Reklam
Rejimler Bombayla Değil, Dengelerle Yıkılır
Mehmet Bilgin

Mehmet Bilgin

Rejimler Bombayla Değil, Dengelerle Yıkılır

04 Mart 2026 - 23:02

Tarih bize şunu söylüyor;

Hiçbir rejim yalnızca havadan atılan bombalarla devrilmedi.

Hava saldırıları orduları zayıflatabilir, altyapıyı tahrip edebilir, psikolojik üstünlük sağlayabilir. Ancak bir siyasi düzeni kökünden söküp atmak, gökyüzünden bırakılan mühimmatla mümkün olmadı. Rejimler çoğu zaman ya içeriden çözülür ya da kara gücüyle fiilen işgal edilerek dağıtılır.

2003’te Irak’ta Saddam Hüseyin rejimi hava bombardımanıyla değil, ABD öncülüğündeki kapsamlı bir kara işgaliyle devrildi. Haftalar süren yoğun bombardıman süreci, ancak yüz binlerce askerin sahaya inmesiyle siyasi sonuca dönüştü.

2011’de Libya’da Muammer Kaddafi iktidarı ise sadece NATO uçaklarının bombardımanıyla değil; o bombardımanın sağladığı askeri üstünlükle ilerleyen silahlı isyancı güçler tarafından yıkıldı. Hava gücü yolu açtı, fakat rejimi deviren sahadaki silahlı yapı oldu.

Her iki örneğin ardından ortaya çıkan tablo ise benzerdi:
Devlet çöktü. Güç boşluğu doğdu. İç savaşlar patlak verdi. On binlerce insan hayatını kaybetti.

Libya bugün hâlâ fiilen bölünmüş bir ülke görünümünde. Irak ise işgalin ve sonrasında yaşanan mezhepsel çatışmaların açtığı derin yaraları sarmaya çalışıyor. Rejimin devrilmesi istikrar getirmedi; tam tersine uzun süreli kırılganlık üretti.



İran Senaryosu: Varsayım ve Gerçeklik

Şimdi aynı tartışma İran için yapılıyor.

Farz edelim ki yalnızca hava saldırılarıyla bir rejim çöktü. Böyle bir durum tarihte ilk olurdu. Ancak şu soru daha kritik:

Bir rejimin çökmesi, yerine neyin geleceğini garanti eder mi?

Siyasi düzenler boşluk kabul etmez. Güç dengesi dağıldığında, ortaya genellikle organize, silahlı ve ideolojik olarak en hazırlıklı yapı çıkar. “Liberal demokrasi” dış müdahale ile inşa edilebilen bir sistem değildir; toplumsal zemin, kurumsal kültür ve iç dinamik gerektirir.

Aksi halde yaşanan şey devrim değil, dağılma olur.

İran gibi güçlü devlet geleneğine, karmaşık etnik yapıya ve bölgesel vekil ağlarına sahip bir ülkede ani bir rejim çöküşü; sadece başkentte değil, bölgenin tamamında sarsıntı yaratır. Enerji hatlarından Körfez güvenliğine, Irak ve Suriye dengelerinden küresel petrol piyasalarına kadar zincirleme etkiler doğurur.



Hava Gücü Yanılsaması

Modern savaş teknolojisi, “uzaktan çözüm” algısı yaratıyor. Yüksek hassasiyetli mühimmat, insansız hava araçları, siber operasyonlar… Hepsi askeri üstünlük sağlar. Ancak siyasi sonuç üretmek başka bir şeydir.

Bombalar binaları yıkar.
Fakat devlet dediğimiz şey beton değil; kurumlar, ağlar ve sadakat ilişkileridir.

Bir ülkenin hava savunmasını yok etmek ile o ülkenin siyasi sistemini dönüştürmek aynı şey değildir. Tarih bunun aksini defalarca gösterdi.



Yıkmak Kolay, Kurmak Zor

Rejim değişikliği söylemi çoğu zaman hızlı ve net bir çözüm gibi sunulur. Oysa geçmiş örnekler, devrilen her otoritenin yerini otomatik olarak daha özgür ve daha istikrarlı bir yapının almadığını kanıtladı.

Eğer İran bir gün yalnızca hava saldırılarıyla devrilen ilk rejim olarak tarihe geçerse bile, ortaya çıkacak tablonun liberal bir demokrasi olacağına dair hiçbir garanti yoktur.

Asıl soru şu olmalı :
Bir düzeni yıkmak mı zor, yoksa yıkılanın yerine sürdürülebilir bir sistem kurmak mı?

Tarih ikinci sorunun cevabını daha ağır yazıyor.

Mehmet Bilgin 
Gazeteci - Yazar
04.02.2026 - 22:00

YORUMLAR

  • 0 Yorum