Reklam
Araç Muayenesi, Kamu Geliri ve Sessiz Gerçek
Mehmet Emin KUŞ

Mehmet Emin KUŞ

Araç Muayenesi, Kamu Geliri ve Sessiz Gerçek

09 Şubat 2026 - 17:27

Türkiye’de araç muayenesi, çoğu sürücünün sadece “zorunlu bir masraf” olarak gördüğü ama arka planında ciddi bir kamu geliri düzeni barındıran alanlardan biridir. Oysa 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 35. maddesi dikkatle okunduğunda, araç muayenesinin yalnızca teknik bir denetim değil; aynı zamanda uzun vadeli ve yüksek hacimli bir devlet geliri mekanizması olduğu açıkça görülür.

Kanuna göre, araç muayenesi yetkisi verilen işletmeciler tarafından yapılan her muayeneden elde edilen gelirlerin önemli bir bölümü doğrudan Hazine’ye aktarılmaktadır. Bu aktarım, işletim süresine göre artan oranlı bir sistemle düzenlenmiştir. İlk üç yılda muayene ücretlerinin (KDV hariç) yüzde 30’u, sonraki yedi yılda yüzde 40’ı ve son on yıllık dönemde ise yüzde 50’si devlet payı olarak kasaya girmektedir. Yani son on yıllık işletim döneminde, yapılan her muayenenin yarısı doğrudan devlet gelirine dönüşmektedir.

Bu tabloya bir de gecikme bedelleri eklendiğinde, sistemin kamu maliyesi açısından ne kadar güçlü olduğu daha net ortaya çıkar. Muayenesini süresinde yaptırmayan her araç sahibinden, gecikilen her ay için muayene ücretine yüzde 5 oranında ek bedel alınmaktadır.

Kanun burada çok nettir: Tahsil edilen bu yüzde 5’lik gecikme ücretinin tamamı Hazine’ye aktarılır. Yani gecikme, işletmeci için değil, doğrudan devlet için bir gelir kalemi anlamına gelir.

Kimi zaman kamuoyunda “20 yıl boyunca devlet payı” gibi ifadeler kullanılsa da, kanun metninde tek seferde sabit bir 20 yıl vurgusu yoktur. Ancak ilk 3 yıl, sonraki 7 yıl ve devamındaki 10 yıl şeklinde kurgulanan bu sistem, fiilen 20 yıllık bir gelir planlamasına karşılık gelmektedir. Üstelik oranların zamanla artması, devlet payının işletme süresi ilerledikçe büyüdüğünü göstermektedir.

Bütün bu düzenlemeler bize şunu söylüyor: Araç muayenesi yalnızca trafik güvenliğiyle ilgili teknik bir işlem değildir. Aynı zamanda, her yıl milyonlarca araç üzerinden işleyen, gecikmeleri dahi gelir kalemine dönüştüren, sistemli ve güçlü bir kamu finansman modelidir.

Tartışılması gereken asıl mesele, bu gelirin varlığı değil; bu kadar yaygın ve zorunlu bir uygulamanın topluma ne ölçüde şeffaf anlatıldığı ve bu gelirlerin kamusal faydaya nasıl dönüştürüldüğüdür.

Belki de sorulması gereken soru şudur: Devlet, araç muayenesinden bu denli yüksek ve düzenli bir gelir elde ederken, vatandaş bu gerçeğin ne kadar farkındadır? Ve daha önemlisi, bu gelirler gerçekten yol güvenliği ve kamu yararı için mi kullanılmaktadır? 

YORUMLAR

  • 0 Yorum