ İLAHİ İLGÎYE MAZHAR BİR KENT

Dinler tarihine dönüp baktığımız zaman neredeyse her peygamberin yolu kudüsten geçmiştir. Kur'anda Kudüs ve çevresinin kutsal ve bereketli kılındığı muhakkaktır. Bu kutsallığın sebebi kudüs ve çevresinin uğrak yeri olan peygamberlerin bol bol ilahi vahye muhatap oluşundan da kaynaklanabilir. ' Bereketli kıldık' ifadesi mekke veyahut medine için bile geçmezken kudüs için geçmiştir. Bu anlamda Urfa'da peygamberler şehri olarak ifade edilir. Hangi peygamberin yolu bu belde'den geçmedi ki : 3 semavi dinin atası ibrahim (a.s)'dan tutun Lut (a.s) yakub (a.s) musa (a.s) Şuayb ( a.s) Eyyüp (a.s) Elyesâ (a.s) ve daha nice bilmediğimiz peygamber'in yolu bu şehirden geçti. Bu peygamberler burada yaşadı ve Bol bol ilahî vahye muhatap oldular.. Düşünsenize: Bu şehri özel kılan bir durum var. İsa (a.s)'ın bile bu kenti kutsadığına dair rivayetler var. Tarihte Devlet eliyle Hıristiyanlığın Resmi devlet dini olarak kabul edilmesi'de bu şehri daha gizemli ve hristiyan âlemi için de çok özel kılmıştır. Özelde balıklıgölden girdik ama şu hususu unutmamali ki: Kanaatimce Mezopotamya'nın bağrında doğan bu şehir Îlahi tecelliye ve özel bir lûtfa mazhardir.  Soğmatar ve Şuayb şehir denen yere sık sık giderim. Tek tek dağlarının o kupkuru ot bitmez ağac yeşermez  tepelerinden etrafı seyre dalarken gerçekten bu coğrafyanın " Özel Îlahi bir tecceliye" mazhar olduğunu hisseder ve bu duyguyu iliklerime kadar hissederim. Eskiler bile bu coğrafya'ya boşuna ' Bereketli hilâl '
Dememişlerdi. Makedonyalılar bile bu kent'i bir dünya cenneti'ne benzeterek ' Suları bol belde' anlamına gelen " Edessa kenti" ismini vermişlerdi. Neden olmasın ki: Bu şehir peygamber efendimizin Cennet ırmakları dediği fırat ile dicle ırmaklarının kalbinde yer alıyordu. 
Hristiyanlığın ilk çağlarında On binlerce rahibin tek tek dağları denen bu ( bugün kupkuru) dağlar da ne işi vardı ? Rahiplerin bu dağları Neden mesken edindiği beni hiçmi hiç şaşırtmıyor. Gerçekten çok gizemli... 

Hz. Musa'yı bile buraya çeken bir cazibe vardı. 
Eğer Hz.musa (a.s) gerçekten buralara (Soğmatar ve çevresi) gelip çobanlık yaptıysa o halde uzun zaman iç dünyasının derinliklerine dalıp burada Rabbiyle baş başa kalıp inziva fetresini tamamladı. Rabbini zikredip yüce büyüklüğünü tefekkür etti. Bu dağlar'da her taşı kendine şahit tuttu. Buralarda firavun'un karşısına çıkmadan önceki mânevi antremanı'nı tamamladı ve peygamberliğe hazırlatıldı... 

Konumuzun başında ifade ettiğimiz husus, Balıklıgöl ve çevresinin kutsal olup olmadığı ile ilgili bir durumdur.. 

Neticede şu hususu kessin ve samimi olarak ifade etmeliyim ki: 

Bir şehrin sakinleri eğer fısk-u fucura dalmışsa, ilahi hakikatlere yüz çevirip sefih bir hayat yaşıyorsa, Zengin fakiri eziyorsa,  Zulum, haset, tefecilik, cahillik, israf, talan ve fuhşiyat'ın âlâsı almış başını gidiyorsa,  O beldenin kutsal olması, Peygamberlerin uğrak yeri olması, vahiyle muhatap olması, Bereketli olması ne şanını yüceltir ne de kıymetini artırır..

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Mehmet Cengiz
    3 ay önce
    Tebrikler hocam sonucu güzel bağlamışsınız devamını dilerim s.lar