Reklam
Ekonomi: Sofradaki Ekmek, Evdeki Huzur, Geleceğe Dair Umut
Fatih Gürez

Fatih Gürez

Ekonomi: Sofradaki Ekmek, Evdeki Huzur, Geleceğe Dair Umut

13 Ocak 2026 - 20:55

Ekonomi denince çoğu zaman aklımıza rakamlar geliyor. Grafikler, tablolar, borsa, faiz, döviz… Oysa ekonomi, bir ailenin akşam sofrasına koyduğu ekmektir. Çocuğun okul harçlığıdır. Eve girerken hissedilen huzur ya da omuzlara çöken yorgunluktur. Kısacası ekonomi, hayatın ta kendisidir.

Bir ülkede ekonomi iyi gidiyorsa, bunu sokakta anlarsınız. Pazarda torbası dolu insanlardan, esnafın yüzündeki tebessümden, “yarın ne olacak” sorusunun daha az sorulmasından anlarsınız. Ama ekonomi bozulduğunda da yine ilk sokak hisseder. Tencere geç kaynamaya başlar, hesap kitap uzar, umutlar ertelenir.

Bugün pek çok evde ekonomi konuşuluyor. Çünkü ekonomi sadece cebimizi değil, psikolojimizi de etkiliyor. Evde huzur varsa, çoğu zaman bunun arkasında geçim kaygısının az olması vardır. Ama borçlar biriktiğinde, gelir gideri karşılamadığında, en sağlam ilişkiler bile yıpranır. Sessizlik artar, gerginlik büyür. Ekonomi, fark edilmeden evlerin içine kadar girer.

Bir baba sabah işe giderken “acaba bu ay nasıl dönecek?” diye düşünüyorsa, o sadece kendi yükünü taşımıyordur. O düşünce, evdeki herkesin omzuna biner. Bir anne pazarda fiyatları tek tek hesaplıyorsa, bu sadece tasarruf değildir; bu bir hayatta kalma mücadelesidir. Bir genç “okuyorum ama iş bulabilecek miyim?” diye soruyorsa, mesele sadece eğitim değil, gelecektir.

Ekonomi, gençler için umuttur. Umut yoksa, bavullar hazırlanır. Umut yoksa, hayaller küçülür. Umut yoksa, yetenekler körelir. Bugün en büyük kaybımız belki de budur: Umudunu erteleyen, hayalini askıya alan bir gençlik. Oysa güçlü ekonomi demek, gencin bu ülkede kalmak istemesi demektir.

Esnaf için ekonomi, kepengin huzurla açılıp huzurla kapanmasıdır. “Bugün siftah yaptım” demektir. Çiftçi için ekonomi, toprağının karşılığını alabilmektir. İşçi için ay sonunu getirebilmek, memur için maaşın daha ilk haftada erimemesidir. Emekli için ise torununa harçlık verebilme mutluluğudur.

Ekonomi adil değilse, toplum yorulur. Gelir dağılımı bozulursa, sosyal bağlar zayıflar. Bir yanda israf, diğer yanda yoksulluk varsa, bu sadece ekonomik değil, vicdani bir sorundur. Çünkü ekonomi, aynı zamanda ahlaktır. Paylaşmayı, üretmeyi, emeğe saygıyı içinde barındırır.

Bir ülkede üretim azalıp tüketim artıyorsa, dışa bağımlılık büyür. Kendi üretemeyen, kendi ayakları üzerinde duramaz. Tarım, sanayi, teknoloji; hepsi ekonominin bel kemiğidir. Ama asıl mesele, bu alanlarda insanı merkeze koyabilmektir. İnsan kazanmıyorsa, büyümenin kimseye faydası yoktur.

Ekonomik istikrar, sabahları daha umutlu uyanmak demektir. Plan yapabilmek demektir. “Çocuğumu hangi okula gönderirim?” sorusunu kaygıdan değil tercihten sormaktır. Tatili lüks değil, dinlenme olarak görebilmektir. Yarın için korkmadan bugün çalışabilmektir.

Unutmayalım: Ekonomi sadece bakanlıkların, raporların konusu değildir. Ekonomi; mutfaktır, sofradır, pazardır, okuldur, hastanedir. Ekonomi, insanın onuruyla yaşayıp yaşayamayacağıdır.

Ve en önemlisi ekonomi, geleceğe dair umuttur. Umut varsa sabır vardır, gayret vardır. Umut yoksa, hiçbir rakam anlam ifade etmez.

İşte bu yüzden ekonomi;
sofradaki ekmek, evdeki huzur, geleceğe dair umuttur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum